HUNKAR SAG GIYDIRME
Akay CEMAL

Akay CEMAL

21.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Çok soğuk bir gecede silah sesleri Lefkoşa’yı çınlatmıştı…

Mücadele ve Şehitler Haftası bugün başlıyor. 21 Aralık 1963 tarihi, adına ‘Kanlı Noel’ de denilen Kıbrıslı Türklere yönelik saldırıların başladığı gün… Saldırılar sistemliydi ve planın adı da ‘Akritas’tı…

Türklerle Rumların oluşturduğu ortak cumhuriyette, dönemin Cumhurbaşkanı Başpiskopos Makarios’un, Türklere azınlık haklarını layık gören 13 maddelik anayasa değişiklik teklifinin, Türkiye ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Dr. Fazıl Küçük tarafından reddedilmesinden kısa bir süre sonra, Akritas Planı uygulamaya konulmuş ve ada çapında Türklere karşı topyekûn saldırılar başlamıştı…

Silah sesleri Lefkoşa’yı çınlatmaya başladığında çok soğuk bir geceydi… Gerçekten de kış o sene ve 1964 yılında çok sert geçmişti…

Birkaç yıllık bir gazeteciydim o günlerde… ‘Halkın Sesi’ gazetesinde çalışıyordum… Neler olup bittiğini öğrenmeye çalışırken, Tahtakale (halk lisanında Tahtagala) bölgesinde aralarında bir kadının da olduğu 3 Türkün Rum polislerince öldürüldüğünü işittik. Foto Muhabiri Osman Rekor hemen olay yerine giderek fotoğraf çekmişti…

Aslında 1963 sonlarına doğru Türklerle Rumlar arasında soğuk rüzgârlar estiğini herkes hissetmekteydi. Rum basını tarafından sürekli provoke edici haberler yayınlanırken, Türk kesiminde özellikle torno dükkân ve atölyeleri, hatta kulüpler ve bazı meyhaneler bile gereksiz yere Rum polis ekiplerince baskına uğruyor ve yoklamaya tabi tutuluyordu…

Akritas Planı öncesinde Türklerin durumu gözlemleniyor, modern Rum silahları karşısında dayanabilecek güçleri olup olmadığı konusunda esaslı araştırma yapılıyordu…

Enosis’i gerçekleştirme hedefiyle Rum Milli Muhafız Ordusu, Yunanlı subaylar komutasındaki Yunan Alayı, Rum polis örgütü ve EOKA ‘B’ hazır durumdaydı ve düğmeye basılmasını bekliyorlardı. O kadar ki, Güney’deki dairelere giden Türklere, birlikte çalıştıkları bazı Rumlar, dostluk çerçevesinde tavsiyelerde bulunuyor, “Yarın gelmeseniz daha iyi edersiniz” diyorlardı… Ada’nın her tarafındaki karakollarda görevli Türk polisleri ise zaten saldırılar arifesinde silahtan arındırılmışlardı…

Kıbrıs Türk halkı gerçekten zor durumdaydı ve ya teslim olacak, ya da son ana kadar direnecekti… Çoğu silahlar hani ‘çakar almaz’ derler ya, o cinstendi… Bu koşullar altında en büyük görev ve sorumluluk TMT’nin di.  (Türk Mukavemet Teşkilatı). Rumlar kesin kararlıydı ve Girit’te olduğu gibi, Kıbrıs’ta da Yunanistan’a ilhakı gerçekleştirecek, karşılarına çıkanları ezip geçeceklerdi…

Başkent Lefkoşa’nın Türk kesimine yağmur gibi mermi yağdıran binalardan biri, şimdi BM kontrolünde olan Ledra Palace, diğeri de Lokmacı Kapısı’nın ilerisinde bölgeye hakim durumda ‘Manglinin bina’ denilen yüksek bir apartmandı… Meclis’in yakınındaki eski Buz Fabrikası ile Severis Un Fabrikası da birer tehdittiler, ancak kısa süre içinde – şehit verilse de – mücahitlerin kontrolüne geçmişlerdi…

21 Aralık 1963’te başlayan saldırılarda, Rum toplumu silah ve sayı bakımından kat kat üstün durumdaydı… Türk halkı çok zor bir dönemden geçerken 103 köyden koparılmış, toprağın yüzde 3’üne sığınmak zorunda kalmıştı… Türkiye Kızılay’ının gönderdiği gıda malzemeleri sayesinde yaşamını sürdürülebiliyor, 11 yıl sürecek mücahitlik dönemine adım atıyordu… O sırada EOKA’cı Nikos Samson’un, militanlarıyla birlikte Kaymaklı’ya saldırdığı ve katliam yaptığını öğrenmiştik…

Saldırı haberleri birbiri ardına geliyor, Türkler keklik gibi yollardan toplanıyor, Halep’teki insanlık dramının benzeri Kıbrıs’ta yaşanıyordu… Göç konvoylarında perişan insanlar, ağlayan ve soğuktan titreyen çocukların, annelerinin feryatları insanlık adına isyandı adeta…

Kıbrıs Türkü 21 Aralık 1963 – 20 Temmuz 1974 döneminde çok acılar çekti, mağdur edildi, horlandı… Şehit oldu, yaralandı, evinden yurdundan edildi, göçmen oldu, ancak zulmedenlere karşı direndi, pes etmedi.   Mehmetçik adaya ayak basana kadar bu direniş devam etti ve Enosis’e geçit verilmedi.

Kıbrıs Türkünün, onca güç karşısında niye boyun eğmediğini, dize getirilemediğini sonraları çok merak edenler ve araştıran yabancı ülkeler var. Bütün mesele inanç, güven ve azim… Ve bütün mesele Türk Mukavemet Teşkilatı’nın yapısındaki mayanın sağlamlığı…

Geçmişte hiç de hak etmediği saldırılarla yok edilmek istenen bir toplumu, şimdilerde masa başında, bazı dış odakların da destek ve dürtüsüyle alt etmeye çalışmak kolay olmasa gerek!

Bu bakımdan özellikle bu dönemde toplumun birlik ve bütünlüğünü bozmak isteyenlere karşı uyanık olmak, dik duruş sergilemek gerek. Geçmişe takılıp kalmak istemiyoruz. Ancak geçmişini bilmeyenlerin de geleceğini başkalarının yazdığını unutmayalım. Şehitlerimizi bir kez daha rahmet ve saygıyla anıyoruz.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.