Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

26.04.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Tartışmalı bir törenin arkasından…

Başkent Lefkoşa’da 23 Nisan devlet kutlamalarının indirgendiği düzey, çoğu insanımız tarafından şokla ve tepkiyle karşılandı...

Ben o törene gitmedim… Töreni yerinde izlemedim... Ama gelen tepkilerde bana ayrıntılarıyla yansıtılanlar, neredeyse beni o töreni yerinde izlemiş kadar yaptı…

Vatandaşlar, alanın tören için yetersiz kalmasından tutun da, sunucu başarısızlığından, organizasyondan ve ortaya çıkan karmaşadan yakındılar. Bu kadar özensizlik evlere şenlik yani!.. Yakınanlar arasında; “Tören, hiç değilse o çocuk parkı yerine, hemen yanındaki Yusuf Kaptan Sahası’nda düzenlenseydi” diyenler de vardı.

Öyle ya; Atatürk Stadyumu’nun inşasından önce tüm resmi kutlama törenlerimiz büyük bir katılım ve coşkuyla o sahada yapılmıyor muydu?..Tören vesilesiyle nostalji de yaşanmış olurdu…

Ortaya çıkan gözlem şu ki, devletin Atatürk Stadyumu’ndan Belediye'nin Çağlayan Parkı’na taşınan ve bir “panayır” havası verilen etkinlik, herkese ta İngiliz koloni yönetiminden beri süregelen geçmiş yılların o muhteşem törenlerini hüzünle anımsattı...

Bir gazeteci olarak bana, gerek tören sırasında, gerekse törenden sonra yığınla tepki gelirken, tören mekânı olarak Çağlayan Çocuk Parkı’nı seçen yetkililerin bu tedirginlikten bilgisiz olmaları mümkün değildir…

Bana tepkisini yansıtanlar arasında iktidarın milletvekilleri de vardı. “Bu konuyu hükümette tartışacağız, sizin de medyaya taşımanız gerekir” diyorlardı.

Sayın milletvekilleri keşke tartışmalarını törenden önce başlatmış olsalar ve uyarılarıyla kutlama düzeyinin bu şekle indirgenmesini önleyebilselerdi!…

O devlet törenine katılan çocuklarımız bile düş kırıklığı ve üzüntü içinde... Ailelerine "Artık böyle törene katılmayız!" diyenler var... Düşünün ki, böylesi eylemci tavırlar içine soktuklarımız, 8 – 9 yaşlarındaki ilkokul öğrencileri… Bir çocuk bayramında, çocukların psikolojisini bozmaya kimin hakkı var?

Bu konudaki ilk üzücü duyumu beni ağlayarak arayan bir büyükanneden aldım… Doğrusu onu teselli edemedim... Çünkü ben de ağlamaklı olmuştum.  Emekli bir bürokrat olan o hanımefendi; "İngiliz Koloni İdaresi’nde bile böyle 23 Nisan töreni yapılmazdı" diyordu…

Haklı değil mi?..Bence haklı…

Peki bu tepkili ve üzüntülü ortam halk iradesiyle siyasal sorumluluk alan ilgililerin umurunda mı? Pek de sanmıyorum umurlarında olduğunu... Umurlarında olsa böyle yapmazlardı!...

23 Nisan Pazar günü şöyle bir soru sordum sosyal medyadaki sayfamda: “Devlet stadyumundan Çağlayan Parkı’na indirgenen o tören... Hiç mi yadırgamadınız?!..

Gelen açık ve kapalı yığınla yanıttan anlaşılmıştır ki, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın başkentte kutlanma düzeyinin bu şekilde düşürülmesi pek çok insanımızı üzmüş ve hatta isyan ettirmiştir…

Bundan büyük, bundan anlamlı yadırgama mı olur?                             

Eğer halkın dayatılan her şeyi kanıksayıp sineye çekeceğini sananlar varsa, yanılgı içindedirler…

Bırakınız ergenlerimizi, ama Çağlayan Parkı’ndaki törene götürülen çocuklarımızın bile duruma tepkili olduklarını belirttim. Bazı annelerin sosyal medya sayfamdaki paylaşımlarından da görüleceği gibi, çocukların içinde “artık böyle bir törene katılmayacağım” tepkisini koyanlar olmuştur… Sorumluların şapkalarını önlerine koyup bu durumu düşünmeleri gerekir…

Düşüncelerinde şu senteze varmalarını da gönülden dilerim: Kıbrıs Türk halkının kimliğini belirleyen toplumsal değerler ve haklar vardır. O toplumsal değerler ve haklar, bu halkın kimliğini bastırmak, silmek ve yok etmek isteyen sömürge yönetiminden en zor koşullar altında söküle söküle alınmıştır. Bu halkın kimliğini belirleyen haklardan ve değerlerden ödün verilmek istenmesi ve halktan da bu konuda feragat beklenmesi içe sindirilebilecek bir durum değildir…

O toplumsal değerlerin ve hakların özgürce kullanılmasına bir hafta önce Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Sırbistan’dan gelen konuk çocukları Larnaka Havaalanından geriye göndererek tavır koymuştur. Şimdi bizim kendi elimizle bir başka tondaki bir gölgenin o toplumsal değerler ve haklar üzerine düşürülmesi olağan karşılanabilecek bir olgu değildir…

Şimdi önümüzde 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı var… Bakalım nelere tanık olacağız!..

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.