HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Akay CEMAL

Akay CEMAL

22.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Cenevre öncesi garanti karşıtı yoğun ataklar…

Kıbrıs müzakerelerinin Cenevre’ye taşınma hazırlığı sürerken, perde gerisinde olup bitenler elbette hepimizi de ilgilendirmektedir. Çünkü toprak konusu, sorunun can alıcı noktalarındandır…

Dönemin BM Genel Sekreteri, New York’ta Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a adeta yalvararak, “Ne olur, toprak konusunda şu Rum tarafını biraz rahatlatsanız” demiş, bunun üzerine Denktaş da ‘bana beyaz bir kâğıt verin’ diyerek, uzatılan kâğıda iri harflerle ‘Yüzde 29 +’ yazmıştı…

Hani idama mahkûm olan birisi, son dakika bir sürpriz sonucu idamdan kurtulur ya, Genel Sekreter de “Beni sanki de idamdan kurtardınız” şeklinde bir espri ile Denktaş’ın not düştüğü beyaz kâğıdı dönemin Rum Yönetimi Başkanı Spiros Kiprianu’ya vermişti…

Tabii ki işin perde gerisinde BM’nin yanı sıra, Amerikalı diplomatlar da vardı… “Toprakta yüzde 30’un altına inerseniz, sorun kolayca çözülebilir. Siz yeter ki düşün, gerisini bize bırakın. Hem de böyle davranmakla uluslar arası toplumda büyük bir destek sağlamış olursunuz” demişlerdi…

Bunlar, New York’ta cereyan eden toprak pazarlığının özetinin özeti… Tutanaklarda da bulabilirsiniz.

Peki; üzerinde yüzde 29 + yazılı kâğıdı alan Kiprianu ne yaptı? Hemen ilk uçakla Atina’ya giderek, Yunanistan hükümetine verdi ve çeşitli değerlendirmelerde bulunuldu… Bir gün, iki gün derken Kiprianu Atina’da bir haftayı buldu… O zaman Denktaş da, Genel Sekretere, “Kusura bakmayın bu olacak iş değil. Kabak tadı verdi” diyerek New York’tan ayrıldı…

Evet, bunlar da oldu geçmişte. O nedenle temkinli olmak durumundayız. İsterseniz adanın tümünü verin kendilerine ve deyiniz ki, “Biz sadece Girne Kalesi’ne razıyız.” Bana öyle geliyor ki, gene de kabul etmeyecek ve ‘olmaz’ diyecekler.

Velhasıl Cenevre öncesi havalar puslu. Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, Avrupa’da geçen gün de işaret ettiğimiz gibi ‘Evliya Çelebi’ misali dolaşıyor, garantiler konusunda Rum ve Yunan tavrını anlatıyor, garantilerin çağ dışı kaldığını, bu nedenle ihtiyaç olmadığını iddia ediyor. Bu konuda en büyük destekçisi de her zaman olduğu gibi Yunanistan.

Peki; niye Lefkoşa değil de, Cenevre? Kıbrıs’ın ya da Lefkoşa’nın suyu mu çıktıydı? Diyeceksiniz ki, “Rum tarafının sızdırmalarından gına geldi, bu yüzden de kafalar iyice karıştı.”

Doğru, ancak iletişimin bunca geliştiği dünyamızda Cenevre’den hiç mi sızdırma olmayacak? Dünyanın en ıssız köşesinde bile olsa, hatta Kutup’larda olsa gene de sızdırma olacak. Çünkü sızdırma zaten Rum müzakere heyetinin asli görevidir. Öteden beri uyguladığı bir stratejidir. Amaç, Kıbrıs Türk tarafı üzerinde baskı unsurları yaratmak, bunaltmak, uluslararası toplum üzerinde de algı operasyonu gerçekleştirmektir. Yarım asra yakın bir süredir aynı strateji uygulanmaktadır.

Evvela bu hususu bilmek lazım… Müzakerelerle ilgili sızdırmaları boşuna yapmıyorlar.

Gelelim esas tuzağa… Toprak konusunu güvenlikten koparmak yanlıştır. Aksi halde Kuzey’de sosyo-ekonomik yapı bozulabilir ve bu da Kıbrıs Türk halkı üzerinde psikolojik etkiler, bunalımlar yaratabilir. Toprak dediğin, güvenlikle bağlantılıdır ve yakından ilgilidir.

Nitekim geçen akşam Brüksel’e geçen Anastasiadis, hemen Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras’la baş başa görüşerek, özellikle güvenlikle ilgili Rum-Yunan tezi konusunda çizilen stratejiyi gözden geçirdiler. Rum gazeteleri de toprakla ilgili görüşmeler sırasında mülkiyete de değinileceğini yazdılar. Buna göre; 100 bin Rum’un, kurucu devletin idaresi altında geri dönmelerine müsaade edecek düzenlemeler yapılacak.

Ama bunların yanı sıra, garantiler ve adadaki Türk askeri varlığı konusunda sistematik bir şekilde yürütülen kampanyaya hız verilmesi de kararlaştırıldı…

Diyeceğimiz, Türk heyeti Cenevre’de kendinden emin bir şekilde sıkı durmalı ve de Kıbrıs Türk halkı ve Türkiye’nin ada üzerindeki hak ve çıkarlarını tehlikeye atmak isteyenlere karşı kararlılığını göstermelidir.

Bundan emin olmakla birlikte, gene de bir uyarıda bulunalım dedik. Çünkü her iki tarafın da kırmızıçizgilerinin ne olduğunu biliyor ve iyi niyet olduktan sonra eninde sonunda bir orta yol bulunabileceğine hala inanıyoruz.

Her şeye karşın ihtiyatı elden bırakmamalı!

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.