Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

14.02.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Osmanlı’nın bıraktığı izler…

Sanat Tarihi Uzmanı Prof. Dr. Nurhan Atasoy’un "Osmanlı'da Yaşam" konulu, görsel destekli konferans vereceği özel bir davetle bilgime getirilince gerçekten heyecanlandım. Tarihe tutkunum ve tarihe dair çalışmalarını uzaktan hayranlıkla izlediğim Nurhan Hoca’nın canlı bir performansıyla ilk kez yüzleşecektim. Muhteşem olacağına inandığım etkinliği iple çektim.

Kariyeri boyunca sanat tarihini inceleme yeteneğini özellikle Osmanlı’ya odaklayan ve bu konuda tartışılmaz saygın bir otoriteye dönüşen Nurhan Hoca, günümüzde Osmanlı tarihi konusunda konuşacak en yetkili birkaç isimden biridir. Bu bağlamda parlak öğrenciler yetiştirmekle kalmadı. Araştırmacılara ve meraklılarına kaynak oluşturan 18 dev kitap yazdı. Sayısız televizyon programında ve konferansta tarihe duyarlı kitlelerle buluştu. UNESCO etkinlikleri, New York ve Harward üniversiteleri dahil, yurt dışı akademik çalışmalara katıldı. Sanat tarihi ve Osmanlı seferleri adına yaptığı araştırmalarda neredeyse dünyamızda ayak basmadığı yer kalmadı. Hangi müzede ve mekânda Osmanlı objesi varsa oralara uzanarak gözlemlerini kayda geçirdi.

Nurhan Hoca, kaç zamandır moda olan televizyon ekranlarındaki Osmanlı dizilerinden çok daha ilginç ve bilimsel konferansına kolay anlaşılır ama zengin ve esprili diliyle başladığında zaferlerle dolu büyük Osmanlı seferleriyle bir özdeşleme yaparak “besbelli bende de seferi bir ruh vardır. Aksi halde bu kadar geziyi ve araştırmayı yapamazdım” dedi.

Osmanlı Hanedanı’nın günümüzdeki mensuplarından olan, Hürrem Sultan’ın torunları arasında gösterilen ve son Osmanlı padişahı Vahdettin’in kızının da öz torunu olan Hanzade Özbaş ülkemizdeki görevine başladığından bu yana projelendirdiği sosyal, kültürel ve sanatsal etkinlikler zincirine yeni halkalar eklemekte… İşte Nurhan Hoca’nın konferansı da bu zincirin son halkasıydı. Sınırlı sayıda davet yapılmış olmasına karşın konferans salonu Prof. Dr. Nurhan Atasoy’un hayranlarıyla dopdoluydu. Sandalyeler dolmuş, ayakta duranlar vardı… Konferansın sonunda ünlü bilim kadınının 83’ncü doğum günü de aynı salonda alkışlar arasında kutlandı.

18 dev kitabının kapakları teker teker ekrana gelirken konferansını sunan ve her kitabın içeriğine ilişkin bilgi ve gözlemlerini aktaran Nurhan Hoca, bana başucu kaynağı oluşturacak son derece zengin bilgiler sundu. Tuttuğum notlar, ilerideki “Tarihle muhabbet” yazılarıma da yansıyacak. Şimdi ben burada o bilgilerin bazılarını özetleyip sunmalıyım ki, okurlarım Osmanlı motifleri içinde nasıl bir tarih şöleni yolculuğuna çıkarılmış olduğumuzu anlamış olsunlar:

* Yüzyıllar boyu Osmanlı İmparatorluğu’nun kapsadığı coğrafya harita üzerinde incelendiğinde diyarlar arasında misli görülmemiş muazzam seferler düzenlendiği duyumsanır. Kökleri ta Orta Asya’ya uzanan Osmanlı’nın göçebe kültürü bu seferlerin muazzam başarısındaki sırdır.

* On binlerce kişilik seferi orduda, “Otağ-ı Hümayun” denilen padişah çadırının taşınması için 700 deveden oluşan bir kervan vardı. 700 devenin her türlü iklim koşulunda yaşamlarının idame ettirilmesi bile başlı başına seferi bir hünerdi.

* Osmanlı’da önceleri direksiz çadırlar vardı. Osmanlı yaşamına direkli çadırların girmesi çok sonradır ve bu direkli mimariyle Otağ-ı Hümayun çok daha gösterişli duruma getirildi. Topkapı Sarayı’ndaki Adalet Kulesi, Otağ-ı Hümayun’un da vazgeçilmez mimari aksesuarıydı. Topkapı Sarayı’nın duvarlarının Otağ-ı Hümayun’un çevresine bezlerle örülmesi savunmanın gücünün, Adalet Kulesi ise Osmanlı seferlerinin adaleti coğrafyadan coğrafyaya taşıdığının simgesiydi. Otağ-ı Hümayun’un gösterişli mimarisi bile sefere çıkılan ülkelerin ahalisini etkilemekteydi.

* Sefer çadırlarını taşıma, kurma ve koruma kültürü ve bu kültürün uzmanları ve uygulayıcıları vardı.

* Osmanlı döneminde hayli geliştirilen Türk minyatür sanatı, tarih bilgisi olanlar için birer görsel belgedir. Bu belgeler incelenerek tarihi bilgilerin kaynağına girilebilir.

* İstanbul yüzyıllar boyu minyatürler ve çinilerle donatıldı. Ama İstanbul’da yangının ve depremin dokunmadığı mekân kalmadığından bu paha biçilmez eserler zaman içinde yok olup gitti.

* Çoğu kişi Avrupa kültür ve sanatının Türkiye’yi etkilediğinin bilincindedir, ama Osmanlı kültür ve sanatının Avrupa’yı ne denli etkilediğinin anlaşılabilmesi için duyarlı incelemeler yapılmalıdır. Avrupa’da çoğu müze olarak kullanılan pek çok şatoda ve mekânda Osmanlı objeleri titizlikle korunmaktadır.

* Prof. Dr. Nurhan Atasoy’un “Surname Humayun” adlı eserinde Sultan 2’nci Murat’ın Topkapı Sarayı’nda şehzadesi için düzenlediği ve 52 gün ve gece süren sünnet töreni anlatılır. Tüm İstanbul ahalisinin davetli olduğu bu tören ilk kültür ve sanat festivallerinden biridir. Törende kurulan muhteşem sahnede zamanın sanatçıları, kültür insanları ve esnafı yeteneklerini görsel biçimde sergilemişlerdi.

* Nurhan Hoca, “Demir pabuçlu, eli asalı gezginler” deyiminin kanıtı olan demir ayakkabıya Avrupa’daki Osmanlı motifleri arasında rastladı. Bilgilerini toplamak ve seyahatnamelerini yazmak için yaya olarak uzun gezilere çıkan Osmanlı gezginleri gerçekten kalın yün çoraplar üzerine bu hiç yıpranmayan demir ayakkabıları giyerlerdi. Ola ki Evliya Çelebi’nin de seyahatlerinde kullandığı demir ayakkabısı vardı!...

* Nurhan Hoca’ya göre televizyonlardaki Osmanlı dizilerinde karakterleri canlandıran oyunculara Osmanlı giyim – kuşam kültürüyle ilgisi olmayan rezil – kepaze kıyafetler giydirilmektedir… 

Osmanlı’nın bıraktığı izleri seçkin bilimcilerin rehberliğinde sürmekte berdevam olacağız. Çünkü etkinliğin organizatörü Hanzade Özbaş, yakında bir diğer ünlü tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı’yla konferans ortamında buluşturulacağımızı müjdeledi.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.