Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

03.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Bölgeye, AB’ye, ülkemize genel bakış ve hassasiyetler

Dünyanın çeşitli bölgelerinde yeni şekillenmelere doğru adımlar atılıyor. Özellikle Ortadoğu’da Suriye ve Irak’ın içine sürüklendiği kaos ortamının nasıl ve ne şekilde oluşabileceğini kestirmek kolay değil. İŞİD gibi terör örgütleri, yalnız bu ülkelerde değil, fakat Libya’da ve Afrika’nın nice ülkelerinde aktif durumda…

Avrupa’ya ve de Avrupa Birliği’ne (AB) baktığımızda, orada da belirsizlikler hüküm sürüyor. Gerek Suriye ve Irak’tan, gerekse bazı Afrika ve Uzakdoğu ülkelerinden ‘sığınmacı’ olarak, Avrupa’ya akın etmeleri, AB üyesi ülkelerin en başta gelen baş ağrılarından biri… O kadar ki, Türkiye, 3 milyonu aşkın mülteciyi yıllardır barındırırken, bazı AB ülkeleri yüz bin mülteciyi bile kabul etmiyor. Sınırlarını mültecilere kapatıyor, dikenli tel örgüler ve yüksek duvarlar dikiyorlar.

Avrupa belirsizlikler içinde çalkalanırken, İngiltere’nin AB’den çıkma kararı, bazı üye ülkeler üzerinde domino etkisi yaratmadı değil.

Piyasa beklentilerine ilişkin araştırmalar yapan Sentix kuruluşunun anketine göre; Euro Bölgesinin 12 ay içerisinde dağılma olasılığı artarken, İtalya para birliğinden ayrılması muhtemel ülke oluverdi. Ankete ilişkin yapılan açıklamalarda, artık Yunanistan’dan ziyade İtalya’nın yıl içerisinde Euro Bölgesi’nden ayrılma olasılığının en yüksek ülke konumunda olduğu belirtildi.

Evet; etrafımız kan revan içindeyken, Avrupa’da da sancılar yok değil! Önümüzdeki yıl içinde AB’nin lokomotif ülkeleri Almanya ve Fransa’da seçimler var. AB içinde serbest dolaşım, yerleşim ve mülk edinmede giderek artan kısıtlamalar var. Kısacası AB içinde bir kimlik çatışması ortamına girildi.

Süper güçlere baktığımızda, onlar da bir takım hesaplar içinde… Suriye bataklığında istediğini alan Rusya, Kıbrıs’la ilgili gelişmeleri de çok yakından takibe almış vaziyette… Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov, Moskova’da Rum Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis ile görüşmesinden sonra yaptığı ilginç açıklamada, hem BM’ye, hem de Genel Sekreterin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’ye, ‘reddedilebilecek çözümleri ileri götürmekten vazgeçmeleri’ çağrısında bulundu.

Bu gerçekler ışığında dönüp de yaşadığımız ülkeye baktığımızda şükretmemek elde değil. Yangın yerinin çok yakınındayız, ama kırk yılı aşkın bir süreden beri barış, huzur ve güvenin hüküm sürdüğü adada bulunuyoruz. Bu durumun, garantörlükten ve Türkiye’nin buradaki askeri varlığından kaynaklandığını Rum tarafı da bildiği halde, işlerine gelmediğinden adeta uçan kuşa şikâyette bulunmaktadırlar. O zaman iyi niyetten söz edebilmek mümkün mü?

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, bu gerçekleri kaç kez dile getirmiş bulunmaktadır. Kıbrıs Türk halkının güvenlikle ilgili hassasiyetini çeşitli vesilelerle dile getirmektedir. Aynı şeyi geçen hafta eski görüşmecilerden Kudret Özersay söylemişti… Önceki gün de, yine eski görüşmeciler Osman Ertuğ ve Ergün Olgun benzer görüşler ortaya koydular.

Kıbrıslı Türklerin güvenliğinin üçüncü çevrelerin sağlayacağı kâğıt üstünde garantilerle değil, etkinliği somut olarak kanıtlanmış olan anavatan Türkiye’nin etkin ve fiili garantisiyle sağlanabileceğinin yadsınamaz bir gerçek olduğunu bir kez daha vurguladılar.

Her zaman diyoruz ki, bu adada 42 yıldır savaş değil, barış vardır. Barışı kalıcı kılmak da her iki tarafın kabul edebileceği bir çözümle mümkündür. Mont Pelerin’e gitmeden önce Anastasiadis kendi siyasilerini bilgilendirirken, Akıncı’nın da bizdeki siyasileri bilgilendirmesi gayet doğaldır. Bu aşamada başarı dilemek ve

gelişmeleri beklemek en doğrusudur. Ancak bizim de bulunduğumuz coğrafyada en yoğun çatışmalar cereyan ederken, Kıbrıs adasında yarım yüzyıla yakın bir süre devam eden barış ve güven ortamının bozulmasına da herhalde göz yumulması beklenemez!

 

***

Kablo ile elektrik ‘baş ağrısı’ imiş!..

İsrail ile denizaltından kablo ile elektrik getirme anlaşması imzalayan Rum tarafı, şimdi Türkiye’den KKTC’ye aynı sistemle elektrik getirilmesi projesine taktı… Rum Dışişleri ve Enerji Bakanlıkları, KKTC’ye elektrik taşınmasına yönelik planlamaların önlenmesi için gerekli faaliyetlerde bulundukları konusunda Rum Meclisi’ne yazılı güvence verdiler. Bir Rum yetkili, bu planın Rum Yönetimi açısından çok ciddi ekonomik ve siyasi etkileri olacağını söyledi.

Allah Allah! Olacak iş mi bu? İsrail, Mısır, İngiltere, Fransa ve daha nice ülkelerle çeşitli projeleri içeren anlaşmalar imzalarken, Kıbrıs Türk tarafı illa ki eli kolu bağlı mı kalacak, muhtaç duruma mı düşürülecek? Üstelik Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun, geçen günkü açıklamasında, istedikleri takdirde kendilerine suyun yanı sıra, projenin gerçekleşmesiyle elektrik de verilebileceğini söylememiş miydi? Hem niye baş ağrısı olsun?

Hele de İsviçre görüşmeleri öncesinde bu tür davranışlar hoş olmasa gerek!

 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.