HUNKAR SAG GIYDIRME
Akay CEMAL

Akay CEMAL

14.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Cenevre’nin gölgesinde Rauf Denktaş’ı anmak…

Kıbrıs sorunu en kritik aşamadan geçerken, dün Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı andık. Yarın da Varoluş ve Özgürlük Mücadelesi Liderimiz Dr. Fazıl Küçük’ü anacağız. Kıbrıs davası denilince öne çıkan iki isim… Osman Örek’le birlikte daha niceleri var. Bu dava uğruna katkılarını, emeklerini unutmak mümkün değildir.

Denktaş’ı Cenevre görüşmelerinde durumun netlik kazandığı bir günde anmaktayız. Haritaların sunulduğu, çelik kasalara kilitlendiği, hazır olmadığı gerekçesiyle Yunanistan’ın zaman istediği; Akıncı’nın, Rumların sunduğu haritanın Kıbrıs Türkleri için kabul edilebilir olmadığını ifade ettiği, Çavuşoğlu’nun da Kıbrıs konusunda Avrupa’ya ders verdiği bir dönemde…

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu özetle ne demişti?

“Bu süreç artık ucu açık bir süreç olmamalıdır. Bu güne kadar AB hangi sorunu çözebilmiştir? Yarın bu anlaşmayı biri bozdu, bunu AB engelleyebilir mi? Biz işimizi sağlama almamız lazım. En kötü ihtimale karşı tedbirlerimizi almalıyız ki, yarın bir sorun çıkmasın. Kıbrıs’ta 43 yıldır bir tek sorun yok, o da Türkiye’nin garantörlüğü sayesinde olmuştur. AB kendi sorunlarıyla baş edemiyor. Kıbrıs’ta güvenliği sağlayacağını söylemesi hayalden öte değildir.”

Bunları çok yazdık ve dile getirdik. Çünkü gerçeklerin ta kendisidir. Çavuşoğlu’nun dünya kamuoyuna Kıbrıs konusunda ders verir nitelikteki bu sözlerini alıp da, çerçeveleyip asmak gerek. Bu sayede adada tanınsa da tanınmasa da bir Türk varlığı olduğu gerçeği de bir kez daha yansıtılmış bulunmaktadır.

Dr. Küçük ve Denktaş, Türkiye’nin garantörlüğü konusunda merhum Başbakan Adnan Menderes ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ile az mı tartışmışlardı? Sonunda haklı oldukları kabul edilmiş, bu sayede Kıbrıs’ın, Girit Adası gibi bir çırpıda Türkiye’nin elinin altından kayması önlenmişti…

Uzun bir süre Rum tarafıyla Kıbrıs müzakerelerini sürdüren Rauf Denktaş, önce Makarios, sonra da dönemin Rum Dışişleri Bakanı Spiros Kiprianu ile zirve toplantıları gerçekleştirerek, ‘İki bölgeli, iki toplumlu federal bir Kıbrıs çözümünün temelini atmıştı… Aynı zamanda BM’in kabul ettiği parametreler olan bu temel üzerine görüşmeler sürdürülmektedir.

Denktaş, Rum tarafının niyetlerini, Rumlar da Denktaş’ın direnişini çok iyi biliyorlardı… O kadar ki, ABD’ye, İngiltere’ye, Kıbrıs konusunda rol üstlenen diğer ülkelere, hatta Türkiye’ye bile onu ‘Mr. No’ diye tanıttılar. Denktaş olduğu sürece bir uzlaşmaya varmanın mümkün olmadığını yaydılar…

Zaman Denktaş’ı haklı, Rumları ve içimizdeki bazı çevreleri haksız çıkardı… Denktaş’tan sonra Talat, ondan sonra Eroğlu Rumlarla masada bulundu. Şimdi de Akıncı… Değişen bir şey oldu mu? Cenevre’de bir sonuç çıkmadıysa, bundan illa ki Türk tarafı veya Türkiye mi sorumludur? Adam gibi bir ortaklık ve paylaşım düşüncesi hakim olmadığı sürece bir sonuca varabilmek hiç de kolay değildir.

Dün rahmetle andığımız Denktaş bir dava adamıydı… Hukukçuydu ve müzakere masasında da bileğini bükecek yoktu… Denktaş kadar bilgili ve kurnaz bir Kliridis vardı ki, o da Denktaş’a kendi halkının haklarını ısrarla savunmasından dolayı saygı duyardı…

Hep “Devlete, egemenliğe, kendi haklarınıza sahip çıkınız” derdi Denktaş… Tükenmek bilmez bir enerjiyle yazdıkça yazar, konuştukça konuşurdu… Yalnız kendi vatanında değil, Anadolu’nun her yanında… Amaç Kıbrıs Türkü’nün sesini duyurmak, Kıbrıs davasını canlı tutmaktı… Dr. Küçük’ün Anıt Tepe’deki kabri başındaki törenlerde her konuşmasına “Aziz Doktor, rahat uyu. Bayraktarlığını yaptığın, başlattığın mücadeleyi sürdürüyoruz. Dava emin ellerdedir” diye başlardı.

Çok derin izler bırakan, ömrünü Kıbrıs Türkünün hak ve özgürlük mücadelesine adayan Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ı bir kez daha rahmet ve saygıyla anarız. Ruhu şad olsun.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.