HUNKAR SAG GIYDIRME
Akay CEMAL

Akay CEMAL

26.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Cenevre arifesinde bu sert çıkışlar acep niye?

Dün de yazdık… Cenevre öncesi Kıbrıs’tan hem yumuşak, hem de sert mesajlar veriliyor. Sert mesajlar derken, Güney Kıbrıs’ı ve Yunanistan’ı kastediyoruz. Kuzey Kıbrıs ile Türkiye ‘yumuşak geçiş’ siyasetini izlemeye devam ediyor. Ne tesadüf ki, bizim ‘yumuşak ve sert geçiş’ benzetmesini değerli dostum, deneyimli yorumcu Eşref Çetinel ile dün, aynı gün kullandık.

Evet; bir yandan Cenevre hazırlıkları süredursun, bir yandan da Kıbrıs’tan yükselen seslere kulak vermek lazım.

Kilisenin başı Başpiskopos II. Hrisostomos’un söylediklerini fazla yorumlamaya gerek yok. Çünkü onun felsefesine göre bu ada Helen adasıdır. Türklerin nüfusunu yüzde 18’e indirgeyen Başpiskopos, Türklere yüzde 25’ten fazla toprak bırakıldığı takdirde, olası referandumda halka hayır çağrısı yapacağını söylüyor. Bir defa Hrisostomos, özellikle 1963-74 döneminde Kıbrıslı Türklerin bizzat Başpiskopos Makarios yönetimince adadan nasıl ve ne şekilde uzaklaştırıldığını en iyi bilenlerdendir.

Kaldı ki nüfus konusu çok hassas bir konudur ve kendisinin yüzde 18 nitelemesi çok eskilerde kaldı. Köprülerin altından çok sular aktı. Bize göre görüşmelerde nüfusun müzakeresi de bir hatadır. Çünkü dünyada kimse, kimsenin nüfusunu tayin etme hakkına sahip değildir ve bu temel insan haklarına da aykırıdır.

Bu arada Cenevre öncesinde Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın bir kez daha üzerinde durduğu önemli bir hususa dikkat çekmek istiyoruz. Akıncı dedi ki, “Rum tarafında güvenlik ve garantilere topyekün bir karşı duruş var. Kategorik bir karşı çıkış söz konusu. Bunun son derece yanlış olduğunun bir kez daha altını çizmek itiyorum. Geçmişte yaşadıklarımız bize gelecekteki statünün ne kadar korunmaya muhtaç olduğunu göstermiştir. Yaşanmışlıklardan doğan tecrübeyle Kıbrıs Türkü, Türkiye’nin güvencesini talep etmektedir. Dolayısıyla biz sözlerle değil, pratik yaşamla yol almak istiyoruz.”

Bundan daha açık bir ifade olamaz herhalde. Bu nedenle dünkü yazıda, geçmişte yaşananlardan dolayı olası bir çözümün çok daha sağlam temeller üzerine oturtulması gerektiğini vurgulamış, ancak bu şekilde geçmişte yaşanan acıların tekrarlanmayacağını ifade etmeye çalışmıştık. Ancak ne yazık ki, gerek Güney Kıbrıs’ta, gerekse Yunanistan’da hiçbir hükümet, hiçbir siyasi parti, kurum veya kişi, Kıbrıslı Türklerin bu konudaki hassasiyetini anlamamakta, Türklerin güvenliğinde ‘olmazsa olmaz’ olan Türk askeri varlığına ve Türkiye’nin garantisine karşı çıkmakta, anlayış göstermemektedir.

Böyle bir durumda nasıl ve ne şekilde bir orta yol bulunabileceğini doğrusu çok merak etmekteyiz.

Akıncı’nın söyledikleri, daha doğrusu izah çabaları yerinde olduğu kadar, geçmişin gerçekleridir ve ders alınması gereken hususlardır. Bu, Rum tarafının da güvenlik hassasiyeti veya endişesini göz ardı ediyoruz anlamında değildir.

Farkındaysanız; Kuzey’den ve Ankara’dan çıkan yumuşak seslere karşı, Güney’den ve Atina’dan tam tersi çıkışların, hele de bu hassas dönemde ve Cenevre zirvesi arifesinde yer alması anlamlıdır. Nitekim Yunan Dışişleri Bakanı Kocas’ın ısrarla seslendirdiği garanti sisteminin tasfiyesine ilişkin sözlerinin hemen ardından, başta AKEL olmak üzere; sağcısıyla solcusuyla tüm Rum siyasi partilerinin koro halinde seslerini yükseltmeleri ilginç değil midir?

Peki; ne yapmalı veya ne yapılabilir?

Sanırız buna en güzel yanıtı Türkiye’nin yeni BM Daimi Delegesi Büyükelçi Feridun Sinirlioğlu verdi: “2016 yılının sonuna kadar çözüm olmazsa, yıl sonundan sonra yeni bir oyun gündeme gelir.”

Sinirlioğlu daha önce de şöyle demişti: “Eğer bu yıl sonunda bu iş olmazsa, adada tek devlet çözümü biter. Ondan sonra iki devlet arasında barış müzakereleri dışında hiçbir şeyi kabul etmeyiz.”

Bir yerde bu bir uyarıdır diyelim. Gerek Akıncı’nın Kıbrıs Türk halkının güvenlik konusuna ilişkin değerlendirmesi, gerekse Sinirlioğlu’nun sözleri ne Rumlara ne de Yunanistan’a bir tehdit değil, gerçekleri görme çağrısıdır. ‘Aklınızı başınıza alınız, gerçekçi davranınız ve hayal aleminde yüzmeden çözüme yardımcı olunuz.  Bunca yıldır peşinizden koşmaktan yorulduk, usandık” anlamındadır.

Rum Yönetiminin eski Dışişleri Bakanlarından Nikos Rolandis ve onun gibi düşünenler bunu anlar da, ezici çoğunluk anlar mı?

Yine de bekleyip göreceğiz.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.