Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

03.05.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Askerle iç içe olmak ve karavanayı paylaşmak

Kimi Muğla, kimi Denizli’den… Kimi Artvin, Edirne, Mardin ve Diyarbakır’dan… Kimi Hatay’dan, İstanbul’dan, Trabzon’dan, Adana’dan…

Velhasıl Türkiye’nin çeşitli illerinden, kentlerinden, köylerinden… Tümü de Türkiye’den! Hani ‘Çakı gibi’ derler ya aynen öyle! Komutanından erine varıncaya kadar.

Sönmezliler Ocağı olarak, dün Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı’nın (KTKA) öğle yemeğine davetliydik… Sönmezliler Ocağı Başkanı Erden Esenyel ile yönetim kurulu ve üyelerden oluşan grup, sıcak bir ilgiyle karşılandı ve askerle iç içe karavanayı paylaştı.

Menüde çorba, tavuk, pilav, salata ve yanında da ayran vardı. E.. meyve olarak da bu mevsimin Yeşilırmak çileği olmaz mı?

Alay Komutanı Topçu Kurmay Albay Hüseyin Özçelik ile beraberindeki subayların sıcak ve samimi ilgisi görülmeye değerdi… Bizler de üniformalı askerlerle birlikte olmaktan, karavanayı paylaşmaktan son derece mutluluk duyduk.

Kıbrıs’la ilgili izlenimlerini dinlemek, doğruları, yanlışları tartışmak, Kıbrıs Türk halkının bu günlere nasıl gelebildiğini, zor günlerini anlatmak gerek… Belki bazılarında bizlerle ilgili bir takım yanlış izlenimleri olabilir. Nedenleri yanlış yansıtılabilir. Bu durumlarda ‘acaba neden?’ sorusuna vereceğiniz yanıtı bekler, heyecan duyarlar.

Onlar, Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı’nın bu Ada’da neden ve hangi amaçla bulunduğunu çok iyi bilirler. Bizde yeni nesil de biliyor mu? Elbette bilenler var da, bilmeyenler herhalde daha fazla.

Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı bu ülkede konuşlandığında, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri (KTBK) ile Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı (GKK) henüz yoktu. Çünkü Alay, 1960’da Rumlarla ortak cumhuriyetin kurulmasıyla varılan anlaşmalar çerçevesinde buraya gelmişti… Aynı anlaşmalar uyarınca 650 kişilik Türk Alayına karşılık, Yunan Alayı da 950 kişiden müteşekkildi…

Eğitimli iki alay, Lefkoşa Uluslararası Havaalanı yakınlarındaki ‘Grammer School’ bölgesinde öyle bir savaşa tutuşmuştu ki, o güne kadar öyle bir kapışma çok az görülmüştü… İki taraf da ağır zayiat verdiyse de, Yunan Alayının zayiatı daha fazlaydı. Hatırlıyorum, Kurmay Albay Mustafa Katırcıoğlu komutasındaki Alay, Yunan Alayının ileri gitmesini var gücüyle önlemiş, esas hedef olan Lefkoşa-Girne yolunu kesmelerine olanak sağlamamış, var gücüyle direnmişti…

‘Grammer School’ yöresindeki bir nevi ‘meydan savaşının’ ertesi günü Foto Muhabiri Osman Rekor’la oraya vardığımızda havan, bazuka ve top mermilerinin boş kovanlarından basacak yer yoktu… Bir tek canlı vardı, o da kafes içinde bir papağandı… Sanırım onu da Osman almıştı…

Savaştan hemen sonra Kurmay Albay Katırcıoğlu’nun düzenlediği basın toplantısında bulunmuştum… Yorgunluğu, uykusuzluğu yüzünden okunuyordu… Aynı yüz ifadesinde alayın gösterdiği kahramanlıktan duyduğu mutluluk da okunmaktaydı… Aslında Türk Alayı ile savaşa tutuşan Yunan Alayı, hem EOKA’cılardan, hem de Rum Milli Muhafız Ordusu’ndan da takviye almıştı… Türk Alayı bu nedenle zorlu bir savaşa mecbur edilmiş, ancak zoru başarmıştı…

1960’da ilk gelen Alayın Komutanı İzmir’den Kurmay Albay Turgut Sunalp idi. Sonraları kimler geldi, kimler geçti? Şimdi bir anda tümünün isimlerini hatırlamak mümkün değil. Ancak Füsunoğlu vardı, Hüsamettin Sevengül vardı… Bizim Ersin Taşer’in yakın dostuydu… Gözü pek bir komutandı ve bir akşam jiple Rum kesimine geçmiş, etrafı kolaçan ettikten sonra geri dönmüştü…

Ada’nın İngiliz idaresine geçmesiyle Türk bayrağı indirilirken, son Türk askeri de gitmiş, 1960’da ortak Cumhuriyetin kurulmasıyla da Türk askeri 1878’den sonra ilk kez Gazimağusa Limanı’ndan karaya ayak basmıştı… O gün ana-baba günüydü. Kıbrıslı Türkler akın akın Mağusa’nın yolunu tutarken, ta Baf’tan Mağusa’ya gidenler vardı… Danalar kurban edilmiş, heyecan doruğa ulaşmıştı… Herkes sevinç gözyaşları akıtıyordu…

Bu vesile ile galiba sizlere Alay’ın özet tarihçesini anlatmaya çalıştık. Ancak bu tür ziyaretlerin, birlikte olmanın, iç içe bulunmanın yararları saymakla bitmez. Mehmetçik’le iç içe olmak, onlara bilmediklerini anlatmak, onların kafalarındaki soru işaretlerini gidermek bambaşka bir duygu. Hele aramızı açmak, bağlarımızı zayıflatmak isteyenlere karşı bu tür diyalogların yararı daha da önem kazanmaktadır.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.