Cyprus Today sol
  • 23 Ocak 2018, Salı 8:39
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

 “Zeytin Dalı” mi, yoksa “Zeytindağı” mı?..

“Zeytin Dalı” Suriye’deki Türk askeri operasyonunun adı… Bu ad “Zeytindağı” olayını ne kadar da çağrıştırıyor…

Falih Rıfki Atay “Zeytindağı” adlı kitabında, Kudüs yakınlarındaki “Zeytindağı” tepelerinden bakarak Osmanlı – Arap ilişkilerinin acımtırak tahlilini yapar… Bu tahlil, Osmanlı saltanatının son günlerinden başlayarak Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş günlerine dek uzanır… Atay, tarih edebiyatına geçen ünlü tahlilini yaparken Cemal Paşa’nın Zeytindağı’ndaki karargâhında yedek subay olarak bulunabilme şansını çok iyi kullanır.

Birinci Dünya Savaşı’nın başladığı günlerdir. Cemal Paşa, İttihat ve Terakki’nin Enver ve Talat Paşa’larla birlikte üç önemli önderinden biridir. Genç yazar Paşa ile tarihe geçecek söyleşilerde bulunur. İşte o söyleşilerden sonra, anılarını bulunduğu tarihin önemli olaylarını da kapsayacak şekilde “Zeytindağı” adlı kitabında paylaşır…

Atay, “Zeytindağı” karargâhında Cemal Paşa’nın maiyetinde çalışırken, Osmanlı İmparatorluğu’na yöneltilen emperyalist entrikaları çok daha net görmektedir.Entrikalar, 600 yıllık Türk imparatorluğunu eritmektedir. Erimenin en trajik öyküleri de Suriye, Filistin ve Hicaz coğrafyasında yaşanmaktadır… O coğrafyada emperyalizmin piyonu haline gelen ve casus Lawrence gibi emperyal entrikacıların peşine takılan Arapların Türk kanına ne kadar susamış olduklarını çarpıcı olaylara değinerek açıklar. Sırtına Arap hançeri saplanan koskoca İmparatorluğun da giderek bir kukla devlete dönüştürüldüğünün altını çizer…

Osmanlı İmparatorluğu üç kıtada egemenliğini yayarken “ümmetçilik” fikrinden yararlanır… İmparatorluk coğrafyasının en büyük bölümünü Suriye, Kudüs ve Hicaz gibi Müslüman Arapların yaşadığı bölgeler oluşturur. Ne var ki, Osmanlı bu topraklarda sadece coğrafya olarak büyüyebildi... Otoparkların yer altı ve yer üstü kaynaklarına, kültürlerine, dillerine, ticaretlerine, mal – mülk ve para ile ilgili değerlerine hiç egemen olamadı. Atay şöyle der: “Ne hazindir ki, Osmanlı, Arapları Türkleştireceğine oradaki Türkler Araplaştı. Bu kıtaları ne sömürgeleştirmiş, ne de vatanlaştırmıştık. Bu geniş coğrafyanın ücretsiz tarla ve sokak bekçileriydik.”

Yazar, Arap coğrafyasındaki emperyalist oyunları incelerken sözü Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına da getirerek; eğer, medrese eğitimi ve şuursuzluk sürseydi emperyalizmin yönlendirdiği Araplık sendromunun Anadolu’nun içlerine dek yayılacağını vurgular.

Osmanlı, Arap topraklarını imar ediyordu. Şeyhler arasındaki kanlı savaşlar Arap halkını mağdur etmiş ve çökertmişti. Osmanlı bu birbirine düşman şeyhleri uzlaştırıp o coğrafyada huzuru sağladı. İmtiyazlar verdi. Osmanlı yönetimi birbirlerini acımasızca kesmekte olan Araplar için bir kurtuluş olmuştu. Tüm bu iyiliklere karşın işte bu Araplar, Osmanlı’nın güçsüz duruma düşmesini fırsat saydılar. İngilizler ve Fransızlarla anlaşarak Osmanlı’yı arkadan vurdular…

Araplar Osmanlı’ya sadece görünüşte bağımlıydılar. Hep Arap Halifeliği’nin peşinde oldular. Birinci Dünya Savaşı’nda da bu düşlerini gerçekleştirmek adına İngilizlerle işbirliği yaparak ihanete soyundular.

Osmanlı’nın Araplara tanıdığı haklar, onların küçük bir anlaşmazlıkta bile isyan etmelerini sağlıyordu. Cemal Paşa döneminde çıkarılan bir kanunla, Arap coğrafyasındaki komutanlara “vatan savunması gerektirirse” idam etme yetkisi verildi. İsyanlar artık kanla bastırılıyordu. Cemal Paşa’nın amacı Suriye’yi Osmanlılaştırmaktı. Suriye’de modern okullar açtırır. Anadolu’dan göç ettirilen Ermenileri, Suriye ve Lübnan içlerine dağıtır. Onları gittikçe tırmanan Arap Milliyetçiliği’ne karşı bir güvence olarak görür. Ev ve toprak dağıtımı yaparak Ermenileri güçlendirir.

Cemal Paşa’nın yerine, Suriye’deki Osmanlı ordularının başına getirilen Alman general, bozgunu durduramaz. İngilizler yayılmaktadırlar. Alman komutanların durduramadığı saldırılar, yine bir Türk komutan, Mustafa Kemal tarafından Halep cephesinde göğüslenir. Mustafa Kemal'in orada seçtiği savunma hattı, Misak-ı Milli’deki Türkiye sınırıdır.

Bozgunun arkası çorap söküğü gibi gelir. Artık düşünülen tek konu vardır: Anadolu ile İstanbul’un güvenliği. Osmanlı İmparatorluğu’na Arap topraklarında "Allahaısmarladık" denir.

Cemal Paşa Filistin bozgunundan sonra, özel bir trenle İstanbul’a dönerken büyük düş kırıklığı içindedir. Yüz binlerce çocuğunu vefasız Arap topraklarına gömen Anadolu'nun o perişan haline vagonun penceresinden hüzünle bakarak; "Keşke Arap elleri yerine buralarda görev alsaydım" der.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 19 12 4 3 20 40
2 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 19 13 1 5 15 40
3 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 19 11 4 4 13 37
4 BİNATLI YSK 19 9 7 3 12 34
5 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 19 10 1 8 3 31
6 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 19 7 8 4 3 29
7 CİHANGİR GSK 19 7 5 7 0 26
8 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 19 6 7 6 2 25
9 TÜRK OCAĞI LİMASOL 19 8 1 10 1 25
10 BAF ÜLKÜ YURDU 19 5 8 6 8 23
11 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 19 6 5 8 -1 23
12 LEFKE TSK 19 6 3 10 -5 21
13 YALOVA SK 19 5 5 9 -5 20
14 GENÇLİK GÜCÜ TSK 19 6 2 11 -22 20
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 19 3 6 10 -14 15
16 OZANKÖY SK 19 2 5 12 -30 11
yukarı çık