Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

26.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Utanç / “esir hayat” / demokrasi...

UTANÇ: 2006'da Bakanlar Kurulu kararıyla Kalkanlı'da "Özel Çevre Koruma Bölgesi" ilan edilen antik alan içindeki 800 yıllık anıt zeytin ağaçları yanıp kül oldu. Aradan bir hafta geçti ve bu faciayla ilgili doyurucu bir açıklama yapılmadı…

Hükümet, koruma alanı ilan ettiği antik bölgeler içindeki, dünya kültür mirası anıt ağaçları bile koruyamıyorsa, sözün bittiği yerde ve utanç çukurunun dibindeyiz. Alınan o hükümet kararında anıt ağaçların nasıl korunacağının yöntemleri ve caydırıcı cezaları yoksa, o karar bir “dostlar alışverişte görsün” kararından başka bir şey değildir.

Bu çevre ve doğa faciası üzerine bizim neslin son 800 yıllık Kıbrıs nesillerinin en umarsız nesli olduğunu belirten dostlar oldu ki, yerden göğe dek haklıdırlar. 800 yıl korunup yaşatılabilen ağaçlar, bizim dönemde yangına maruz kalıyor!..

Uzmanlar yanmış olsalar bile o dev antik zeytin ağaçlarının tekrar yaşama döndürülebilme şansı olduğuna vurgu yapıyorlar. Yandıkları gerekçesiyle o ağaçların hemen kesilip, parçalanıp satılmaması gerekir, yeterli ve bilimsel incelemeler yapılmadan önce… Kuruyan dallar budanıp, ağaçların kökleri bolca sulanıp kurtarılmalarının mümkün olduğunu belirten orman mühendislerimiz var.

Uzmanlarımıza göre, yaşlı zeytin ağaçları, hele hele asırlıksalar, ne kadar yanarlarsa yansınlar, bunların kökleri ve gövde merkezleri içten içe canlılığını korur ve gösterilecek ihtimamla yeniden filiz verirler…  “Yanan dallar ayıklanıp erken su takviyesi de yapılırsa, kısa sürede yangının etkileri atlatılabilir” diyorlar...  Kulak verilmeli…

                                                               *             *             *

“ESİR HAYAT” : Tarık Akan'ın anısına oturdum ve 1974'te, Temmuz ayından önce Kıbrıs'ta çekilen "Esir Hayat" filmini bir dokümanter gibi dikkatlice izledim. Bu film, dünle bugünün karşılaştırılması için gerçek bir görsel belgesel… 42 yıl önce nasıl bir yoksulluk varmış Türk bölgelerinde!.. Dökülmekte olan binalar, asfaltı dağılmış daracık yollar, bugün hiç kimsenin kapısının önüne koymaya tenezzül etmeyeceği külüstür arabalar, sade giyimli insanların dolaştığı tenha ve sefil sokaklar, ilkel atölyeler, salaş restoran görüntüleri... Ve daha nice acıklı manzara...

Düşünebiliyor musunuz, bir “zengin düğünü” sahnesi çekilecek ve dekor için doğru dürüst zengin evi bulunamıyor. O düğünün çekimi Cumhurbaşkanlığı konutunda, bugünün cumhurbaşkanlarının konuklarını kabul ettiği salonda, cumhurbaşkanlığı çalışanları da figüran görevi yaparak gerçekleştiriliyor.

İdeolojik taktiklerle 1974 öncesinin özlemleri içine sokulan kimi gençlere bu filmi mutlaka izlemelerini öneririm... 1974'ten önceki yaşam hallerimiz işte "Esir Hayat" filminde... Şükretmeyi bilmeliyiz...

Ve bu arada bir not: “Cumhurbaşkanlığı Sarayı” olarak bildiğimiz, ve sömürge yönetiminde İngiliz Yüksek Komiseri’nin konutu olan o tarihi mekân, ünlü “Exodus” filminden 25 yıl sonra, “Esir Hayat” adlı Türk filminde de set olarak kullanılmış!.. 

                                                               *             *             *

DEMOKRASİ: 8 kritik görüşmenin tamamlanmasından ve bazı somut sonuçların ortaya çıkmasından sonra Güney Kıbrıs'ta kıyamet koptu. Kıyametin yankıları hâlâ sürüyor… Siyasi partilerin yanı sıra çeşitli kuruluşlar ve yazarlar, düşünürler ortalığı birbirine katmakta. Rum gazetelerinin manşetlerinde ve yorumlarında ortalığı sallayan nitelendirmeler… 9 Ekim'de Güzelyurt'a kışkırtıcı bir yürüyüş yapmak adına hazırlıklar da yapılmakta...

Oysa bizim tarafın haline bakınız: Görüşmelerin gidişatı konusunda farklı yorumlarda bulunmaya kalkışanlar hemen “çözüm karşıtı” olmakla ve “ganimetçi” likle suçlanıyorlar. Düşünce sahiplerimizin üzerine ille de ölü toprağı atılmak isteniyor…

Bu mu demokrasi? Nasıl bir anlayış içindeyiz?

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.