Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

04.05.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Turgut Özal’a reva görülen muamele…

Görüşme masasındaki siyasal çözüm umutları, federatif ruhtan nasibini almamış ve hakimiyetçi tavrında direten Rum tarafının uzlaşmazlığı nedeniyle tuzla – buz olmuş durumdadır.

Görüşmeleri yürüten KKTC Cumhurbaşkanlığı’ndan da bu konuda artık net sinyaller gelmektedir. Örneğin, Rum Lider Nikos Anastasiadis’in 2019 seçimleri dolayısıyla çözümden gittikçe uzaklaştığına dair açıklama Cumhurbaşkanlığınca seslendirilmiş ve ülke genelinde yankı yaratmıştır. Cumhurbaşkanımız Mustafa Akıncı, eğer olmazsa yolumuza KKTC olarak devam edeceğimizi sıkça seslendirir oldu… 

Akıntıya çaresizce kürek çekmek durumunda mıyız?. Eğer Rum tarafı sürdürülebilir bir çözüm istemiyorsa, elbette ki Türk tarafı seçeneksiz değildir. Dahası seçeneklerimiz her zaman var olmuştur.

Ama seçeneklerimize rağmen biz, zamana oynayan Rum karşısında bugüne kadar inatla masada oturmayı yeğledik. “Sürdürülebilir siyasal çözüm”  hayaliyle 1968’den bu yana zaman kaybettik…

Bir halkın yaşamında son derece önemli olan tam 50 yılı bir hayal uğruna boşa harcadık…

Tabii ki bu arada kendi kendimize yeterli olma mücadelesinde bazı tarihi ve yaşamsal fırsatları da kaçırdık. 

Diyeceksiniz ki “Kaçırılan o fırsatlar neydi?.” İşte buna değineceğim bugün…

   *          *             *

1980’li yılların ortası… Türkiye Cumhuriyeti önemli değişimlerin ve atılımların içinde… Başbakan, yenilikçi ve reformcu Turgut Özal… Kıbrıs Türk kökenli ekonomist Bülent Şemiler de Turgut Özal’ın önde gelen ekonomi danışmanlarından… Başbakana o kadar yakındı ve Başbakan kendisine o kadar güveniyordu ki, Bülent Şemiler’den “Özal’ın prensi” diye söz edilirdi. Rahmetlik Turgut Özal'ın KKTC için yapmak istedikleri hakkında en iyi bilgiye sahip kişidir Bülent Şemiler…

Ve Turgut Özal’ın KKTC için planladığı modelin KKTC’de şık olmayan tepkilerle reddedilmesine kuşkusuz ki en çok üzülenlerden biri olacaktı Kıbrıslı Türk Şemiler… Kendisi, medyatik olmaya hiç özenmediği ve bundan ısrarla kaçındığı halde içindeki kırgınlığı birkaç kez kamuoyuyla paylaşmak durumunda kaldı.

Birkaç yıl önce KKTC yine ekonomik açmazlar içinde bunalırken bir televizyon programına davet edilen Bülent Şemiler ilginç açıklamalarda bulunmuştu. Bilmem anımsayanınız var mı?!

O açıklamalarında, maiyetinde çalıştığı Başbakan Özal’ın adanın kuzeyinin Türkiye’nin Hong Kong’u durumuna gelmesi arzusunda olduğunu anlatan Şemiler, “1986 yılında Başbakan Özal ve ekibimizle Ada’ya geldik. Hazırlanan Master Planı’nı dönemin koalisyon hükümetine sunmak için Lefkoşa’daki Mücahitler Sitesi’nde bir toplantı yaptık. Biz sunumumuzu yaptıktan sonra Mustafa Akıncı’nın partisi TKP’den Maliye Bakanı olan Mehmet Altınay ayağa kalktı ve ‘Biz bu planı özümseyemedik’ dedi.”

   *          *             *

Bu olayın sonrası daha da üzücü. Bakın o üzücü durumlar için Bülent Şemiler neler anlatmıştır:   “Gece Girne Dome Otel’e gittik. Sabah kalktık, otelde bize hizmet sunacak kimse yok. Kahvaltı da yok. Görebildiklerime ‘Türkiye Başbakanı burada’ dedim. Bana ‘biz karar verdik, size ambargo uyguluyoruz’ dediler. Daha sonra dışarı çıkıp Özal’a kahvaltılık bir şeyler almak istedim.

Dışarı çıktığımda otelin karşısında pankartlarla karşılaştım. “Özal Planı - Akritas Planı - Kıbrıs’ın imha planı” diye yazılı pankartlar karşımdaydı. TKP, CTP ve sol örgütler de buna dahil, hepsi sunduğumuz planı ‘Kıbrıs Türkünü imha planı’ olarak gördüklerini lanse ettiler. Bana göre bu, devlet eliyle yapılmış bir protestoydu.”

Şemiler, bu gelişmelerin ardından Turgut Özal’ın Kıbrıs ziyaretini yarıda keserek Türkiye’ye döndüğünü ve “Ne halleri varsa görsünler” diyerek bir daha Kıbrıs ekonomisiyle ilgilenmediğini vurguladı.

Şemiler, o günlerde Türkiye’de Konvertibilite’ye geçme tartışmalarının başlamasının ardından Turgut Özal’ın da “bunu Kıbrıs’ta yapalım” düşüncesini taşıdığını anımsattı. Kıbrıslı Türk ekonomist, Kıbrıs Adasının Türkiye’nin Hong Kong’u durumunda olmasını Özal’ın çok istediğine vurgu yaparak, bu planın kabul görmesi durumunda ise, İş Bankası ve Ziraat Bankası’nın dövizlerini Kıbrıs’ta değiştirmek durumunda kalacağını ve bunun da ayda 100 milyar doların Kıbrıs’ın kuzeyinde kalması anlamına geleceğini belirtti. Kıbrıslı Türk ekonomist Şemiler“Bu paranın binde yarımı ile bütün memurun maaşı ödenirdi” görüşünü de belirtti.

Aradan zaman geçmiştir… Kıbrıs Türk halkı bu gerçekleri bilmiyor. Bilenler arasında unutanlar da var. Acı olan gerçeğimiz şu ki; “İlle de Rumlarla birleşik Kıbrıs” hayaliyle yanıp tutuşanların ve kafası bundan başka bir siyasal seçenek basmayanların yürüttüğü yanlış politikanın bedelini ödemek ve kahırlarını çekmek Kıbrıs Türk halkına düşmektedir... Daha ne kadar zaman?

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.