HUNKAR SAG GIYDIRME
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

19.02.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Toprak…

Toprak vatandır, yaşam kaynağıdır, egemenliktir, stratejidir.

Tarih boyunca tüm savaşlar, savunmalar ve ulusal siyasetler toprak üzerine yapılmıştır.
Sanat, insancıl ve toplumsal duyarlılıkların etkin biçimde irdelendiği, insanlara ilham ve moral veren alandır. O nedenle toprak olgusu, insanlığın var olduğu ilk günden bu yana, sadece siyasetin değil, sanatın da konusu olmuştur. Toprak adına üretilmiş nice sanat eseri vardır. Hem de sanatın her dalında…
Toprak siyasetinde acizlik göstermek sadece toplumsal ve ulusal onuru zedelemez. O acizlik, uluslar ve halklar için felaketlere de yol açar.
Nitekim Kıbrıs sorununa siyasal çözüm arayışları sürerken ve toprak başlığı bu arayışların en önemli başlığını oluştururken Kardak krizinin gündeme gelmesi, düşünce sahibi herkese toprak kavramının önemini bir kez daha anımsatacak niteliktedir.
                                                               *             *             *
Türkiye’nin burnunun dibindeki hayırsız Kardak kayalıklarına ısrarla el uzatan yayılmacı Yunanistan’ın umduğu nedir? Kesin olan şu ki, Yunanistan Türkiye’nin egemenliğinde bir kırılma noktası yaratmayı umuyor...
Ekonomik hiçbir değeri olmayan bu kayalıklar için Yunanistan’ın kışkırtıcı bir ısrar içinde olası kötü niyet göstergesinden başka bir şey olamaz.
100 metre karelik hayırsız bir kayalıklar topluluğunun önemi de, “Toprak ve egemenlik” algısının gerçekleri içinde değerlendirilmelidir.
Tutun ki Türkiye kayıtsız davrandı ve o kayalıkları Yunanistan’a kaptırdı. İşte o zaman ortaya çıkacak durumu anlayabilmek için Ege haritasına şöyle bir bakmak yeterlidir.
Türkiye – Yunanistan arası deniz sınırı alabildiğine daralacak. Ege’nin Yunan gölüne dönüştürülmesi uğraşları telafisi mümkün olmayan bir ivme kazanacak.
                                                                              *             *             *
Toprak kavramına dair tarihten bir örnek:
“Duçe” lakaplı İtalyan diktatör Benito Mussolini, yayılmacılık hırsındaki ilk dersi Mustafa Kemal Atatürk’ten almıştı. Keşke o dersi iyi yorumlayabilmiş ve siyasetine uyarlayabilmiş olsaydı… Bu olgunluğu gösterseydi, siyasal yaşamı trajik sahnelerle kapanmayacaktı.
Mussolini, 1922 yılından sonra İtalyan Kralına Başbakanlık yaptı. İşte o başbakanlığı günlerinde, Türkiye kurtuluş savaşından yeni çıkmışken, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ten İzmir’i talep ediyordu. Genç Türkiye Cumhuriyeti’ne gözdağı vermek için Rodos’a da 40 bin asker yığmıştı.
İtalyan sefiri Povli diktatör ruhlu Başbakan Mussolini’nin talebini iletmek üzere Çankaya’ya çıkar.
Atatürk kabul ettiği İtalyan sefire Rodos’ta yapılan askeri yığınağa değinerek der ki: “Söyle o koca herife; o 40 bin askerle İzmir’i alamaz. Ama ben 4 bin Mehmetçikle Roma’ya girerim!”
(Kaynak: Münir Hayri Egeli, “Atatürk’ten Bilinmeyen Hatıralar”, Ankara 1959, s. 74 – 75.)
Atatürk döneminin TC Başbakanı İsmet İnönü ise, İtalyan sefiri Povli tarafından kendisine o saldırgan ve emperyalist görüşler iletildiğinde, İtalya’nın çizmeyi çağrıştıran haritasına göndermede bulunarak tarihe geçen restini çekmişti: “Çizmelerimden birini giydim. Ötekini de giymeye hazırım.”
                                                               *             *             *            
Gerek Atatürk, gerekse İsmet İnönü Mussolini’nin yayılma hırsına sert tepkilerini gösterirken hem amaç, hem de söylem bakımından hamaset yapmıyorlardı. Asker kökenli birer güçlü siyasetçiydiler… Ve İtalyanların savaşçı millet olmadığını da çok iyi biliyorlardı.
Nitekim İtalyanlar işgal ettikleri Libya’da zavallı Bedeviler tükeninceye kadar yenilgi üstüne yenilgi aldılar. İkinci Dünya savaşında Yunanistan’a cephe açılması söz konusu olduğunda fiyaskoyu yaşadılar. Almanlar o kadar cephede savaşırken mecburen gelip hem İtalyanları kurtarmak ve hem de Yunanistan’ı kendileri işgal etmek zorunda kaldılar.
 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.