Cyprus Today sol
  • 06 Nisan 2018, Cuma 9:10
AkayCEMAL

Akay CEMAL

Boyumuzdan büyük işlerle uğraşacağımıza…

Suriye’yi bu hallere düşürenlerin kimler, hangi güçler olduğu pek ala bilinmektedir. Bölgeyi yeniden şekillendirme çabaları, elbette birilerinin çıkarları gereğidir. Suriye’den önce, Afrika’nın kuzey ülkelerinde emperyal güçler tarafından hazırlanan senaryo gereği ‘Arap Baharı’ adı altında halklar kışkırtılmış, sokağa dökülmüştü.

Emperyal güçler ‘Arap Baharı’ eylemlerinde kısmen başarılı olmuş, örneğin Libya Lideri Muammer Kaddafi, bizzat kendi ülkesinin halkı tarafından öldürülmüştü… Tabii Kaddafi’yi öldüren emperyalist uşakların, o günlerde halkı ne oranda temsil ettiği de ayrı bir mesele…

Şimdilerde ise Libya halkı, Kaddafi dönemini mumla arıyor. Irak’ta oynanan oyun farklı mıydı? Kabul etmek gerekir ki, Saddam Hüseyin bir diktatördü… Böyle olmasına rağmen gün geldi, Irak halkı o diktatörün dönemini arar oldu. Daha doğrusu Irak üzerine oyun kuranlar, halka o günleri bile arattırdılar.

Ondan sonra sıra Suriye’ye geldi.  Ve bu ülkede savaş 8’inci yılına girdi. Milyonlar etkilendi. Köyler, kentler viraneye döndü. On binler yaşamdan koparıldı, yüz binler mülteci oldu. Binlerce Suriyeli de, umut diye yola çıkarken, Ege’nin, Akdeniz’in derin sularına gömüldüler.

Oyun kurucular, kendi çıkarlarına göre senaryo yazarken, saflar da, o topraklarda tasarlananlar da belirlenmeye başladı. Bu safların en belirgini Türkiye, Rusya ve İran dayanışması... Ankara Zirvesi’nde, Suriye konusu bir kez daha değerlendirildi ve ülkenin toprak bütünlüğünü koruma ve ayrılıkçı gündemlerle mücadele kararlılığı vurgulandı.

Doğal olarak işin içinde İran ve Rusya da olursa, elbette İsrail’in, ABD’nin, Suudi Arabistan’ın ve Batılı ülkelerin homurtuları duyulur. Çünkü bu üç ülke, ‘Büyük Ortadoğu Projesi’nin çarklarına çomak sokmuş, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasından yana tavır ortaya koymuştur.

Ankara Zirvesi nedeniyle Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında yapılan görüşmeler ve daha da önemlisi, Rusya’dan alınacak S-400 hava savunma sistemlerinin teslimat tarihinin öne alınması da homurdanmaları yoğunlaştırdı. Onlara göre; bir NATO üyesi olan Türkiye’nin, Rusya’dan S-400 füze sistemi alması da ne demek?

Ancak Türkiye, bu konuda gerekçelerini dünya kamuoyuna defalarca duyurdu. “İstediğimiz ve ihtiyaç duyduklarımızı bize paramızla vermezseniz, biz de başka kapıları çalarız”  dedi.

NATO üyesi Batılı ülkeler mesajı alırken, Türkiye’nin haklılığından dolayı bu konuda fazla yorum yapmaktan da kaçındılar.

Ne yani ‘Kalk Arap otur Arap’ konumundaki Suudi Arabistan’a her istediğini, hem de en modern kısmından vereceksin, sıra Türkiye’ye gelince de kapıda bekleteceksin… Çünkü Suudi Arabistan, bölgede nerdeyse İsrail’in çizgisine geldi. Ha İsrail, ha Suudi Arabistan; ikisi de ABD’nin güdümünde.

Hangi ülkenin ne olduğu, neyi güttüğü bizi ilgilendirmez. Bunlar boyumuzu aşan konular. Ama çeşitli gerekçelerle Suriye üzerinde oynanan oyunların da artık bir son bulması gerekir. O halk çok çekti, barışa, güvene susadı. Kendi evine, toprağına hasret kaldı. Büyüklerin çıkar hesapları ve büyük projelerinin esiri oldu, dünyanın dört bir yanına savruldu.

Ankara Zirvesi’nde bir diğer önemli olay, Erdoğan’la Putin’in Mersin Akkuyu’da nükleer santralin temelini atmaları… Vay ne demek oluyor Türkiye’de nükleer enerji santrali? Rum tarafı ile Yunanistan hemen feryat-ı figana başladı. Yalnız onlar mı? Bizdeki uzmanlar da, çevreye sahip çıkamayan bazı çevreciler de! ‘Uzmanlar’, santralin yalnız Kıbrıs için değil, tüm Akdeniz için ciddi bir tehdit oluşturduğunu söylüyor. Hatta hükümetin, nükleer risklerle ilgili bir devlet politikası oluşturması zorunluluğundan bahsediyorlar. Allah göstermesin, bir kaza durumunda Girne ve Kıbrıs’ın Kuzey sahil şeridi, bu arada denizdeki balıklar da etkilenecekmiş!..

Bu ve benzeri iddialara karşı Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüseyin Işıksal, nükleer enerjinin çevre dostu olduğunu savundu. “Dış güçler, zamanında İran’a yaptıkları gibi, bugün Türkiye’nin de önünü tıkamaya uğraşmakta ve nükleer santralin olumsuz yönlerini ön plana çıkarmaya çalışmaktadırlar” dedi. Işıksal bu noktada ciddi bir paradoksun olduğunu kaydetti.

Biz, karşı çıkanları da, savunanları da aktardık. Yorumu değerli okurlarımıza kaldı. Sonra başlıkta da vurguladığımız gibi, bizim o kadar çok yapacak işimiz var ki, onlarla uğraşalım ve boyumuzu aşan veya boyumuzdan büyük işlere bulaşmayalım. Ha; bulaşsak kaç yazar?..

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık
Pop Up ek