Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

23.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Bugün de biraz da nostalji ‘Eski Kıbrıs, Eski Lefkoşa’

Siyasetten, sorunlardan biraz uzak duralım derken, değerli dostumuz Ahmet Sanver’in “Orijinal Resimler ve Belgelerle Eski Kıbrıs Eski Lefkoşa Anılarım-4” isimli kitabı geçti elime…

Ön kapakta tarihi bir fotoğraf: ‘Peruz ve dansöz arkadaşları.’ Ama şimdiki dansözler gibi değil. Modanın öncüleri gibi zamanın güzel kıyafetleri ve şapkalarıyla poz veriyorlar. Arka kapakta ise, kitabın yazarının anne ve babasının düğünde çekilmiş fotoğrafı, altında da “Bu kitapta, 1940’lı - 50’li yılların Kıbrıs’ına ait, özellikle de Lefkoşa’nın yaşantısını ve yaşayanlarını anlatan gerçek öyküleri bulacaksınız” deniliyor ve şunlar ekleniyor:

“Okuyanlar, şimdilerde var olmayan, o dönemin adet, gelenek ve kültürünü anımsayacak, bilmeyenler ise öğrenecektir. Bu öykülerde, her yaştan herkesin kendinden bir şeyler bulacağına da inanıyorum.”

Kitabın ‘İçindekiler’ bölümünde konu başlıkları şöyle sıralanıyor:

‘Ev Komşularımız Peruz Hanım, Nişan Ağa ve Uncu Ebaminondas İle İlginç Anılar’, ‘Annemin Rum

Komşusu Hrisanti ve İpek Böceği ile Çiçek Suyu Marifetleri’, ‘1950’lerin Ev İşleri, Ev Yaşantıları, Adetleri, Gelenek ve Görenekleri’, ‘Sinemalar, Korkularım, Drakula ve Kurşun Dökme’, ‘Yumurta Hırsızı ve Köpeklerimiz’, ‘Cuma Namazı; Turhan Korun ve Taner Tevfik’, ‘Eski Günlerdeki Yemişlerimiz – Goggolarımız.’

Siyah-beyaz fotoğrafların da sayfalara serpiştirildiği kitapta, 1950’de tahta buzdolabı ve onu üreten ustaların fotoğrafının yanı sıra, şimdiki buzdolaplarının olmadığı dönemde yiyecekleri özellikle sineklerden korumak için evlerde kullanılan telli dolap, kurşun döken kadınlar, ipek böcekçiliğine dair resimler yer alıyor. Bu arada geçmişin ünlü solistlerinden Hamiyet Yüceses, Zeki Müren, Müzeyyen Senar, ses ve sinema sanatçısı Suzan Yakar, ünlü sinema oyuncusu Atıf Kaptan, ünlü müzisyenlerimizden, öğretmen Fikret Özgün, ayrıca Aynalı ve Yoğurtçu Musa’nın fotoğrafları bulunuyor.

Eski yemişlerden söz edilirken, bunlar arasında gonnara, horoz şekeri, değnekli ve baston şekerleri, pastelli, eskiden Lefkoşa’da sırtlarında güğümleriyle dolaşan şerbetçiler ve geçmişin vazgeçilmez yemişlerinden gannavuriyi saymak lazım… Kavrulmuş, tuzlu gannavuriyi yaşlı bir kadın sabahları hazırlar, öğleden sonra Lefkoşa’yı dolaşarak sini içinde satardı. Ambalajı, ustaca çok ince sarılmış kâğıttan külahlardı. Son sayfada eski bayram yerinde bir zamanlar çocukların vazgeçemediği cıncırakların (kopçalar) fotoğrafı da yer alıyor.

Ahmet Sanver, komşuları Peruz hanımın, Anadolu’dan tehcir edilen Ermenilerden olup, annesine ev işlerinde bile yardımcı olduğunu anlatırken, “Annem, Peruz’un gençliğinde ‘Şantöz’ olduğunu söylerdi. Onun ne demek olduğunu sorduğumda ‘Kabarede dans eder, oyun oynardı” diye yanıtlardı” şeklinde naklediyor ve şunları aktarıyor:

“Peruz’un çok sevdiği ve beraber yaşadığı yakışıklı taksi şoförü Pavlos isimli bir Rumdu… Sonradan bozuşmuşlardı. Peruz bir süre de Lefkoşa’da Kuruçeşme’de permanantçılık da yaptı. 1950’li, 60’lı yıllarda bayan kuaförleri yoktu. Yalnız permanantçılar vardı. Bir gece çığlıklar ile uyandık. Peruz’n bahçesindeki tavuk kümesi yanıyordu. Tavuklar kümeste, Peruz ise kümes dışında canhıraş bağırıyorlardı. Beş dakika içinde kümes tavuklarla birlikte yandı kül oldu. Herkes bu sabotajı Havva Hanımın yaptığına inandı, ama kimse kanıtlayamadı. 1963 yılı Aralık ayında başlayan toplumlararası çatışmalar nedeniyle Peruz geçici olarak Rum kesimine taşındı, ama bir daha geriye dönmedi. Bir gün Emlâkçı Hasanoz’dan onun hayatta olduğunu öğrendik.”

Yazar şunları da aktarıyor:

“Evimizin batısında Hacı Halit Dedezade’ler vardı. Onun yanında da Nişan Ağa’nın evi. Nişan Ağa çok çalışkan biriydi ve 20 kadar süt ineklerine gün boyu bakar, gece de sağım yapardı. Oğlu Berç ise alkolik ve hayırsız biriydi. Nişan Ağa’nın en büyük yardımcısı gelini Andiğoni idi. Oğlu Vartan ile yaşıttık ve oyunlar oynardık… Türkçeyi çok iyi konuşurdu. Sonraları Nişan Ağa öldü, oğlu Berç de evini sattı ve tüm ailesiyle Ermenistan’a göç etti.

Ebaminondas’ların işyeri ise şimdiki Türkiye Büyükelçiliği kançılaryasının tam karşısında ve Meclis’in yanındaki yapılardı. Un değirmeni vardı, ayrıca büyük buz kalıpları yapar ve satardı. Uzak yerlere ise Buzcu Enver Dayı kamyoneti ile servis yapardı… Evimizin 50 metre kadar gerisinde kalan Hrisanti ise annemle çok iyi arkadaştı ve ipek böcekçiliği ile uğraşırlar, gülsuyu yaparlardı… Kızı Olga ise kız kardeşim Esin ile oyunlar oynardı. Hrisanti’ler bir gün ailece bize geldiler. Meğerse İngiltere’ye gidiyorlarmış, vedalaşmaya gelmişler… Annemle Hrisanti çok ağladılar, çok zor ayrıldılar.”

Aslında bir çırpıda okunabilen bir kitap… Eski yaşamdan ve dostluklardan bahseden örneklerle dolu. Sadece bir – iki saatinizi alan kitabı ‘mutlaka okuyun’ diyoruz.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.