HUNKAR SAG GIYDIRME
Akay CEMAL

Akay CEMAL

05.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Biz yazmaktan usandık, siz atmaktan usanmadınız mı?

Dersimiz yine çevre… Ama değişen bir şey yok! Çevre konusunda bir türlü notumuzu düzeltemiyor, girdiğimiz sınavlarda geçerli not alamıyoruz. Velhasıl çevreyi hoyratça kirletmekte dünyada üstümüze yok!..

Yaşadığımız ülkeye karşı içimizde az, biraz sevgi varsa kirliliğin önüne geçmemiz lazım. Gerekirse cezalandırarak…

Ünlü sinema oyuncularından Şener Şen, işsizliğin kol gezdiği dönemlerde, Almanya’ya götüreceğini söyleyerek, İlyas Salman ve bir grup köylü arkadaşını kandırmış, Münih yerine İstanbul’a götürmüştü… Hatta İlyas Salman, elinde taşıdığı sözde Almanca adres yazılı kâğıt parçasını sokakta rastladığı birkaç kişiye sorduğunda, ‘Ne Münih’i be; burası İstanbul kardeşim” dediklerinde onları terslemiş, “yaşadıkları şehrin adını bile bilmiyorlar” demişti…

Ama yine de zihinlerinde soru işaretleri belirmemiş değildi… Caddelerde biraz daha ilerlerken, arkadaşına “Bak bu da bizden; bir de ona soralım” deyince, arkadaşı “Bizden olduğunu nasıl anladın” diye sormasın mı? İlyas Salman’ın yanıtı: “Görmedin mi, yere tükürdü…”

Bu filmi çok kez izlemişizdir.

Barış Harekâtı akabinde nüfus yapısında kültürler karmaşası yaşandı bu ülkede… Kuzey’den gelenler için ‘süzgeçten geçirme’ olmadı. ‘Köyden indim şehre’ misali kendilerini bir anda Kuzey Kıbrıs’ta bulanlar arasında iyi niyetliler de oldu, kötü niyetliler de! Almanya’da olduğu gibi, burada da yerli halkla intibak kolay olmadı. Bir takım sıkıntılar yaşandı. Aradan geçen süreçte intibak sağlandı ve kaynaşma oluverdi.

Diyeceğimiz şu ki, ilk zamanlar Lefkoşa surlar içi tükürükten geçilmezdi… ‘Hak tu’ deyip sokakları kirletenler, zaman içinde uyarıldı, yapılanın ayıp olduğu söylendi ve eğitimle, bilinçlendirme yoluyla, gerekli önlemlerin alınmasıyla sorunun çözümü sağlandı. Kimse gocunmasın; bunları yaşadık, gördük. Ancak gelenlerin tümünü de aynı kefeye koymadık, koymayız da! Aralarında çevreye karşı çok sayıda duyarlı soydaşlarımız olduğunu da biliyoruz.

O günler gerilerde kaldı.

Her neyse; bu günlere gelmek kolay olmadı. Şimdi hep birlikte, toplum olarak önemli bir sınavla karşı karşıyayız. Cennetten farkı olmayan bu adada ya çevre sınavını geçeceğiz, ya da pislikler içinde boğulacağız!    Kuzey Kıbrıs’ı ziyaret edenler bu sorunu açıkça dillendiriyorlar. Bir yerde bizi mahcup ederek, “böylesine kirli bir ortamda yaşamak sizleri rahatsız etmiyor mu?” demekten kendilerini alamıyorlar.

Rum kesimi ile kıyaslamak pek huyum değildir. Ancak bazı durumlarda kıyaslamanın gerekliliğine inanıyorum!

Araçlarıyla o tarafa geçenler, burada yaptıkları gibi, anayollarda seyahat ederken niye kola kutusunu, bira şişesini veya içtikleri suyun pet şişesini dışarı atamıyorlar? Niye olur olmaz yere park edemiyorlar? Sıkar mı? Demek ki nizam, intizam, sistem var! Yere tükür tükürebilirsen… Ya da sigaranın izmaritini at atabilirsen…

Çünkü cezası var. Hem bilinç ve sorumluluk var, hem de ceza! İşte bu da duyarlılığı sağlar. Oradaki bir piknik alanından 18 ton çöp toplanmaz. Oradaki sanayi siteleri mezbelelik görünümünde değildir.

Bizde bir bakıyorsunuz; altında son model gıcır gıcır arabayla yolda giderken, camını açıyor ve düğünde ikram edilen pastanın kâğıdını yola atıyor. Beriki piknik yaptığı vatan toprağını kirletmeyi marifet sayıyor. Öteki sanayi bölgesini hurdalığa çevirirken, ilgililer de ilgisizliklerini sürdürüyorlar. Sanki de bu kutsal toprakları kirletmek için, çirkinleştirmek için hep birlikte ‘Tu kaka’ politikası oynuyoruz.

Böylesine acizlik bir başka yerde görülmüş değildir. Bu konularda bir yandan eğitimle küçük yaşlardan itibaren bilinçlendirme devam ederken, diğer yandan da caydırıcı nitelikte tedbirler alınarak uygulamaya konulmalıdır. Alınan kararlar kâğıt üstünde kalmaya mahkûm edilirse, zerre kadar caydırıcılığı olmaz, kimse de takmaz ve ‘böyle gelmiş böyle gider’ politikasının sürgit etmesine yarar.

Sonuçta üzerinde yaşadığımız bu vatan toprakları hepimizin evi barkıdır. Gözümüz gibi korumak varken, umursamaz ve sorumsuz davranırsak, çöp yığınları altında ezilmekten kurtulamayız. Niye askeri birliklerin olduğu yerler tertemiz, pırıl pırıldır? Bir düşünelim ve ders alalım.

Biz bu konularda yazmaktan usandık, siz atmaktan, kirletmekten usanmadınız mı?..

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.