Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

26.04.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

‘Akmazsa damlar’ misali polis örgütüne taze kan…

Cinayetlerden, kazalardan, uyuşturucudan, darptan, kavgalardan-gürültülerden, hatta kap-kaçtan velhasıl her şeyden şikâyet ediyoruz da, esas asayişten sorumlu polis örgütünde sayının artırılması konusunda niye ses çıkarmıyoruz?

Bir süreden beri bu konudaki görüşlerimizi ısrarla sürdürürken, polisin sayı azlığı nedeniyle bazı olaylara yetişmesinde zorluklarla karşılaştığını kabul etmek gerek. Polis örgütünün her bakımdan takviye edilmesi gerektiğini dillendirirken, bunun asayiş konusuyla direk bağlantısı olduğu bilinmelidir.

Dün Aslı Elder’in programına konuk olan Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Gazimağusa milletvekili Hüseyin Angolemli ile polis konusunda sohbetimiz oldu. Angolemli erken geldiğinden, tesadüf eseri karşılaşınca sohbete başladık. Konu döndü dolaştı ve polise geldi.

Angolemli geçen gün Meclis’teki konuşmasında polis sayısının yeterli olmadığını söylemiş, bu arada belediyelerin yeniden ele alınmasını istemişti… Ulusal Birlik Partisi (UBP) milletvekili Ersin Tatar da, belediyeler konusunda reforma ihtiyaç olduğunu söylemişti…

Tekrar polis konusuna dönecek olursak; örgüte 50 yeni polis alınmasının kamuoyunda memnuniyetle karşılandığını belirtmek gerek. Polis Temel Eğitim Kursu’nu tamamlayanlar için Yeniceköy Polis Okulu’nda mezuniyet ve yemin töreni düzenlenirken, mesleğe başlayan polislerin heyecanı gözlerinden okunuyordu…

Polisin eğitimli olması, halkla ilişkilerini olumlu düzeyde sürdürmesi elbette önemlidir. Maalesef bu konularda zaman zaman zafiyet görülmekte, mesela milletvekilinin armasını görüp de anlamayanlar, milletvekili ile tartışmaya girmektedirler. Özellikle deneyim sahibi olmayan polislerin, eğitimden kaynaklanan bazı tavırları, deneyimsizliği göze batmaktadır. Belki de sayının yeterli olmaması nedenlerden biridir.

Her neyse; ülkede asayişi korumak ve sürdürmek polisin görev alanı kapsamındadır. Ancak 96 bin öğrenci olduğunu hesaba katarsak, bu sayının hiç de yeterli olmadığını anlayabiliriz. Nüfusumuz bir yana, 96 bin öğrencinin bulunduğu şu küçücük ülkede asayiş konusuyla uğraşmak hiç de kolay olmasa gerek. Bir ‘kültürler karmaşası’ olduğu gün gibi ortadadır. Hal böyle olunca da polisin görevi daha da zorlaşmakta, her olaya müdahale etme olanağı ortadan kalkmaktadır.

Bir de açılacak olan yeni kapılar (Derinya ve Aplıç) hesaba katıldığında, 50 rakamının pek bir anlam ifade etmediği, ‘akmazsa damlar’ misali olduğu anlaşılmaktadır.

Hüseyin Angolemli ile sohbetimizde daha nice konulara değinme fırsatı bulduk. Bu arada polisin değil 50, belki de bin adet taze kana ihtiyaç olduğu hususunda mutabık kaldık. Tabii ki gerçek ihtiyacı karşılamak mümkün değilse de, olanaklar çerçevesinde sayının daha da artırılması gerektiği inancındayız. Angolemli, bir de polisin kendi içinde huzurlu olması gerektiğinin altını çizdi. Özlük haklarının sağlanması konusunda daha duyarlı olunması gerektiğini ifade etti.

Haksız değildir. Sonuçta huzur yaratmak için huzurlu olmak lazımdır.

Bu arada bazı hallerde hep eleştiri yerine, olumlu icraatları da takdirle karşılamak gerek. Örneğin İçişleri Bakanı Kutlu Evren’in Merkezi Cezaevi’ni ziyareti ve ‘Madde Bağımlılığını Önleme Eğitimi’ne katılması, görevlilerin moralini artırdı. İçişleri Bakanlığı ile işbirliği içinde Merkezi Cezaevi’nde görev yapan gardiyan ve sivil personele yönelik düzenlenen eğitimde, madde bağımlılığı konusunda bilgi sahibi olması, farkındalık kazanması ve gerekli durumlarda yerinde ve zamanında etkili yaklaşımda bulunabilecek donanıma sahip olması hedefleniyor.

Gardiyanlara ve cezaevinde görevli personele eğitim verilmesi ve gerektiğinde müdahale edebilecek bilgilerle donatılması büyük önem taşımaktadır. Aslında yalnız polisin ve gardiyanların eğitimi yeterli değildir. Özel sektörün ve özellikle bankacıların eğitimleri gibi, devlet de kamuda son derece ihtiyaç olan, halkla ilişkilere, bu çerçevede personelin eğitimine özen göstermeli, vatandaşın işlerinin çok kısa bir süre içinde çözüme kavuşturulmasının öncelikli görev olduğu algılanmalıdır.

Madem ki kamuda reform bir türlü gerçekleştirilemiyor, o zaman bölümler halinde kamu personelinin eğitimine ağırlık verilmesi kaçınılmazdır!

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.