Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

18.02.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Yaza ne kalmış ki…

* ÖNERİLER: Görüşmeler yeniden başlayacaksa demir kapılı bir mekân seçilsin... Ki Anastasiadis kapı vurma numaralarını yinelemesin. Bizim görüşme heyetine Anastasiadis'in sükûnetini sağlayabilme adına Recep İvedik de dahil edilsin.

* Bu ülkede bir şeyler değiştirilemeyince, boyuna mesai saatleri değiştirilir...
* Çalışma saatleri yerine çalışma sistemsizliğini  değiştiren hükümete ne zaman tanık olacağız?..
* Gerçek kamu hizmeti eğitim, disiplin ve halka saygıyla sağlanabilir.
* Rum komşularımız 1950 ENOSİS referandumunun 67’nci yıl dönümünü resmi formatta okullarında kutlayacaklar... Bekleyelim de onlar bizimle "federal çözüm" referandumu yapacaklar!..
* Türklerin öyle bir meclis kararı olmadığı, ENOSİS Plebisiti kararına karşı "82. İl" meselesini mazeret olarak öne sürenlerin unuttuğudur.
* Güney Kıbrıs'ta hidrokarbondan sonra altın da bulundu. Kıbrıs’ta çözüm ve paylaşım daha da zorlaştı.
* ELAM'ı küçümseyenler yanılgı içindedirler. ELAM, Elen denizinde yüzlerce tonluk şilebi çekip sürükleyen çatana gibidir.
* Barışın kuyusunu kazan ırkçılık, hakimiyetçilik ve yayılmacılık paranoyasına dair yazılarımı göndersem 750 bin Euro dağıtacak olan Stelios Vakfı'ndan ödül alabilir miyim acaba?
* Tabii ki “hiç şansın yoktur” diyenleri duyar gibiyim…
* Resmi tatil günlerinde hiçbirimizin elektriğinin, suyunun, telefonunun, internetinin kesilmemesini tüm içtenliğimle dilerim. Çünkü ulaşılabilecek hiçbir yetkili bulunmaz...
* Ülkemin normale dönmesini isteyemiyorum, çünkü hiç normal olmadı ki bu çilekeş ülkem…
* Ülkesinin itibarını düşürerek kendi itibarını yükseltmeye çalışanlar abesle iştigal ederler. En muteber kişiler, ülkesinin itibarına omuz verenlerdir.
* ABD Kongresi’nin Kıbrıs raporu: "Yazdan sonra çözüm zor." Ne kalmış ki yaza?
* Turizm ülkesi miyiz, hastalıklar ülkesi mi? Otellerimiz boş, ama hastanelerimizin doluluk oranı yüzde yüz...
* Siyasal çözümde, siyasal eşitlik çok önemli. Lider Denktaş eşitlik ilkesini öylesine kurgulatmıştı ki, Klerides'le yaptığı buluşmalarda "dönüşümlü" ilkesini vazgeçilmez kılmıştı. Rutin buluşmalar bir Rum tarafında, bir Türk tarafında olurdu.
* Uzun soluklu öyküler “roman” diye sunulmaya başlandı. Zülfü Livaneli de aynen öyle yaptı 154 sayfalık “Huzursuzluk” adlı son kitabında... Anlattığı güncel öykünün bu kadar kısa sürmesi de beni huzursuz etti…
* Empatinin sempatiği, karşılıklı kurulabilendir. Hem kişisel, hem de ülkesel ilişkilerde.
* Kahvenin yanında lokum ya da çikolata istemeyin. Dost isteyin.
* Beni asıl düşündüren, düşüncesizlerin düşüncesizlikleridir.
* Sinenin de bir kapasitesi var. Her şey sineye çekilirse, o sine darmadağın olur.
* Demiş ki: “Bazı insanlar yağmuru hisseder, diğerleri ise sadece ıslanır.” Bob Marley.
* Haftanın öğüdü Maksim Gorki’den: “Ne kadar az şey bilirsen, o kadar iyi uyursun.”
* Büyük harflerle yazılması gereken: İBRET ALAN, İBRET OLMAZ…
* Temel’in dünyası: Zamanın en büyük mafya babası idamlık bir suçtan yargılanıyordu. Jüri heyetinde Temel de vardı. Babanın adamları Temel'in yanına gelip "ne yap et bu cezayı müebbete çevir" diye uyarırlar. Jüri toplandıktan sonra yargıç kararını “müebbet” olarak açıklar. Babanın adamları Temel'in yanına gelip bunu nasıl başardığını sorarlar. Temel: "Sormayın uşaklar, jüri beraat diye tutturdu müebbete çevirene kadar vallahi anam ağladı."
* Ve dizeler… Abdürrahim Karakoç’tan: “Ölürsen de hak yedirme, hak yeme; / Aka ‘kara’, karaya da ‘ak’ deme. / Adaletten ayrılırsa mahkeme, / Bir hâkime, bir de kanuna tükür…”
 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.