HUNKAR SAG GIYDIRME
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

26.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Seçeneksiz değiliz…

Son zamanlarda medyatik olmaktan kaçınan KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, BRTK’nun  “Açık Gündem” programındaki söyleşimizin konuğuydu. Onu, “şahin politikacı” izlenimini vermekten dikkatle kaçınır gördüm. Müzakerelerin gidişatına olumsuz etkiler yapmaktan çekinen tavrına karşın, zamanın kendisini haklı çıkaracağını duyumsatan duruşu da gözden kaçmıyordu. İnancı o ki, görüşmelerin siyasal çözüm bağlamında olumlu sonuç vermeyeceğini herkesin görebileceği o moment, çok yakındır...

Ertuğruloğlu, Neşe Ergüçlü ile birlikte kendisine yönelttiğimiz soruları sakin bir ifadeyle yanıtlarken hiçbir radikal söyleme yönelmeden Kıbrıs'ı bir Helen adası olarak gören ve Kıbrıs Türk halkıyla egemenliği ve eşitliği paylaşmaya yanaşmayan Rumlarla bir anlaşmaya varılabileceğine inanmadığını net bir dille açıkladı. Dışişleri Bakanı, Rum tutumu yüzünden çözüm olmazsa seçeneksiz kalmayacağımızın altını çizmeyi de ihmal etmiyor.

Neler olabilir o seçenekler?  Örneğin, KKTC Kosova misali sınırlı tanınmaya gidebilir… Uygulanacak Tayland modeli ile Kıbrıs Türk halkı esenliğe kavuşturulabilir… Bölgenin en önemli aktörü olan ve global aktörlüğe de yönelen Türkiye'ye bağlanmak da seçeneklerden biri olarak gündeme gelebilir.

Ertuğruloğlu, bu tür seçeneklerin denenmesinin, artık sürdürülemez bir idari yapılanmanın içine gömülen halkımızın önünü açabileceğini de söylüyor…

                                                               *             *             *

Bizim kameralar önünde Ertuğruloğlu ile söyleşiye oturduğumuz sırada çözümsüzlük sendromunu kışkırtan yeni yankılar gelmekteydi Güney Kıbrıs’tan… Rum Lider Nikos Anastasiadis güncel konuşmasında nasıl bir çözümü düşlediklerinin sinyallerini bir kez daha vermekteydi. Onların öngördüğü çözüm, Kıbrıs’ta Hellenizmin devamını güvence altına alacak, dahası Hellenizmin tümünün Kıbrıs’ın her karış toprağında var olacağını duyumsatan milli bir projedir!..

Siyasi lider böyle konuşurken, aynı anda ruhani lider Başpiskopos 2. Hrisostomos da tehdit edici diliyle devredeydi…  Diyordu ki, toprak konusunda Anastasiadis kabul edilemeyecek şeylere “evet” derse halkı ayaklandıracakmış!..  Türklerin nüfusunun yüzde 18 olduğunu yineleyen Hrisostomos, Türklere yüzde 25’ten fazla toprak bırakılmaması gerektiğine de vurgu yapıyor!..

Başpiskopos’un bu konuşması bizim tarafta yankı yaratırken kimi kronik çözümcümüz tepkileri yatıştırmak çabasıyla Hrisostomos’u aslında Güney Kıbrıs’ta çok az kişinin dikkate aldığını, onun sadece bir grup fanatiği etkileyebildiğini savunuyordu.

Oysa Kilisenin Rum halkı üzerindeki büyük etkisi tartışma bile kaldırmaz. Güney’de bizim gibi laik bir halk yoktur. Rum halkı genellikle dincidir ve ruhani liderliğin telkinlerinin etkisindedir. Eğitim ve algı sistemi kilisenin denetimi altındadır. Güney Kıbrıs’a ırkçılığı ve fanatizmi dışlayan barışçı bir eğitim sisteminin gelmesini engelleyen de kilisedir. Bunu kimi Rum aydınları da cesaretle seslendirmektedir.

Rum araştırmacı yazar Dr. Hristina Valinidu’nun şu cesur yakınması görmezden gelinemez:

“Kıbrıslı Rumların eğitiminin özü 1812’den bu yana, yani 200 yıldır hiç değişmedi. Güney Kıbrıs’ta barış adına uğraşan bir eğitim sistemi yok. Sürekli milliyetçiliği ve hakimiyetçiliği telkin eden bir eğiti sistemi var.”

                                                               *             *             *

Peki, durumlar böyleyken ve henüz ortaya halkımızın onayına sunulabilecek bir çözüm planı bile çıkmamışken bizim tarafta "evet”çi devinimler örgütlemek ne kadar doğrudur? Halkımızın kaderiyle ilgili yaşamsal konularda böylesine ön yargılı ve şartlanmış eğilimlere girmek sadece Rum fanatizminin ekmeğine yağ sürer…

Toprak görüşmeleri günün tarihi konusu… Bakarsınız Cumhurbaşkanımız Mustafa Akıncı Cenevre'den Anastasiadis'in toprak önerilerine "hayır" diyerek döner… Öyleyse bu “çözüm olsun da nasıl olursa olsun” mantığının anlamı ne?

Hiç kuşkusuz, Anastasiadis bu tür ön yargılı ve şartlanmış devinimlerle elinin biteviye güçlendirildiğini memnuniyetle hissetmektedir.  Belki de Cumhurbaşkanımız Akıncı'ya diyor ki; "Beni zorlama Mustafa. Baksana seninkilere… Çözümün her türlüsüne dünden razı!"

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.