HUNKAR SAG GIYDIRME
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

23.02.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Şu “çağdışılık” konusu...

Gerek Rum Yunan ekselanslarının ağzında, gerekse Elen medyasında Türk tarafının vazgeçilmezi olan garantilerin çağdışı olduğu iddiası yinelenir hep… Komşularımızın dillerine pelesenk olan bir iddia…

Garantiler çağdışı imiş!..

Peki, çağdaşlık nedir? Rum Meclisindeki oy birliği ürünü 1967 ENOSİS kararını hâlâ kaldırmamak ve bu yetmezmiş gibi hem de bu zamanda o meclisten bir de ENOSİS Plebisiti’nin kutlanması kararını üretmek mi?..

Kaldı ki, günümüzde çeşitli ülkelerin garantörlere sahip olduğunu, son olarak da AB üyesi Polonya’nın Amerikan askeri birliklerini topraklarına sevinç gösterileriyle kabul ettiğini kaç kezdir yazmaktayız.

Garantör ABD askerleri Polonya’dan sonra Bulgaristan topraklarına da girdi...

AB üyesi Almanya, Litvanya, Letonya ve Estonya da ABD askerlerinin güvencesinde…

Rum toplumu içindeki ENOSİS tutkusunun görüşme masasında kriz yaratan son Rum marifetleriyle bir kez daha su yüzüne çıkmış olması bile, Kıbrıs Türk halkının huzurlu ve barışçı bir gelecek için sağlam güvenceler istemekte ne denli haklı olduğunu belgelemeye yeterlidir.

                                                               *             *             *

Rum Temsilciler Meclisi’ndeki son ENOSİS’çi atraksiyonun bir ayrıntısının da burada altını çizmekte yarar

var: Diğer Rum siyasi partilerini de peşine takarak o ENOSİS Plebisiti’nin kutlanmasına ilişkin kararı üretmeyi başaran ELAM’ın Yunanistan’daki faşist ve ırkçı HRİSİ AVGİ partisinin adadaki uzantısı olduğunu ve hatta HRİSİ AVGİ ile aynı çatı altında bulunduğunu, Rum medyasına yansıyan açıklamalardan öğreniyoruz.

Demek ki ENOSİS idealinin capcanlı tutulabilmesi adına Yunanistan üzerinden tetiklenen emperyalist girişimler adamıza ulaşabiliyor…

Rum ve Yunan yetkilileri ile medyası garantiler konusunda “çağdışılık edebiyatı”nı yapadursun… Yunanistan’ın yayılmacılığı günümüzde bile ulusal siyasete dönüştürdüğünün bir başka kanıtına bakalım şimdi biz… İşte son haftalarda Ege’deki Kardak kayalıkları çevresinde gözlenen tehlikeli ve sımsıcak askeri sürtüşmeler!... Türk askeri gücünün son ferdine dek Kıbrıs’tan çekilmesi paranoyası Rum – Yunan siyasetinin odağına oturtulmuş durumda... Bu paranoyanın tarihi temelini bilenler için yayılmacı Elen milliyetçiliğinin içyüzünü anlamak hiç de zor değildir...

Akıp giden zamanın neler getireceği hiç bilinmez… Konjonktürün uygun olduğu bir zamanda Rum çoğunluğu tarafından Kıbrıs’ta yapılacak bir referandumla adayı Yunanistan’a bağlama ideali Elen milliyetçiliğinin bilincinde ve yüreğinde hep canlı olacaktır…

                                                               *             *             *

1950’de AKEL ile Kıbrıs Rum Ortodoks Kilise’sinin, Atina’dan gelen emirle düzenlediği ve toplanan imzalarla olağanüstü bir başarıya ulaşan Yunanistan’la birleşme plebisiti, Kıbrıs Türk halkının yediden yetmiş yediye örgütlenerek direnmesiyle amacına ulaşamadı…

Ama neler de neler pahasına!..

Türkiye’nin Kıbrıs’taki, askeri gücünü son erine kadar çekmesi, Türkiye’nin uluslararası antlaşmalarla var olan Kıbrıs’a ilişkin garanti haklarından vazgeçmesi demektir.

Ki bunun anlamı da, Türkiye’nin Kıbrıs’la olan ilgisini tamamen koparıp atmak ve Kıbrıs Türk halkını kendi kaderiyle baş başa bırakmaktır…

                                                               *             *             *

Yunan yayılmacılığının bir şehir efsanesi olmadığını yeri geldikçe yazanlardanım. O yayılmacılık bölge tarihinin ta kendisidir…

Yunan emperyalizmi, dünyamızda etkin biçimde yaşamakta olan emperyalist yayılmacılık akımının içinde en aşikâr ve en dinamik olanlardan biridir... Bu aşikâr siyaset sayesinde Osmanlı’dan kopartılan dar bir coğrafya parçası üzerinde kurulan Yunanistan, tarih bağlamında kısa sayılacak bir süre içinde büyüyerek bugünkü durumuna ulaşmıştır.

1814’de Osmanlı topraklarının içinde faaliyete geçen ve 1829’da Osmanlı’dan bağımsız bir Yunanistan kurulmasını sağlayan Ethniki Eterya’nın 10 ünlü hedefinin 8’incisinde “Kıbrıs adasının Yunanistan’a ilhakı” vardır.

Aradan iki yüz küsur yıl geçti… Diğer hedeflerin önemli bölümüne ulaşıldı… Ama 8’nci hedefe hâlâ ulaşılamadı. Bu hedefe de ulaşmak Elen milliyetçiliğinin en büyük tutkusuna dönüştü.

Elen milliyetçileri bu hedefin önündeki engel olarak gördükleri Türklerin düşmanları olduğunu hiç gizlemezler. Okullarında çocuklarını bu doğrultuda eğitimden geçirirler…

O milli eğitimin günümüzde nasıl uygulandığının ve her an ne tür sonuçlar verdiğinin canlı örnekleri ortadadır…

Kıbrıs Türk halkına düşen her zaman barışçı olmak, savaş kışkırtıcılığından kaçınmak, ama Elen milliyetçiliğinin doğal hedefi olduğunu da hiçbir zaman unutmamaktır…

Bunu başarabilmenin garantilerine sarılmak, çağdışılık değildir. Vatanda ve gelecekte de var olabilme gereğidir.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.