KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

30.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Cenevre’ye ne kaldı ki?! Sen sağ ben selamet…

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ne diyor?

“Cenevre görüşmeleri, Kıbrıs’ta barışın sağlanması için son fırsat olabilir. Ancak Kıbrıs sorununun tüm unsurlarının Cenevre’de çözülüp bitirilmesini beklemek gerçekçi olmayacak.”

Nedense şu barış sözcüğü her vesile ile kullanılıyor. Sanki de bu ülkede savaş vardır ve ada kan gölüne dönmüş bulunuyor. Halbuki savaş hemen yanı başımızda Suriye’de, Irak’tadır ve oralarda da Türkiye ve Rusya’nın çabalarıyla ateş-kesin sağlanması yönünde, Batı’nın takozlarına rağmen ciddi adımlar atılmaktadır.

Kıbrıs’ta ise 42 yıldan beri ismi konulmamış bir ateş-kes vardır, ama en önemlisi barış, huzur ve güven ortamı hüküm sürmektedir. Bu gerçeği dünya da kabul etmektedir.

Başka ne diyor Akıncı:

“Karşı taraf eğer ‘sıfır asker sıfır garanti’ söylemine sonuna kadar devam edecekse, bu müzakereler başlamadan bitti demektir. Türk askerinin tamamen Kıbrıs’tan ayrılması söz konusu olmaz.”

Bu kadar net bir açıklamaya karşı yapılan bir ankete göre Rum halkı ne diyor?

“Garantilerin, ‘yabancı askeri güçlerin’ – ki bundan kastedilen Türk askeridir – TC kökenlilerin tümünün Ada’da kalacağı ve dönüşümlü başkanlığın olacağı bir çözüm kabul edilmeyecek. Ayrıca Türklerin veto hakkı olmayacak ve Güzelyurt iade edilecek.”

Peki, bu denli katı bir yaklaşımla nereye varılabilir diye sormak gerekmez mi? Tabii Rum lider Nikos Anastasiadis’in konumunu biliyoruz. Kıbrıs Rum halkını rencide edici bir metni referanduma götürmeyeceğini kaç kez dile getirmişti… Kaldı ki, Anastasiadis’in yerinde kim olsa, olur olmaz bir anlaşmanın altına imza atamaz. Attığı takdirde aforoz edilmekten kurtulamaz. Meğer söz konusu anlaşma Rum tarafında çoğunluğun onay verebileceği biçimde olsun.

Küçük olan bu Ada’da yaşayanlar da küçüktür. İster Türk olsun, ister Rum korunmaya, kollanmaya ihtiyaçları vardır. Bizim gibi nice ülkelerin dünyada garantörleri olduğu unutulmamalıdır. Rumların nüfusu bizden 3 misli fazla olmasına karşın, onların da güvenlik sorunu vardır ve biz bunu kabul ediyor, anlayışla karşılıyoruz. Ama onların da, bizim güvenlik sorunumuzu anlayışla karşılamaları gerekir. Çünkü 1 Nisan 1955’ten bu yana hep saldıran taraf onlar, hep nefsi müdafaada olan da Kıbrıslı Türkler oldu. Ta ki bardağı taşırana, Enosis’e (Adanın Yunanistan’a bağlanması) kıl payı kalana kadar…

‘Yeter artık’ diyen Türkiye, aslında çok geç bile kalmıştı…

20 Temmuz 1974’te yedikleri tokadın acısını unutmamış olabilirler. Ancak Kıbrıs Türk halkının da 1 Nisan 1955’ten 20 Temmuz 1974’e kadar yediği tokatları bir saysak, içine düşürüldüğü durumları, mağduriyetleri bir anlatsak…

Eğer Kıbrıs gerçekleri Kıbrıs Rum toplumuna anlatılmış, okullarda ve kilisede ırkçılık yapılmamış olsaydı, ben inanıyorum ki, o anketin sonuçları çok daha değişik olabilirdi…

Ada’daki yabancı askerlerden söz ediliyor da, esas İngiliz üslerinden söz edilmiyor. Çünkü onlar egemen üslerdir ve anlaşmalar çerçevesinde bu Ada’nın topraklarındadır. Onlara kimse dokunamaz, böyle bir hakkı kendinde bulamaz. Annan Planı’nda da dokunulamamıştı… Peki; aynı anlaşmalar çerçevesinde Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin müdahale hakkı niye gözlere diken oluyor? Bu durum çelişki arz etmiyor mu?

Ondan sonra da, BM veya AB güvencesi diyerek bizimle dalga geçmeye çalışmak hoş değildir, samimiyetle bağdaşmamaktadır. Çünkü güvenlik konusunda her ikisi de sınıfta kalmıştır. Kıbrıs’ta, Bosna’da ve her yerde!

Tüm bunlar dikkate alınarak, yeni bir dönemeçte soruna hayalci değil, gerçekçi bir çözüm bulunmasını istiyoruz. Kıbrıs gerçeklerine dayanan bir çözüm… Rumlarla Türklerin kendi bölgelerinde ahenk içinde, barış, huzur ve güven içinde yaşayabileceği bir çözüm.

Bunun adını ne koyarsanız koyunuz. Kırk iki yıldan beri bu adada kaç tane Rum’un burnu kanadı? Türk askeri varlığı olmasaydı neler olurdu? Rumlar, acaba hiç bunları düşündüler mi, düşünüyorlar mı? Bu bakımdan gerçekçi olmalarını bekliyoruz.

Bir de Cenevre görüşmeleri arifesinde Rum kesiminde anketlerin konuşturulması ve sözlerin dozunun artması, sertlik politikalarının hissedilmesi, hayra alamet midir, değil midir o ayrı mesele…

Sonuçta Cenevre’ye ne kaldı ki!..

Sen sağ ben selamet.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.