Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

31.03.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Anastasiadis yan çizmeye başlarken beklentisi ne?..

Sosyal içerikli yemek konuşuladursun, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs sorununda nisan ve mayıs aylarının belirleyici olacağını söyledi.

Akıncı, “Buluşabiliriz, konuşabiliriz. Özellikle güven artırıcı konuları konuşmamız lazım. Bu gidiş, gidiş değil. Bunları düzeltmemiz lazım” dedi. Cumhurbaşkanı ayrıca Rum Meclisi’nde Enosis Plebisiti’nin anılması kararının bertaraf edilmesi halinde müzakerelere yeniden başlanabileceğini tekrarladı.

Akıncı’nın, özellikle güven artırıcı konuları işaret etmesi son derece önemlidir. Çünkü Kıbrıs sorununun esası da budur. İki taraf arasında güven yoksa, güven yaratılamazsa, olası bir çözümde oluşturulacak ortak devlet yıkılmaya mahkûmdur. Tıpkı 1963 sonunda olduğu gibi! En basit bir ortaklıkta bile taraflar veya kişiler arasında güven yoksa, o şirketin, o işletmenin bırakın gelişip kökleşmesi, hayatta kalması dahi mümkün değildir. Esasen ortaklıkta karşılıklı güven tesis edilemezse, söz konusu ortaklığın hayat bulması da imkânsızdır.

En önemli konu bu olduğundan, Akıncı özellikle güven artırıcı konuların konuşulması gerektiğine işaret etti. Bir bakıma ‘Boşuna uğraşmayalım’ anlamında, “Bu gidiş, gidiş değildir” dedi. Akıncı’nın tüm iyi niyet ve samimiyetiyle vurguladığı bu husus, herkes tarafından fark edilmektedir. Kıbrıs Türk tarafı güven konusunda önemli adımlar atmasına rağmen, Rum tarafında eğitimin ve kilisenin, ayrıca bazı siyasi partiler ve fanatik çevrelerin yarattığı ortamda, iki taraf arasındaki güven bunalımı çok derinlerdedir. O kadar ki, verilen bilgiler ışığında yeni nesil Rumlar, sadece Türk askerinin değil, Kıbrıslı Türklerin de bu adaya 1974’te geldiğini sanmaktalar.

Sanki de 1974 öncesinde bu Ada’da Türk yokmuş gibi davranmakta, liderliğin uydurduğu yalanlarla avunmaktadırlar.

Kıbrıs’ta 1974’e kadar hiçbir şey olmamış gibi, sorunun 20 Temmuz 1974’te başladığına ilişkin beyinlere kazınan bilgiler maalesef iki taraf arsındaki güveni sıfırla çarpmış bulunmaktadır. Öyle olmasaydı, Enosis plebisiti meclis gündemine taşınabilir miydi? İşte Akıncı’nın bu konulara özellikle ağırlık verilmesi gerektiğini açıklaması bu yüzdendir.

Ancak Rum lider Nikos Anastasiadis, hemen buna cevap yetiştirircesine “Yemeğin gündeminin güven artırıcı önlemler olması halinde, kesintiye uğrayan müzakerelerin yeniden diriltilmesi çabalarının boşa çıkacağını’ söylemesi, bir yerde yan çizmektir, gerçeklerden kaçmak anlamındadır. Halbuki Akıncı’nın “Kıbrıs’ta tüm kötülüklerin anası Enosis’tir” sözünün ne denli doğru olduğunu Anastasiadis de bilmekte, ancak aynı şeyi söyleme cesareti bulamamaktadır. Aslında bilse de kabul etmemekte, söylemek istememektedir. Söylediği takdirde adaylığını koymaktan vazgeçmesi gerekir. Hatta gerçekleri itiraf etmesi halinde sokağa bile çıkması mümkün değildir.

Anastasiadis, “Eğer hedef veya amaç Güven Yaratıcı Tedbirleri görüşmekse, sanırım faydalı bir diyaloğa nihayet başlamak için gerekli koşulları oluşturmaya çalışanların çabalarının akıbeti kötü olacaktır. Hedef, sonuç alıcı müzakereleri başlatmak olmalıdır” diyor. Burada başta BM olmak üzere, AB ve diğer aktörlere şirin görünme çabası sezinlenmektedir.

Öyle de, sen gerekli güveni yaratmaz, Türklere karşı kin ve nefret duygularını devamlı aşılar ve körüklersen, nasıl bir ortaklık kuracaksın? Sonuç alıcı müzakereler ancak karşılıklı güvenin yaratılmasına bağlıdır. BM yıllar öncesinden bunu saptamış ve ortaya ‘Gali Fikirler Dizisi’ çıkmıştı…

Bunları sağlama bağlamadan, varılabilecek bir anlaşma pamuk ipliğine bağlanmış demektir. Temeli çürük bir binadan farksızdır. Kıbrıs Türk tarafı olarak, elbette böyle bir uzlaşmadan yana değiliz. Bunca yıl ortak devletten dışlanan bir toplum olarak, eskisinden çok daha güçlü, sağlam temellere dayalı, hafif bir rüzgârdan olumsuz etkilenebilecek bir devlet kurmak istemiyoruz. Rumların hedef ve amacı bu olabilir, ama bizim asla!

Öyle anlaşılıyor ki, Anastasiadfis bu beyanıyla başkanlık seçimlerini dikkate alarak tribünlere oynamakta, puan kazanmaya çalışmaktadır. Puan kaybına tahammülü olmayan Anastasiadis’in esas amaç ve hedefinin çözüm olduğuna ilişkin açıklaması da yapmacık ve şovdan öteye geçmemektedir.

***

Canpolat’ı da yitirdik…

Bir Ramadan Canpolat geçti bu dünyadan… Kanserle Savaş Derneği Başkanı Raziye Kocaismail’in, aynı zamanda meslektaşımız, Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) emeklilerinden Hasan Canpolat’ın kardeşleri Ramadan Canpolat, Akıncılar’ın önde gelenlerinden, sevilen ve sayılan insanlarındandı. Yaşanan mağduriyetlere rağmen Akıncılar köyünden hiç ayrılmayanlardandı…

Beri yandan aynı gün toprağa verilen aslen Poli’li olup Yeni Bogaziçi’nde yaşayan Enver İlsu ile Çamlıca’lı (Kufez) Ahmet Kurdoğlu da bu toplumda birer değerdiler.

Allah’tan rahmet, aile ve sevenlerine başsağlığı dileriz.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.