Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

28.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Çağdaş iletişimi kabul etmeyen eşit paylaşımı mı kabul edecek?

Dillere pelesenk olan 2016 yılı sonuna şöyle böyle bir ay kaldı… Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, 2016’nın sonuna kadar makul bir çözüme varılabileceği konusundaki söylemlerinde iyi niyetli ve de samimiydi… İlgili taraflar ile BM, AB ve dünya kamuoyu da böyle algıladı. Bu nedenle sürece ardı ardına destek beyanları geldi. Samimi olanlar vardı, ‘iş ola’ destek verenler de!

Rum lider Nikos Anastasiadis, aynı duyguları tam tamına benimsiyor muydu, bilemeyiz. Çünkü bunca yıldır Kıbrıs Türk tarafını müzakere masasında oyalamak, tanınmışlık ve AB üyeliği avantajını kullanarak yollarına devam etmenin daha cazip geldiğini onlar da biliyorlardı. Bu nedenle başından beri takvime de, hakeme de karşı çıktılar.

Gerçi dillendirilen 2016 sonu dolaylı da olsa bir takvim anlamı taşıyorsa da, hedefe varmak için yollardaki engelleri aşmanın şart olduğu da bilinen bir gerçektir.

Mont Pelerin’de gerçekleştirilen ikinci turun ardından Güney Kıbrıs’ta yapılan bir ankete göre; katılımcıların yüzde 93’ü, Türkiye’nin, Mont Pelerin görüşmeleri sırasındaki tutumunun, görüşmeleri olumuz etkilediğini belirtirken, yüzde 5’i görüşmelerin etkilenmediğini, yüzde 2’si de olumlu etkilendiğini ifade etti.

Bu da gösteriyor ki, başlarına taş düşse Türkiye’den bilecekler… Halbuki Akıncı, Anastasiadis gibi ne bir haftalığına izin talep etti, ne de Ankara veya İstanbul’a gitti! İzin isteyen de, Atina’ya giden de Anastasiadis oldu. Rum liderin, başta Başbakan Çipras olmak üzere; Yunanlı yetkililerle yaptığı görüşmelerden sonra, zaten başarısızlığa meyleden Mont Pelerin görüşmelerine Anastasiadis’in dönüşüyle tuz-biber ekilmedi mi?

Gerçekler Rum kamuoyunun gözünden kaçırılmak istenince, gelişmeler tek yanlı aktarılınca, anketlerden de böyle sonuçlar çıkması doğal değil midir?

Gelelim Avrupa Parlamentosu’nda (AP), Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye ile ilişkilerini dondurması yönünde alınan tavsiye kararına… Cumhuriyet Meclisi Başkanı Sibel Siber’in da işaret ettiği gibi, söz konusu karar yanlıştır. Ne AB’ye, ne de bölge huzuruna herhangi bir katkı sağlamayacağı gibi, Kıbrıs sorununun çözülmesine de olumsuz yansıyacaktır.

Avrupa Muhafazakârlar ve Reformcular İttifakı’ndan parlamenterleri kabulünde konuşan Siber, diyalog kapılarının kapanmasının kimseye faydası olmayacağının ve Türkiye’yi AB’den uzaklaştıracağının da altını çizdi. Siber ayrıca “Rum tarafı tanınmış bir devlet olmanın avantajlarıyla uluslararası alanda devlet ilişkilerini sürdürürken, bir taraftan da ambargo ve izolasyon altında tutulan halkımızla ucu açık müzakereleri devam ettirmek istemektedir” dedi. Sibel bunun adil bir durum yaratmadığını söyleyerek, izolasyon ve ambargoların kalkmasının çözüme olumlu katkı yapacağına inandığını kaydetti.

Geçen günkü bir yazımızda aynı noktaya temas ederken, ambargoların ve izolasyonların kaldırılması halinde, 48 saat içinde makul bir çözüme varılabileceğini vurgulamıştık…

Böylesine adil olmayan bir yarışa devam etmek mi gerek, etmemek mi?..

Bu arada çağdaş iletişimin gerçekleştirilmesi için dahi adım atmayanlardan ne beklenebilir diye düşünmekten kendimizi alamıyoruz. Türk tarafı, Ada’nın neresinde olursa olsun, cep telefonlarıyla konuşabilmek için gerekli işbirliğine hazır olduğunu defalarca açıklamış olmasına rağmen, Rum tarafının bu konuda gereksiz bahaneler sıralaması inandırıcı olmadığı gibi, Türk tarafıyla paylaşıma hevesli olmadığının da göstergesidir!

***

Mesajlarda neler deniliyor?

Son günlerde aldığımız çok sayıda mesajlarda değişik konulara değiniliyor. Ahmet Hüseyin Uluçay isimli okurumuz, bir yazımız üzerine; “Beklediğiniz hayırlı haber nedir? Rumlarla anlaşma mı? O zaman Kıbrıs Türkü referandumda hayır demelidir” şeklinde görüş belirtiyor.

Hala Sultan İlahiyat Fakültesi konusu ile ilgili Hikmet ve Ümit Kaynarca ile Erol Erbay, mesajlarında çok özetle şunları dile getirdiler:

“Yazınızdan dolayı teşekkür ederiz. Sizin gibi tecrübeli bir gazetecinin gerçekleri görememesi düşünülemezdi. Okulumuz, devletine ve milletine bağlı nesiller yetiştirmek için mücadele eden bir okuldur. Eğitimdeki boşluktan nemalanmak isteyenlere en azından kendi okulumuzda müsaade etmemeye çalışacağız.”

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.