HUNKAR SAG GIYDIRME
Akay CEMAL

Akay CEMAL

16.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Cenevre sonrasında yapılması gerekenler

Kıbrıs Türk Halkı’nın Varoluş ve Özgürlük Mücadelesi Lideri Dr. Fazıl Küçük ile Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı Cenevre görüşmelerinin gölgesinde andık. Onlar olmasa, Kıbrıs Türkü direnmese, Türkiye, buradaki Türk halkına ve haklarına sahip çıkmasa ne Mont Pelerin olurdu, ne de Cenevre!

Tarihi gerçekleri hiçbir zaman unutmamak gerek.

Cenevre’ye gidildi, konuşuldu ve dönüldü… Şimdilerde yoğun bir değerlendirme aşamasına girildi. Kuzey’den ve Güney’den, Türkiye’den, Yunanistan’dan, İngiltere’den; bu arada BM ve AB çevrelerinden çıkan seslere kulak veriyoruz da, ilerleme kaydedilmekle birlikte, kırmızı çizgilerin aşılabilmesinin çok zor olduğu kanısına varıyoruz.

Bu konudaki hassasiyetlerin göz ardı edilmesi mümkün değildir. Bizler, bu konuda bile empati yaparken, karşı taraf da yapıyor mu? ‘Türkler niye ısrarla Türkiye’nin garantörlüğünü ve Türk askeri varlığını istiyor?’ diye kendi kendilerine soruyorlar mı? Eğer yeni nesle 21 Aralık 1963 ile 20 Temmuz 1974 arasındaki dönemi anlatmış olsalardı, belki de empati yaparlardı… Ama iş eğitimden bitiyor. Rum yöneticileri olarak, kendi halkına ve tüm dünya kamuoyuna Kıbrıs sorununun 20 Temmuz 1974’te başladığını anlatmaya çalışırsa, gerçekler saptırıldığı gibi, iki halk arasına nifak tohumları serpiliyor demektir.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Cenevre dönüşünde yaptığı açıklamada, “Bir taraf ‘sıfır asker, sıfır garanti’ derse çözümü unutun… Belli ki, iki taraf da bu noktada değil” şeklinde görüş belirtti.

Bu ada İngilizler tarafından da yönetildi, Osmanlılar tarafından da! Peki, Yunanistan? Herhangi bir dönemde Kıbrıs’ı idare etti mi?

Bu nedenle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Türkiye’nin ve Türk askerinin ilanihaye bu topraklardan ayrılmayacağını ve garantörlükten asla taviz verilmeyeceğini söylemesi, Kıbrıs Türk halkının yüreğine su serpmiş bulunuyor. Lefke ve Çevre Köyleri Dayanışma ve Kalkındırma Derneği Başkanı Hakan Oran, “bu sözler, 500 yıllık Osmanlı toprağı Lefke ve bölge insanı olarak, bizlere yeniden bu topraklarda daha da kök salmak için güven vermiş, mutlu etmiştir” dedi.

Bu topraklarda Osmanlıdan bu yana Türk ulusunun mührü, kanı ve teri vardır. Varsın Kıbrıs’la ilgili görüşmeler devam ededursun, Türk tarafının isteklerini makul bir çerçevede değerlendirmek gerek. Nihayet bu ada her iki halka aittir ve de her zaman vurguladığımız gibi, Kıbrıs Türk halkı en az Rumlar kadar hak sahibidir.

Cenevre’nin yankıları sürerken, elbette ki değerlendirmeler de devam edecektir. Nasıl ki, Rum tarafı, Yunanistan ile sıkı bir diyalog halinde ise, Türk tarafının da Ankara ile aynı şekilde temasını sürdürmesi en sağlıklı bir yöntemdir.

Bu dönemde hükümete, siyasi partilere, sendikalara, sivil toplum örgütleri ve halkımıza önemli görevler düşmektedir. Öncelikle ülkede iç barışın sağlanması yönünde çaba harcanmalı, sorunların üzerine gidilmeli, karşı karşıya bulunulan sıkıntıların aşılması için işbirliği ortamı yaratılmalıdır.

Günümüzde trafiğe verilen kurbanların sayısı artarken, konu yeniden gündeme alınmalıdır.

Yalnız ana yollarda değil, ara yollarda da perişanlık yaşanıyor. Özellikle son yağan yağmurlardan sonra çeşitli bölgelerde oluşan çukurlar sürücülere korkulu anlar yaşatmaktadır. Geceleri birçok yollar aydınlatmadan yoksun bulunmakta, bu nedenle kazalara adeta davetiye çıkarmaktadır.

Her alanda hızlı ve sağlıklı kararlar alarak, vatandaşın sıkıntılarını hafifletmek hükümetin alacağı önlemlere bağlıdır. Dövizin tırmanışı sonucu yaşam koşulları daha da zorlaşırken, mutfak adeta yanmaktadır. Bunlar sorunların sadece bir bölümüdür. Bu çağda henüz bir bilişim yasasından yoksun bulunmamız kabul edilebilir değildir.

Lefke’den Hakan Oran’ın dediği gibi, bu topraklarda kök salarken, daha fazla çalışmak, üretmek zorundayız. “Güzelyurt verilecekmiş, verilmeyecekmiş, falan köy verilecekmiş, verilmeyecekmiş” gailesinden uzak kalarak, Türkiye’nin güvencesinde yolumuza devam edelim, daha fazla çalışalım ve üretelim.

Cenevre görüşmelerinden sonra gerek Ankara’dan, gerekse bizzat Cenevre’den verilen mesajları iyi okumak ve iç işlerimizde kendimize çeki düzen vermek durumundayız. Söz konusu mesajlar başta ekonomik konular olmak üzere, her alanda motive olmamızı öngörmektedir.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.