Cyprus Today sol
  • 20 Mayıs 2017, Cumartesi 10:40
AkayCEMAL

Akay CEMAL

19 Mayıs olmasaydı, KKTC olabilir miydi?..

Polis Genel Müdürlüğü’ne bağlı Trafik Şubesi’nin eski müdürlerinden Özdemir Uzuner, elektronik posta ile göndermiş olduğu bir notta şöyle diyor:

“1975 başlarında Sayın Bülent Ecevit’in Kıbrıs’ı ziyareti sırasında Kantara’da bulunuyorduk… Ecevit’le yüz yüze birkaç kelime etmek istiyordum. Lavaboya gittiği zaman bir havlu alıp peşinden gittim. Kendisine havluyu uzatırken, “Sayın Başkanım, Kıbrıs Türkü’nün bir kısmı ümitlerini yitirmişti. Bir kısmı da tam bitirmek üzereyken bizi kurtardınız, size minnettarız” dedim.

Sayın Ecevit’in cevabı oldukça ilginçti ve şöyle demişti: “Bunu duymamış olayım. Türklük size, Kıbrıs Türklerine minnettardır. Yıllarca Türklüğün unutulmuş sesini yeniden dünyaya duyurmaya vesile oldunuz. Biz size minnettarız.”

Bu anlamlı yanıttan hareketle, 19 Mayıs 1919’dan başlayarak günümüze kadar uzanmak gerek.

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye’nin ve Türk milletinin yabancı boyunduruğuna girmesine tahammül edemiyor, bir şeyler yapmak gerektiğini düşünüyordu. Yorgun da olsa, bitkin de olsa Türk milletine güveniyordu. Yeter ki bir kıvılcım yakılsın, halk bilinçlensin ve vatan savunmasında bütünlük sağlansın. İşte Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışıyla Türk ulusunun özgürlük, bağımsızlık ve egemenlik mücadelesinde adım atılmış oluyordu.

Önce Amasya, ardından Erzurum ve Sivas Kongrelerinde alınan kararlar, Türkiye’yi parsellemek isteyen devletler tarafından yakın takibe alınırken, Atatürk’ün “Vatan bir bütündür, parçalanamaz. Manda ve himaye kabul edilemez” sözleriyle bir kararlılık vurgulanıyordu…

Nihayet Türk milletinde bir uyanış başlamış ve genelde halk, Atatürk’ün izinde yürümeyi benimsemişti. Benimsemeyenler, düşmana yardım ve yataklık edenler, Kuva -i Milliyecileri ispiyonlayanlar yok muydu? Böyle olayları zaten herkesin merakla seyrettiği ‘Vatanım Sensin’ dizisinde de izliyoruz.

Nihayet Atatürk, 27 Aralık 1919’da Ankara’ya gitti ve Türkiye’nin her yanından gelen halkın temsilcileriyle 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni (TBMM) açtı. Temsilciler, Mustafa Kemal Paşa’yı başkan seçti ve o andan itibaren İstiklal Savaşı başlamış oldu. Yedi düvele ve modern silahlarına karşı mücadele vermek, vatanı savunmak kolay değildi. Türk milleti, itilaf devletlerinin ‘imkânsız’ dediğini başardı ve dünyaya da kanıtladı. Çetin bir savaştı Kurtuluş mücadelesi… Türkiye’yi bölmek isteyenlerin gereksiz maceraları on binlerce şehidin toprağa girmesine, nicelerinin sakat kalmasına ve on binlerce eve ateş düşmesine neden oldu.

Avustralyalılar, Yeni Zelandalılar da yıllar sonra bugün bu duruma isyan edercesine “Dedelerimizin ne işi vardı oralarda?” diye kendi kendilerine soruyorlar.

Evet; Kıbrıs Türk halkı da bu Ada’da hür ve bağımsız yaşama uğruna varoluş mücadelesi verirken, Atatürk ilkelerinden ve Kurtuluş Savaşı’ndan ilham almıştı… Ecevit’in dediği gibi, tüm imkânsızlıklara rağmen son ana kadar direnişten vazgeçmemiş, zaman zaman morali bozulsa da, Türkiye’den umudunu kesmemişti… Bir başka deyişle Atatürk, 19 Mayıs’ta Samsun’a çıkarak bağımsızlık ve özgürlük için meşaleyi yakmasa ve başarılı olmasaydı, bu adada başı dik, alnı açık bir Türk varlığı olabilir miydi? Bir devlet kurulabilir miydi?

Bu nedenle kendi devletimize sahip çıkmak zorundayız. Ancak devleti yönetenlerin de her bakımdan gençliğe sahip çıkması en başta gelen bir görevdir. Atatürk, gençliğe inanmasa, güvenmese devleti onlara emanet eder miydi? Onlara inandı, güvendi ve geleceğin yöneticilerinin çağdaş fikirlerle donatılması gerektiğini anlattı. Kıbrıs Türk gençliğini de bundan soyutlamak mümkün değildir. Özellikle 1963 sonlarında başlayıp 1974’e kadar devam eden varoluş mücadelesinde gençler beklenenin de üzerinde bu topluma hizmet etmekte adeta yarıştılar.

Gelinen noktada gençlere karşı mükellefiyetlerin yerine getirilmesi, belirsizlik ortamının şu veya bu şekilde kaldırılması, onlara güven verilmesi ve tuttuğunu koparan, sorgulayıcı, ülkeye yararlı hizmetlerde bulunan bir gençliğin yarınlara hazırlanması gerektiği inancındayız. En büyük sorunların başında işsizlik gelmektedir. Onları stresten, bunalımdan kurtarmanın, uyuşturucu batağında olanları çekip almanın ve topluma kazandırmanın elbette yolları vardır. Bunlar üzerinde çalışmalı ve bir şeyler üretilmelidir.

Ülkeye Anamur Suyu’nun aktığı bir dönemde ortaya konulacak projelerde gençlere istihdam kapıları açılabilir, kredi olanaklarıyla küçük işletme sahibi yapılabilirler. Dünyada bunların örnekleri çoktur. Gençliğin sorunlarına ilgi göstermek ve çözüme kavuşturma yönünde olumlu ve sonuç alıcı adımlar atmak, aynı zamanda Atatürk ilkelerine olan bağlılığın da bir göstergesidir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık
Pop Up ek