• 14 Temmuz 2017, Cuma 8:26
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

Sıcak Kıbrıs’taki hallerimiz…

Günün en sıcak saatlerinde açıkta çalışılmamasına ilişkin üç günlük hükümet kararının yürürlüğe girdiği çarşamba gün… İşte o saatlerde çoğu kişi gibi ben de çevremi kolladım... Karar bir yasak niteliğindeydi. Yasağa acaba ne ölçüde riayet edilecekti!..

Karşımızdaki arsada iki inşaat var. Apartmandaki kalıpçı ve demirci ustaları öngörülen saatlerde istirahate alındı. Diğer inşaattaki işçiler ise olağanüstü gürültü çıkararak içeride çalışıyorlar…Müştemilat yıkıyorlar, sıkça da malzeme taşımak için dışarıya çıkıyorlar ...Güya güneşte değiller!.. Ama sıcakta...

O işçilere istirahat hakkı tanımayan taşeron, sıcak öğle üstünde çevre evlerdeki insanlara da istirahat hakkı tanımamak gibi bir vurdumduymazlık içinde...

Bu arada apartman inşaatının tepeleme yığılan enkaz artıkları açıkta olduğu ve üzeri örtülmediği için rüzgâr her gün olduğu gibi o gün de toz toprağı etrafa yaymakta berdevam idi.

Hem gürültü ve hem de inşaatın çevreye yayılan tozu toprağı nedeniyle o sıcak havada herkes kapılarını ve pencerelerini kapatmak zorunda bırakılıyor...

İnşaat ruhsatı verip bedel alan belediyemizin kontrolü nerede?

Ya Çalışma Bakanlığı’nın yetkilileri?

O gün sosyal medyaya benzeri yığınla yasadışılık durum, örnekler verilerek hükümet kararına uyumsuzluk yansıtılırken, “parasız ihbar hattı” diye açıklanan numaraya telefon edenler de karşılarına bir görevlinin değil,  tele sekreterin çıktığını yazdılar…

Bazılarını adam etmek çok zor bu ülkede… Çünkü devlet otoritesi yasal çerçevede bile yeterince kullanılmıyor… Devlet adına görev yapan yetkililer aldıkları kararları uygulamakta acayip bir esneklik gösteriyorlar… Kararlarında otoriter olacaksın, otoriter!..

*             *             *

Sıcak konusunda nostalji yapmanın da zamanıdır…

Bizim neslin çocukluğunda ucuna yetiştiği İngiliz Sömürge Yönetimi döneminde halk sıcağa karşı etkin önlemlerle korunurdu. Bu korumacılık, öyle “mevsim normallerinin üstünde sıcak hava” martavalıyla birkaç günlüğüne değil, tüm yaz ayları boyunca etkin biçimde uygulanırdı… Çünkü Kıbrıs’ın sıcağı yaz boyunca normalin üstündedir her zaman…

Sömürge döneminde, Haziran’ın başından Ağustos’un sonuna dek, üç ay süreyle zorunlu siesta tatili uygulanırdı. Siestanın başlama ve bitiş zamanları halka sirenler çalınarak duyurulurdu. Sirenlerin çaldığı saatler arasında tüm devlet ve özel sektör iş yerleri saat 13.00’ten 16.00’ya dek dinlenceye çekilmek zorundaydı. İngiliz, bu yasal zorunluluğa uymayanlara ciddi yaptırımlar uygulardı… İş yaşamı tümden durduğundan üç saat süreyle ülkeye tam bir sessizlik egemen olur, kapalı alanların serinliğine çekilen herkes kendini dinlenmeye verirdi…

Sirenler olağanüstü hal aygıtlarıdır… Aşırı sıcakların da olağanüstü bir iklim hali olarak algılandığının işareti işte o siren çığlıklarıydı… Ölümcül yaz sıcaklarından korunma gereksinimi siren çığlıklarıyla dillendirilirdi…

Ve düşünün ki, İngiliz Sömürge Yönetimi döneminde Kıbrıs henüz küresel ısınma olayının sarmalına girmemişti… Adamız artık her yıl derece derece yükselen küresel ısınmanın da etkisinde… Sıcağa karşı etkin korunma yöntemleri bir toplumsal sağlık gereksinimidir…

*             *             *

İngiliz’in yaz aylarına özgü kıyafet mevzuatı da vardı… Memurlar yaz mevsimi boyunca kısa haki pantolon, kısa kollu gömlek giyer, ayaklarına sandalet geçirirlerdi. Kravat, gardroplara kaldırılırdı… Güneşe çıkıldığında başa geçirilen haki renkli hafif mantar şapkalar vardı. “Koloni şapkaları” denirdi bunlara… Kadınlar da özellikle yaz aylarında şapka kullandıklarından, adada bir şapkacılık sektörü oluşmuştu, tıpkı terzilik gibi… Kentlerde şapkacı dükkânları harıl harıl çalışırdı… Kaliteli, şık, koruyucu şapkalar üretilirdi… Bugünün ince bezden göstermelik şapkalarının sıcağa karşı ne denli koruyucu olduğu tartışılır…

Devletimizin ilk dönemlerinde yaz kıyafet rejimi bizde de hükümet kararıyla uygulanırdı. Yaz mevsimi başlarken devlet çalışanlarının rahat kıyafetler giyebileceklerine, erkeklerin kısa kollu gömleğe geçebileceğine dair genelgeler yayımlanırdı. Resmi durumlarda ceket zorlanmaz, kısa kollu gömlek üstüne kravat takılırdı.

Dahası o dönemlerde gri ve haki renkli safari kıyafet bir yaz modasına dönüşmüştü. Kemer dışında bırakılan ve aynı renk pantolon üstüne salıverilen açık yakalı gömlekle rahat ve şık bir erkek giyim tarzı oluşturulurdu. Devlet Başkanı Rauf Denktaş, safari kıyafetleriyle bu modanın öncüsüydü. Resmi kabullerini ve toplantılarını bile safarisiyle yapardı…

Diyeceğim o ki, bu kavurucu adada sıcaktan korunma yöntemlerimiz geçmişe oranla çok yetersiz…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 15 9 3 3 17 30
2 BİNATLI YSK 15 8 5 2 12 29
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 15 9 1 5 8 28
4 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 15 8 4 3 6 28
5 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 15 8 1 6 3 25
6 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 15 6 6 3 7 24
7 BAF ÜLKÜ YURDU 15 5 5 5 11 20
8 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 15 5 5 5 -1 20
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 15 4 7 4 -1 19
10 LEFKE TSK 15 5 2 8 -5 17
11 GENÇLİK GÜCÜ TSK 15 5 2 8 -16 17
12 TÜRK OCAĞI LİMASOL 15 5 1 9 -4 16
13 CİHANGİR GSK 15 4 4 7 -5 16
14 YALOVA SK 15 4 3 8 -5 15
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 15 3 6 6 -8 15
16 OZANKÖY SK 15 2 5 8 -19 11
yukarı çık
Skull King Popup