Akacan Holding
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

07.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Rum basınının ifşaatları…

Kıbrıs Türk halkının insan haklarına yöneltilen ırkçı ve faşist komploları çoğu zaman Rum basınından öğrenmekteyiz. 1960’lı yılların ortasında “Patris” gazetesinde sayfa sayfa açıklanan “Akritas Planı”, bu bağlamdaki ifşaatların en önemlisi ve tarihi olanıdır.

Tarihçilerin “Türkü İmha Planı” adını verdikleri o ürpertici belge, 1963 Aralık ayında başlayan olayların aslında Rum propagandacıların iddia ettiği gibi devlete karşı bir Türk isyanı olmadığını, Girit kalkışmasına benzer genel ve planlı bir saldırıyla Enosis uğruna Türklerin soykırımdan geçirilmek istendiklerinin çürütülmez kanıtıydı.

Bugün oldu, Kıbrıs Türk halkının insan haklarına yöneltilen ırkçı saldırıları yine Rum basınının ifşaatlarından öğrenmekteyiz. Bunun son taze örneklerini mi istersiniz? İşte Rum Ombudsman Eliza Savvidu’nun kendi rejimine karşı birbirine eklenen kınayıcı ve suçlayıcı raporları...

Ombudsman son olarak İngiliz Okulu’ndaki bir avuç Türk öğrenciye okulun yönetimi tarafından uygulanan ayrımcı ve ırkçı tavırları uygar ve çağdaş bir dille yayınladığı raporda teşhir etti.

İşte Kıbrıs Üniversitesi Rektörü Konstantinos Hristofidis’in Rum nesillerinin ırkçı ve faşist bir eğitimle yetiştirildiklerine önemli vurgulamalar yapan, Rum eğitimcilerin öğrencilerine Kıbrıs’ın tarihi ve sosyal gerçeklerini çok farklı ve milliyetçi, nefret yaratıcı bir dille anlattıklarına ağır eleştiri getiren son konuşması…

Ve işte tamamen yasal çerçevede Türk üreticiden patates alan bir Rum tüccarın başına gelenlere ilişkin kaygılandırıcı haberler…

*             *             *

Rum basınının ifşaatlarıyla gözler önüne serilen tüm bu ırkçılıklar AB camiasının üyesi olan bir ülkede cereyan etmektedir. Ama Rum sivil örgütleri, kurumları ve halkı gibi AB de tüm bu olup bitenlere karşı alabildiğine duyarsız. İnsan hakları ve uluslararası hukuk adına bir tepki gösterildiğine, bir önlem alındığına tanık olunamıyor.

“Olası bir çözümde Türkiye’nin güvencesine gerek yoktur. Bu gibi güvencelerin modası geçmiştir. AB camiasının ve uluslararası hukukun içinde olmak, yeterli bir güvencedir” diyenlerin kulaklarının çınlamasını dilerim.

Acı olan şu ki, kimilerini son derece umutlandırmakta olan müzakereler sürecine halel gelmesin diye,  Türk halkının kendi organları ve sivil toplum örgütleri de, kendi halklarına karşı işlenmekte olan bu insan hakları ihlalleri karşısında sus-pus olmaktadırlar.

Sessiz kalmak, tepki vermemek ve hele önlem almamak insan hakları ihlallerinin devamına yeşil ışık yakmaktadır. Bunun devamı ise olası bir çözümün daha şimdiden kuyusunu kazmak anlamına gelmektedir.

*             *             *

“Birleşik Kıbrıs” hayalleri kuranlar, bu hayallerinin üzerinde dolaşmakta olan ırkçı ve faşist bulutları görebilmelidirler. Hayalleriyle oynayanların marifetlerini görememek ve bu marifetlere karşı tepki koymamak hoş bir durum değildir. Bu durumu nitelendirebilecek çeşitli sıfatlar vardır, ama o sıfatları burada seslendirmek istemem…

“Birleşik Kıbrıs” denemesi 1960 Londra ve Zürih Antlaşmasıyla kurulan ortaklık devletinde denenmişti. Ne ki, bu deneme çok iyi bilinen tarihi nedenler dolayısıyla maalesef başarılı olamadı. Neden başarılı olamadığının en önemli tarihi kanıtı da işte yazımın başında, Rum Basını tarafından hepimizin gözleri içine sokulan o ünlü “Akritas Planı”dır.

Eğer o deneme başarılı olabilseydi Kıbrıs adası çoktan tüm dünyanın gıptayla baktığı bir barış ve refah cennetine dönüşmüş olacaktı.

Ne yazık ki, “Akritas Planı” kafasıyla yaşayanlar ve onların bu çağdışı kafasına sessiz kalan kitleler ve kurumlar, hâlâ Rum toplumu içinde mevcuttur.

Öyleyse Kıbrıs’ta olası bir çözümün yaşayabilmesi için “Güvence, eşitlik, iki bölgelilik” diye özetlenen kırmızıçizgilerimizin altı çok sağlam biçimde doldurulmalıdır.

O dolgu malzemesinin hamuru sağlam olmazsa olası bir çözümün sürdürülebilmesinin de olasılığı yoktur.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.