HUNKAR SAG GIYDIRME
Akay CEMAL

Akay CEMAL

27.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Cenevre masasında ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ niye?

‘Kıbrıs Cumhuriyeti’nin de Cenevre konferansında temsil edileceğine ilişkin Güney’den ardı ardına açıklamalar yapılırken, bizde yani Kuzey’de bir suskunluktur gidiyor. İlgili makamlar herhangi bir açıklama yapmaktan niye kaçınıyor, bunu da anlamış değiliz.

Her şeyi kabullenmiş gibi bir görünüm içinde miyiz diye de sormak gerek.

Aslında hak vermek gerekirse, bu konuda gerek Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın, gerekse diğer yetkililerin açıklamalarında Cenevre’de iki taraf arasında yapılacak görüşmelerde bir sonuca ulaşılması halinde, beşli konferansın gerçekleştirileceği ve bu konferansa da üç garantör ülkenin katılacağı daha önce açıklanmıştı… Buna göre beşli konferansa garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere katılmış olacak…

Eğer bir sonuca varılırsa…

Ancak Rum tarafı öyle bir algı operasyonu yaratmaya çalışıyor ki, sanki de kendileri ayrıcalıklı devlet ve bu devleti temsilen de Cenevre’ye katılacak… Bu algı operasyonunun bir diğer amacı da görüşmeleri sabote etme çabaları ve Cenevre masasının berhava edilmesi… Bu olasılık daha ağır basıyor.

Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis, Cenevre’de gerçekleştirilecek Kıbrıs konferansında ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’nin hazır bulunacağını, çünkü anlaşmalarda imzası bulunduğunu ve onayına gereksinim olduğunu yineledi. Rum bakan, garantilerin, herhangi bir müdahale hakkının kaldırılmasını ve Türk askerinin Ada’dan çekilmesini istediklerini ifade etti.

Bunları biliyoruz. Dertleri imanları Türk askeri ve Türkiye’nin garantörlüğü… Niye? Çünkü Türk askeri varlığının olmadığı, garantörlüğün kaldırıldığı bir çözümde, Türkleri istedikleri gibi ‘benzeteceklerini’ onlar da biliyor, biz de! Bir diğer deyişle Türkiye olmadan, Kıbrıslı Türkler ellerine göredir. Geçmişte yapılanlar da bunu teyit etmiyor mu?

AB, ABD ve İngiltere bu duruma dünden razı… Türkiye’nin Ada’dan elini eteğini çekmesi birilerinin çıkarına değil mi?

Beşli konferansa gelince; masaya Kıbrıs’ta müzakere sürecindeki ilgili iki tarafın yanı sıra, ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ni de temsilen bir kişinin katılacağına ilişkin açıklamalar tamamen ortalığı karıştırma ve süreci amacından saptırmaya yöneliktir.

Evet; Kıbrıs Cumhuriyeti’nin anlaşmalarda imzası vardı, ama o cumhuriyet mazide kaldı. Anlaşmalar iki toplum liderleri, o dönemin Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Başpiskopos Makarios ve Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Dr. Fazıl Küçük tarafından imzalanmıştı ve o zamanki devlet ortak bir devletti. Söz konusu cumhuriyet, tek taraflı olarak ve silah zoruyla yıkıldığına ve yeni bir ortaklık için çözüm arayışları sürdüğüne göre, demek ki BM tarafından kabul edilse de mevcut değildir.

Esasen sorunun nedeni ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’dir. Bozulan Kıbrıs Cumhuriyeti’ni yeni bir ortaklığa dönüştürebilme çabalarıdır. Kaldı ki, ne Türk tarafı, Rum kontrol ve denetimine geçirilen Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanıyor, ne de Rum tarafı, Kıbrıslı Türklerin devletini tanıyor.

Zaten müzakereler de bunun için değil midir? Asıl olan yeni bir ortaklığa var mıdırlar, yok mudurlar? Bize öyle geliyor ki, Rum tarafı bu konuda pek de istekli değildir. Şartlarını kabul edersek, “buyurun gelin, halen devam etmekte olan Kıbrıs Cumhuriyeti’ne siz de ortak olun” diyorlar.

Bunun adına yama mı dersiniz, katılım veya iltihak mı dersiniz, o ayrı mesele. Dün Bayrak Radyo Televizyon Kurumu’nun (BRTK) kuruluş yıldönümü nedeniyle konuşma yapan Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın dediği gibi, çözüm sadece bir tarafın çabalarına bağlı değildir. Karşı taraf da iyi niyetiyle aynı iradeyi gösterdiği takdirde bir çözüme varılabilir ve yeni bir ortaklık kurulabilir.

Konuya BRT de karışmışken birkaç cümle de ondan bahsedelim. 21 Aralık 1963’te Ada’nın Yunanistan’a bağlanmasını ve bu uğurda engel olarak görülen Ada Türklerinin etkisiz hale getirilmesini öngören Akritas Planı çalışmaya başladığında moraller sıfırdı… Haberler tek yanlı ve Türk halkını manevi yönden çökertmeyi amaçlıyordu. 26 Aralık 1963’te araba akülerinin toplanmasıyla oluşturulan sistemde ‘Bayrak Bayrak Bayrak’ diyerek yükselen sesin hangi koşullarda çıktığını bilenlerdeniz. O ses her geçen gün daha da yükselerek, yaygınlaşarak topluma mal edilebildiyse ne mutlu!

Aradan 53 yıl geçti. BRTK Müdürü Meryem Özkurt’un da işaret ettiği gibi, tüm amaç ve çaba BRT’nin daha iyi yerlerde olması… Kurumda yapılması gereken öyle çok işler var ki, bunları bu sütuna sığdıramayız. Bu vesile ile başlangıçtan bu güne hizmeti geçen ve aramızda olmayanlara Tanrı’dan rahmet, hayatta olan ve halen çalışanlara da sağlıklı ve mutlu bir yaşam dileriz.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.