Cyprus Today sol
  • 18 Eylül 2017, Pazartesi 8:23
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

Pazartesi Sendromu…

Yazımın başlığına bakanlar tatille ilintili malûm muhabbeti yineleyeceğimi sanmasınlar sakın... Başlıkta vurgusunu yaptığım Pazartesi sendromumuz hafta sonu tatilinin sona ermesinden ve yoğun iş haftasının başlamasından kaynaklanmıyor. Bizi kara düşüncelerle ve hatta bunalımla bir yeni haftaya daha başlatan olaylar ve sorunlar dizisinden kaynaklanıyor o sendrom…

Meselâ Cumhurbaşkanımız Mustafa Akıncı’nın New York’a yapacağı şu yeni ziyaret “artık illallah” dedirtecek cinsten. Şimdiye dek New York turlamalarından hiçbir şey elde edemediğimiz bir yana, son BM organizasyonu olan CransMontana’nın da çökmesinden sonra nedir bizim daha umduğumuz bu dünya örgütünden?.. BM, tüm diğer dünya sorunlarında olduğu gibi, Kıbrıs sorununda da başarısızlığın kitabını yazmakta…

“Güney’deki seçimlerin ardından yeniden değerlendirme yapalım”diyen Akıncı da artık kendi kedisiyle çelişmiyor mu? Bir daha önce sayfalar dolusu dediklerine bakınız, bir de şimdi şu dediğine!.. Çözüm için “niyetsiz ve isteksiz bir muhatapla karşı karşıya olduğumuzu” İstanbul’da bir kez daha bizzat vurgulayan Akıncı, “akıntıya kürek çeken adam” durumlarını içine sindirebiliyor mu?..

Akıncı, eşitliğimize her fırsatta saygı beklediğini seslendirir. Öyleyse “Ben Akıncı’yla New York’ta görüşmem” diyen Rum Lider Nikos Anastasiadis’in bizi kendilerine eşit görmediğine ciddi göndermelerde bulunduğunu neden dikkate almıyor?..

Birleşmiş Milletler’in Rumlar için taşıdığı anlam BM Güvenlik Konseyi’nin 14 Mart 1964’te aldığı o talihsiz karardan sonra bellidir. O karar adadaki Rum rejimini “devlet”, Türk halkını da o devlete karşı başkaldıran “asi” olarak belleklere kazımıştır. Bize muamele, işte bu çerçevededir!..

Bundan sonra Kıbrıs Türk tarafı olarak ne yapmamız gerektiği yine Akıncı’nın İstanbul’daki söylemlerinde yankılandı. “Ya federal çatıda buluşacağız, ya da yan yana iki ayrı çatı olarak devam edeceğiz.”

Rum tarafının zaman kazanma aracına dönüştürülen o hurdahaş masada artık hiç oyalanmadan, hiç zaman yitirmeden ikinci şıkkı kendimize dönüşü olmayan hedef olarak belirlemeliyiz: “İki ayrı çatı altında yolumuza devam”…

Mustafa Akıncı bazı konuşmalarında Kıbrıs sorununa çözüm arama eksersizlerini bugünkü neslin artık tamamladığını, bundan sonrasını yeni nesillere bırakmak gerektiğini de seslendirmişti.

Bu bağlamda da fazla umuda kapılamayız. Baksanıza Güney’de olup bitenlere…

Diğer devlet okullarından sonra Güney'deki kreşler ve ana okullar da en sonunda Rum Ortodoks Kilisesi’ne devredildi..."Beşikten mezara ırkçı, faşist ve yayılmacı eğitim projesi" böylece tamamlanmış oluyor.

Bu gidişatta çözümü artık gelecek nesiller de hiç bulamaz!.. Diyeceğim o ki, nasıl yetiştirilmekte olduğu besbelli o Rum nesillerine pek umut bağlanmasın…

Gözlerimizi kendi evimizin hallerine çevirdiğimizde ise,  ciddi karamsarlıklar yaşamaktayız. Çünkü kendi devlet çatımız altında yapmamız gerekenleri ısrarla savsaklıyoruz.

Hangi bir sorunumuzu taşıyayım şimdi ben bu dar çerçeveye?...  Ekonomik, siyasal ve çevresel olanları mı?.. Yoksa günlük yaşamın sürdürülmesine bile boyuna çelme atan kendi kayıtsızlıklarımızı, duyarsızlıklarımızı, tıbbi ve bürokratik laçkalıklarımızı mı?..

Güncel bir detaylandırma mı istersiniz? Buyurun öyleyse:  Geçitköy Barajı'nda kapasite fazlası tonlarca suyun denize boşaltılması sürerken ülkenin büyük bölümünün susuzluktan“grak-grak” ettiğinin trajikomik fotoğrafı önümüzde…

Geçitköy'e ta Anamur’dan bin bir emek ve masrafla ve de son teknolojiyle deniz altından ulaştırılan suyun kupkuru bölgelerimizle buluşturulmasını sağlayacak proje için 200 kilometrelik boru döşenmesi gerekiyor.Bu proje adına  da bütçemizde tek kuruş yokmuş. Hem yağmur ve hem de boru duasına çıkmaktan başka çare bırakmayan bir yönetim acizliğiyle yüz yüzeyiz…

Bürokrasiden de güncel bir örnek: Kum atsan yere düşmeyecek denli kalabalık şu Araç Kayıt Dairesi'nin durumu…

“Hükümet olan bu dairedeki rezaleti bitirir, yetti artık!” diyoruz, ama kim kime dumduma…

Gündemi ağırlaştırdıkça ağırlaştıran kronik ve güncel sorunlar yığınını buraya aktarsam, şu Pazartesi Sendromu’nun dayanılmazlığı daha bir boyut kazanır…

Siyasal çözüm konusundaki umutları yok eden uzlaşmaz zihniyetin karşısında devletimizi eğer ayrı bir çatı olarak sağlamlaştırıp yücelteceksek, bizi sendromlara sürükleyen tüm bu sorunlardan ayrışmamız gerekir…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 28 18 7 3 34 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 28 16 5 7 18 53
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 28 16 5 7 15 53
4 BİNATLI YSK 28 14 7 7 19 49
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 28 11 11 6 8 44
6 BAF ÜLKÜ YURDU 28 11 8 9 14 41
7 LEFKE TSK 28 12 5 11 11 41
8 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 28 13 2 13 2 41
9 CİHANGİR GSK 28 11 6 11 2 39
10 TÜRK OCAĞI LİMASOL 28 12 2 14 2 38
11 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 28 10 7 11 3 37
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 28 10 2 16 -25 32
13 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 28 8 7 13 -15 31
14 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 28 5 8 15 -32 23
15 YALOVA SK 28 5 7 16 -21 22
16 OZANKÖY SK 28 4 7 17 -35 19
yukarı çık