HUNKAR SAG GIYDIRME
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

19.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Turizm ve medya… (1)

Geçen hafta, gazetecilik mesleğimiz bağlamında daha bir yoğun ve daha bir kazanımlı geçti. Kıbrıs Türk Turizm Yazarları Ve Gazeteciler Derneği’nin (KİTUYAD) ev sahipliğinde Türkiye'den gelen önemli bir gazeteci heyetini ülkemizde ağırladık. Türkiye Gazeteciler Federasyonu'nu (TGK), Akdeniz Gazeteciler Federasyonu'nu (AGF), Türkiye Turizm Yazarları ve Gazeteciler Derneği'ni (TUYGD) temsil eden heyet mensuplarıyla Çarşamba gün Lefkoşa Merit Otel'de "KKTC - Türkiye İlişkilerinde Basının Rolü ve Değişen Turizm Algısı" konulu paneli düzenledik. Panele davet üzerine  "Turizm ve Medya" konulu sunumumla katıldım.

Turizm’in gelişmesinde kanaat önderleri olan bir grup Türkiyeli turizm yazarı da ağırladığımız heyet arasındaydı. Kısa süreli ama yoğun programlı ziyaretleri sırasında konuklarımızın turizm konusundaki gözlem ve düşüncelerini can kulağıyla dinlemek ve onların vizyonlarından yararlanmak, birlikte çareler ve sentezler araştırmak,  bizler için bir şanstı. Bu şansı hem elimizden geldiğince değerlendirdik ve hem de ilişkilerimizin ve işbirliğimizin daha bir geliştirilmesi bağlamında örgütleyici adımlar attık. Kardeş gazetecilerle dayanışmamız şimdi çok daha güçlü.

Öncelikle belirtmeliyim ki, turizm yazarlığı bizim ülkemizde yeterince kurumsallaştırılamadı. Medyamızda bu dalı kurumsallaştırmaya çalışan ve kendi yağlarıyla kendi ciğerlerini kavurarak yayınlar yapma uğraşı içinde olan özverili arkadaşlarımızın çekmekte olduğu sıkıntıları da görmekte ve anlamaktayız. Gazetelerinde köşelerine her gün güncel toplumsal konuları taşımak ve irdelemekle yükümlü olan biz köşe yazarları, sıcak gündemin peşindeyiz. O nedenle, turizm konusunda hem yeterince uzmanlaşamıyoruz ve hem de bizden beklenen yoğunlukta turizm konularına eğilemiyoruz. Kaderini turizme bağlamış bir ülkede turizm yazarlığı dalının bu durumda olması, her şeyden önce ülke turizmimizin çıkarına değildir.

Kuzey Kıbrıs turizm yazarlığının teşvik edilmesi ve geliştirilmesi konusunda, turizmin faziletine inanmış olan herkesi bu konuda katkılarını koymaya davet ederim. Bu davetimi de, özellikle Türkiye’nin profesyonel turizm medyasına yapmak isterim. İşbirliğimiz eğitimi de içeren verimli bir sürece oturtulmalıdır. Türkiye medyasından bu konuda alabileceğimiz sınırsız teşvik ve sinerji vardır.

                                                               *             *             *

Söz medyatik destekten açılmışken, olayın turizm bağlamına gelmeden önce, Kıbrıs – Türkiye ilişkilerinin bazı önemli şifrelerine değinmeliyim:

Kıbrıs’ın tarihsel sürecine dikkatle baktığımızda, Kıbrıs Türk halkının bu adadaki varlığının ve esenliğinin sürdürülmesinde, Türkiye basınının yaşamsal bir rol oynadığını görürüz. Kıbrıs sahnesinde Türkiye basınının önemli bir aktör olarak devreye girmesi 1950’li yılların ortasındadır. Peki nasıl sağlandı bu?

O günlere gelinceye değin, Türkiye Kıbrıs’taki Türk halkının bir var oluş mücadelesinin içinde çalkalanmakta olduğunun farkında bile değildi… Kendilerini Lozan Antlaşmasına bağlı sayan Türkiyeli siyasetçiler, Türkiye’nin milli misak dışında bir meselesinin olmadığı ve olamayacağı düşüncesinde ısrarlıydılar. Bu ısrara dair, acısıyla - tatlısıyla nice yaşanmışlık vardır.  Oysa Kıbrıs’ta, Türkiye’yi de bağlayan Lozan Antlaşmasına aykırı işler oluyordu. O antlaşmanın Türkiye’den alıp İngiltere’ye verdiği Kıbrıs adası Yunanistan’a ilhak edilmek gibi bir gelişmeye doğru sürükleniyordu. Bu emperyalist süreçte Kıbrıs Türk halkının asimile edilmesi söz konusuydu.

Türkiye’nin etkin siyasetçilerine bu durumu anlatamayan Kıbrıs Türk liderliği çok akıllıca bir açılıma yöneldi. Bu açılım zamanın Türkiye basınına gitmekti. O günlerde Türkiye basını tabii ki bugünün gelişmişlik düzeyinde değildi. Ulusal basın adına parmakla sayılacak kadar az sayıda gazete vardı. İşte bu gazeteler içinde Kıbrıs Türk liderliğinin yaklaşımlarına en büyük, en içten ve en heyecanlı ilgiyi gösteren Sedat Simavi’nin HÜRRİYET gazetesi oldu.

                                                                              *             *             *

Merhum Sedat Simavi, Kıbrıs olayını milli bir dava olarak algıladı, Türkiye halkına bu şekilde sundu ve inandığı dava uğrunda ekibiyle birlikte kararlı bir yayıncılığa girişti.

Sedat Simavi’nin Kıbrıs Türk halkının var oluş mücadelesine sahip çıkarak bu konuyu Türkiye genelinde “milli dava” olarak yankılatması, aynı zamanda HÜRRİYET gazetesinin de ülke çapında büyümesinde, tanınmasında ve hatta zaman içinde bugünkü konumuna gelmesinde sinerji yarattı.

Bu olay bize medyayla ilgili çok önemli ve klasik bir gerçeği de göstermektedir. O gerçek, haklı ve halkçı yayınlar yapan bir medya organının mutlaka hedef kitleleri tarafından özümsenip baş tacı edileceğine dairdir.

HÜRRİYET gazetesinin ve ondan ilham alan diğer Türkiye gazetelerinin Kıbrıs’a ve Kıbrıs’taki Türk halkının var oluş mücadelesine ilişkin yaktıkları meşale tüm ülkeyi baştanbaşa aydınlatırken, birbirine eklenen mitingler ve etkinliklerle Türkiye halkı da milli bir dava olarak Kıbrıs konusuna sahip çıkmış ve kaçınılmaz sonuç gerçekleşmiştir. O sonuç, siyasetçilerin de olayı milli bir dava olarak içselleştirerek Kıbrıs konusunda tarihi rollerini oynamaya koyulmuş olmalarıdır.

Sözünü ettiğim dönem, aslında kitaplara konu olabilecek müthiş bir zaman kesitidir. Ama bizim konumuz turizmdir ve verdiğim bu örnekten sonra sözü turizme getirmeliyim.

(Yarın sürecek)

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.