Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

01.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Trafikte güven engellenemez…

Bizi faciadan faciaya sürüklemekte olan o kanlı ve son derece acıtıcı çaresizliğimize gökyüzü bile ağladı…

Bu kurak ülkede kaç zamandır özlemini çektiğimiz yağmurlar dağ yolundaki yeni, feci ve hazin trafik kazasından sonra iki gözü iki çeşme misali üzerimize boşaldı…

Duygularımızı ve algılarımızı yankılatmak bir yana, şu hiç bitip tükenmeyen trafik kazalarını çaresizlik içinde hep iki elimiz böğrümüzde mi karşılayacağız ?..

Trafik facialarının kaderimize dönüşmesini boyuna içimize sindirip duracak mıyız?..

Ve bu çaresizliğimiz içinde her trafik faciasından sonra hiç dinmeyen acımızı bu tür yazılar ve söylemlerle mi seslendireceğiz?..

Hiç de çaresiz değiliz aslında. Ama marifet ve erdem, trafik kazalarını yaşantımızda asgariye indirebilecek, facia olmaktan çıkarabilecek çözümleri üretebilmektedir…

Aslında o çözümler Amerika’yı yeniden keşfetmek değil, içimizde saklı tuttuğumuz insaniyeti keşfetmektir. Bilinen çağdaş çözümlerdir o insaniyetimizin bir türlü uzanamadığı olgular…
                                                               *             *             *

Her ülkede trafik kazaları yaşanır… Ne ki, trafik kazaları bizim ülkemizdeki gibi seri katliam boyutlarına ulaşmışsa, artık çare ve çözüm üretme basiretini gösterebilmeliyiz… 

Sürdürülmesi olanaksız bom - bozuk düzenlerimizden birini de trafikte yarattık…

Nice canımıza ve güzelliğimize mal olan bu feci düzeni yaşantımızdan söküp atma adına bugünkü yazıma başlık yaptığım tümceyi bir toplumsal slogana dönüştürmenin, bu sloganın altını gerçekçilikle doldurup, kararlılıkla harekete geçmenin zamanının hâlâ gelmediğini mi düşünüyoruz?

Öyleyse hep birlikte oturup trafik canavarının bizim kapımızı da hunharca çalmasını beklemekten başka bir tavrımız hiç olmayacak demektir… Ayıptan başka bir anlamı olmayan bu edilgenliği kedimize yakıştıramayız.

Ne olur artık tam bir sorumluluk ve kararlılıkla harekete geçelim…

                                                               *             *             * 

Evet, sloganımız “Trafikte güven engellenemez.”

O güven nasıl engellenemez, ona bakalım:

Devlet bütçesine en büyük katkıyı sağlayan araç vergilerini çağdaş bir trafik düzenlemesine kanalize ederek…

Gittikçe yoğunlaşan araç sayısının trafikteki yükünü hafifletecek olan organize toplu taşımacılığı güvenli araçlarla kurumlaştırarak…

O araçların yönetimini ve direksiyonlarını ehil ellere emanet ederek…

Trafik mühendisliğini hiç ödün vermez biçimde devreye koyup kent içi ve kentler arası yolların acilen ıslahına giderek…

O yolları kevgire dönüştüren çukurların, çöküntülerin ve bozulmaların oluşmasına artık hiç fırsat tanımayarak…

Ülkemizin minyon ve naif yapısına ters düşen, büyük ülkelere özgü devasa endüstri ve taşımacılık araçlarının yollara çıkmasını engelleyerek…

Hiç değilse o araçların trafik yoğunluğunun azaldığı zamanlarda yola çıkmalarını sağlayarak…

Ana yollardaki bariyerleri göstermelik dekor olarak kullanmaktan, trafikteki görüşü zorlaştıran uygulamalardan vazgeçerek…

Sürüş ehliyetini ancak ehliyet sahiplerine vererek ve bu ehliyeti çiğneyenleri caydırıcı cezalara çarptırarak…

“Trafik canavarı” olduğunu kanıtlamış kişilere kesin direksiyon yasağı uygulayarak…

Sürüş ehliyeti verilen kişilerin o ehliyetin gerektirdiği şekilde her türlü trafik kuralına uyacağını, aşırı hız yapmayacağını, direksiyon başında telefon kullanmayacağını, arabasını gelişigüzel park ederek düzeni bozmayacağını ehliyet öncesi titiz testlerle belirleyerek…

                                                               *             *             *

Düşündükçe, trafikteki güveni engelleyen diğer faktörleri de ayrıntılı biçimde belirleyip uygulamaya koyabiliriz. Bilmeliyiz ki, tıpkı şeytan gibi, trafik canavarı da ayrıntılarda gizlidir… O ayrıntıların içine cesaret ve kararlılıkla girerek trafik canavarıyla yüzleşelim ve onun canına okuyalım.

Yüzleştiğimiz canavarın kimi zaman kendimiz olduğunu göreceğiz. Canavarlaşan kimliğimizle mücadele etmeyi ve o kimliği yenmeyi dürüst bir vatandaşlık görevine dönüştürelim…

Tüm bu saydıklarımı ve daha da sayabileceklerimi toplumsal yapımıza ancak yasalarla uygulayabiliriz…

Öyleyse, iki elimiz artık yasa yapıcıların iki yakasında olsun. Trafik canavarıyla savaşımda duyarsızlık gösteren siyasetçileri ve onların piyonlarını hiç bağışlamayalım… Toplumsal irademiz ve oylarımızla onları silelim…

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.