HUNKAR SAG GIYDIRME
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

23.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Şimdi KKTC’nin zamanı…

Gidilecek köyün minareleri zaten kaç gün önceden görülmüştü… Somut sonuçlar alınıncaya dek sürmesi tasarlanan ve buna göre programlanan Mont Pelerin zirvesine aniden bir hafta ara verildi.

Rum ve Yunan çıkarları açısından olması gerekenler, işte o bir hafta zarfında kurgulandı. Ortodoks mekanizması bir kez daha devreye girmişti. Başpiskopos Hrisostomos “Anastasiadis’ten aldığım bilgiyle rahatladım” diyordu.

Mont Pelerin zirvesi kabul edilmesi olanaksız isteklerle yıkılacak ve bunun sorumlusu olarak da Türk tarafı gösterilecekti!..

1968’den bu yana süregelen görüşmeler sürecinin o klasik taktiği yeniden denenecekti…

                                                               *             *             *

Müzakerecimiz Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı satır arası ilk mesajını KKTC’nin kuruluş yıldönümü dolayısıyla yaptığı o geleneksel konuşmada verdi: “Olmazsa, yolumuza KKTC ile devam ederiz!..”

Görüşmelerin gidişatı hakkında Cumhurbaşkanlığı konutunda bilgilendirilen siyasi parti yetkilileri de, zaten aydınlatılmalarından sonra iç açıcı şeyler söyleyememişlerdi…

Akıncı, iki günlük ikinci tur zirve için yeniden Mont Pelerin’e giderken de, buruktu. Güney Lefkoşa ile Atina’dan gelen seslerden duyduğu endişeyi kamuoyumuzla paylaşmak gereğini duydu.

Nitekim, masadaki çabaları nedeniyle Rum tarafının tavrı hakkında en iyi gözlemlere sahip olan müzakerecimiz Akıncı’nın endişelerini haklı çıkaran hüzün verici finali görmekte gecikmedik.
   Bu tarihi final, Mont Pelerin zirvesinin yıkıldığına dairdir…

                                                               *             *             *  

Mehmet Ali Talat "ben bu işi 3 ayın içinde bitiririm" iddiasıyla seçilmiş ve en sonunda "kendimi Sarayönü'nde asayım mı?" noktasına gelerek havlu atmıştı. "Kesin çözüm" vaadiyle seçim kazanan Mustafa Akıncı ise 18 ay uğraştı, ama ı-ıh... Yine olmadı.

Akıncı "olmazsa yolumuza KKTC ile devam edeceğiz" dedi ya... Öyleyse artık KKTC yolunda yürümesi gerekir boş yere zamanını harcamaktansa. Yanına KKTC’yi yaşatmaya gerçekten kararlı olanları da alarak, tüm halk katmanlarını kucaklayarak ve ırkçı Rum kaprislerine meydan okuyarak.

Cumhurbaşkanımızın Rum – Yunan kaprislerinin gölgesindeki görüşme masasında harcadığı zamanın dışında da yapabileceği tarihi işler vardır.

                                                               *             *             *

Oysa görüşme sürecinde, ve hele o finale gidildiğinin sanıldığı ortamda, Rum tarafına hoş görünebilme adına neler de neler alınmıştı göze!..

33’üncü yıldönümünde, KKTC için en mütevazı, en çekingen, en zoraki törenler yapıldı. Ülkenin bayraklardan arındırılan durumu televizyon programcılarımızın konusu, KKTC’nin temeline alın terini, hatta kanını akıtanların ise acısı oldu…

KKTC kuruluş yıldönümü resepsiyonunun yapıldığı salona, cumhuriyetin simgesi olan bayraklar bile asılmadı…

Dahası o cumhuriyetin kurulmasına katkıda bulunan, o cumhuriyete kendini adayan, adları Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş döneminden bu yana protokol listesinde olan kimi sembol isimler resepsiyona çağrılmadı. Sanki devlet resepsiyonu değil de, aile resepsiyonu veriliyormuş gibi!..

Dilerim kuruluş yıldönümünde asılmayan o bayraklar şimdi göndere çekilir, önlerinde saygı ve vefa ile selam durulur ve toplumsal dirilişimiz adına yeni bir başlangıç yapılır.

Artık, sığındığımız son kale olduğu kesinlik kazanan cumhuriyetimizi Kıbrıs Türk halkına layık, adam gibi bir düzenlemeyle, radikal reformlarla, yurtsever kadroların emeği ve bilinciyle, uluslararası topluma kabul ettirme zamanıdır.

Ne mutlu bunu başaracak o yiğit ve yurtsever nesile…

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.