HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Akay CEMAL

Akay CEMAL

28.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Anastasiadis’in sözlerindeki ince ayarları değerlendirelim

New York’ta gerçekleştirilen ‘Üçlü Zirve’nin ardından çok şeyler konuşuluyor, tartışılıyor ve değerlendiriliyor. İlk anda ortaya çıkan durum, zirveden Anastasiadis’in memnun ayrıldığı, Akıncı’nın ise rahatsız olduğu şeklindedir. Yalnız Rum medyası değil, Türk medyası da aynı saptamayı yapmış bulunmaktadır.

Nitekim Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı da, NTV’ye konuşmasında, Rum tarafının takvim fobisi olduğunu vurguladı. CTP Genel Başkanı ve 2’nci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da, sürece dair herhangi bir takvimlendirme yapılması umudunun gerçekleşmediğini kaydetti. Rum basını, Anastasiadis’in üçlü zirveden ‘tam anlamıyla memnun’ olarak ayrıldığını yazdı.

Bu arada ‘Simerini’ gazetesi, Akıncı’nın yol haritasında ısrar etmesi nedeniyle üçlü görüşmede Anastasiadis ve Akıncı arsasında gerginlik yaşandığı iddiasında bulunurken, Ban’ın Rum tarafının görüşünü destekleyerek Anastasiadis’e can simidi olduğu şeklinde yorum yaptı. Gazeteye göre, görüşmenin sonucundan büyük rahatsızlık duyan Akıncı’nın ayrılırken, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’ye ‘beni kandırdınız’ dediği de iddia edildi.

Doğru veya yanlış, ancak görünen köy kılavuz istemez. Beklenen sonuç elbette çıkmış değildir. Olsaydı, çok daha değişik yorumlar yapılır, değerlendirmelerde bulunulurdu… Başbakan Hüseyin Özgürgün, son gelişmeler üzerine, “Kıbrıs Türkü, Rum’un insafına kalmış çözüme mahkûm değil” derken, Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş da, “umutlu değilim” şeklinde değerlendirmede bulundu. Deneyimli politikacılardan Yeni Kıbrıs Partisi (YKP) Yürütme Kurulu Üyesi Alpay Durduran, daha net bir yorum yaptı ve “erken zamanda çözüm beklemeyin” dedi.

Aslında Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in öteden beri yaptığı açıklamaları iyice değerlendirdiğimizde satır aralarında ‘ince ayar’ yapılmış nice mesajlar içerdiği ve bunların netliğe kavuşturulması gerektiği gerçeği ortaya çıkmaktadır. Bırakın garanti ve toprakla mülkiyet takıntısını, ancak Anastasiadis, iki bölgeli federasyonun her iki toplumun kendi yönetimini oluşturma koşullarını yarattığını, ancak merkezi devletin görmezlikten gelinemeyecek bir gücü olacağını ifade etti. Rum lider, merkezi devletin tek bir uluslararası kimliği, tek bir egemenliği ve tek bir vatandaşlığı olacağını da vurguladı…

Merkezi hükümetin gücünün görmezden gelinemeyeceğini açıklarken, Anastasiadis çok şeyler ima etmektedir. Bu güç Rum topumu lehine kullanıldığı takdirde ki öyle olacaktır; belirli bir süre Kuzey’de de hakimiyetin ellerine geçebileceğinin işaretidir. Nitekim Akıncı’nın eski mesai arkadaşlarından İsmail Bozkurt da, bu konuda görüş beyan ederken şöyle diyor:

“Tek egemenlik o kadar belirsiz, temelsiz bir kavramdır ki, 11 Şubat 2014 belgesi dışına taşırılmasına izin verilirse hangi tartışma ve sapmalara neden olabileceğini kimse kestiremez. Bunun içindir ki gözler dört açılmalıdır bu konuda.”

Bozkurt’un dediği gibi, Anastasiadis bu konuda tam bir cambazlık yapıyor ve kurucu devletlerde başkan olmasını da istemiyor. Bu da kurucu devletleri küçümsemeye, önemsizleştirmeye, itibarsızlaştırmaya ve statüsünü düşürmeye yönelik bir taktiktir. Tüm bunları değerlendirdiğimizde, Anastasiadis’in “Merkezi devletin görmezden gelinemeyecek bir gücü olacaktır” sözlerini daha iyi algılamak için kâhin olmaya gerek yoktur.

Onun içindir ki, Kıbrıs Türk tarafı haklarını sağlama almak ve koruyabilmek için mutlak surette derogasyonlar üzerinde ısrar etmelidir. Karşı taraf bunu benimsemeyebilir ve oyunbozanlık yapabilir. Ancak derogasyon

Kıbrıs Türkünün geleceği açısından yaşamsal önem arz etmektedir. Aksi halde sahiplenilen hakların en önemlileri Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kanalıyla geri alınabilir ve sonuçta ağzımızı poyraza açmış oluruz.

Nitekim Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş da, Kıbrıs Türk tarafının ekonomik açıdan çözüme hazır olmadığını söyledi. Denktaş, bu durumun, dünyanın Kıbrıs Türk halkını dışlaması ve sistemin dışında tutmuş olmasının yarattığı bir sonuç olduğuna işaret ederek, “Tüm AB ülkelerinin en az 10 yıllık bir geçiş süreci var, biz bu süreci yaşamadan kendimizi işin içinde bulacağız” dedi.

Yarım asırdan beri ambargolar ve izolasyonlar altında ezilen taraf olacaksınız, olası bir çözümde de aynı anda ve aynı mesafe için yarışa gireceksiniz. Sonucun ne olacağı belli değil mi?

Dediğimiz gibi garantiler, toprak ve mülkiyet dışında nice trikler vardır ki, onları görmek, bilmek ve gerektiği anda gerekli önlemleri almak lazım. Zamana oynadıklarını bilen, takvime karşı fobileri olduğuna New York’ta bir kez daha tanık olan Sn. Akıncı’nın, işaret etmeye çalıştığımız tehlikeleri gördüğü, bildiği ve ona göre tedbir aldığına inanıyoruz.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.