Cyprus Today sol
  • 30 Mayıs 2018, Çarşamba 8:56
AkayCEMAL

Akay CEMAL

Çözüme niye yanaşmıyorlar, anlayabiliyor musunuz?..

Meslektaşlarımızdan merhum Özer Hatay, Kıbrıs sorunu ile ilgili yazılarında sık sık “Rum tarafı çözüm değil, çözülmemizi istiyor” diyordu…

Hak vermemek elde değildi, çünkü onların beklentisi içte çözülmemiz ve sonunda kendilerine tavla teslim olmamızdır. ‘Onlar’ derken, pek tabii ki Rumları kastediyoruz. Ancak küçük bir azınlık da olsa, kendi içimizde de aynı beklentilerde olanlar yok mudur sanırsınız?   

Her ülkede krizler olur. Hatta dünya çapında! Özelikle ekonomik krizden nasibini almayan ülke sayısı çok azdır. Bazı ülkelerde kriz, rüzgâr etkisindedir, bazılarında fırtına, bazılarında da tsunami ölçeğinde… Şimdilerde Rum gazetelerinin manşetleri “Türkiye’deki tsunami” hakkında… ‘Tsunami’ benzetmesini de özellikle seçmişler… Artçı şokların KKTC’de de hissedildiğini yazarak, adeta bu durumdan kendilerine pay çıkarma yarışına girdikleri apaçık ortada.

İşte tam bu aşamada Rum Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis, fırsat bu fırsat diyerek, Türk tarafına çağrıda bulunuyor ve iki seçenekle karşı karşıya bulunduğumuzu söylüyor. Bir defa Rum basınının, dövizin Türk Lirası karşısında değer kazanmasından kaynaklanan haberlere odaklanması ve gelişmeleri tsunami olarak tanımlaması ile Rum Dışişleri Bakanının çağrısının denk gelmesi rastlantı değildir. Öteden beri izlenen tavrın, sinsi planın yeniden ısıtılarak önümüze konan yemek gibi tekrarlanmasıdır. Bunun adına da ‘uzun süreli mücadele planı’ denilmektedir. İsim babası da Makarios’tur. Onun vasiyeti, 13’üncü ada olarak Kıbrıs’ı Yunanistan’a ilhak etmek ve bu topraklarda Yunan bayrağını dalgalandırmaktı… Bunun için de uzun süreli mücadeleye gereksinim olduğunu ifade etmişti…

Söz konusu plana göre oluşturulan siyaset aynen devam etmekte, Türkiye’nin bir gün zorda kalması ve Kıbrıs’la ilgilenemez hale gelmesini yıllar boyu dört gözle beklemektedirler.

Hristodulidis’in çağrısında da bu durum net bir şekilde görülmektedir. Rum bakan, “Kıbrıslı Türklere, gelecekleriyle ilgili neyin doğru olduğunu söylemeyi ne istediğini, ne böyle bir şeyi yapabileceğini, buna ne hakkı ne de siyasi açıdan doğru olacağını, Kıbrıslı Türklere karışmak niyetinde de olmadığını” ifadeyle şunları kaydetti:

“Önlerinde, daha önce hiç olmadığı kadar net bir ikilem var. Yeniden birleşmiş bir vatanda Kıbrıslı Rumlar ile birlikte Avrupa üyesi bir devlette bir gelecek mi, yoksa Türkiye ile birlikte bir gelecek mi istiyorlar? Kıbrıslı Türk vatandaşların çoğunluğunun birincisini tercih ettiğine güçlü inancım var. Benzer bir ikilem Kıbrıslı Rumlar için de mevcut ve tercihimizin net olduğuna inanıyorum.”

İşte bütün mesele bu! Amaç, Türkiye’siz bir Kıbrıs’ta, Ada Türklerini kendi egemenliklerindeki, kendi söz haklarının bulunduğu cumhuriyete yamalamak, bir süre sonra da, 1974 öncesinde olduğu gibi, kendi bünyeleri içinde eritmek! Bunun anlamı, 1960’ta kurulan ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’nde var olan Kıbrıs Türk tarafının haklarını tümden çöpe atmak ve Türk halkını azınlık konumuna getirmektir. Bu da Kıbrıslı Türkler için sonun başlangıcı demektir.

Bunları yazarken, aklıma yine 2’nci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın, Rumların çözüme yanaşmaması üzerine isyan edercesine “Ellerinden gelse, teneffüs ettiğimiz havayı da kesecekler. Yani kendimi Sarayönü’nde asayım mı?” şeklindeki tepkisi ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın, Rumların gerçek niyetlerini gördükten sonra, “Sığınabileceğimiz tek liman Türkiye’dir” şeklindeki sözleri geldi.  

Annan Planı’nı bile niye kabul etmedikleri, Hristodulidis’in çağrısından belli değil mi?

Çözüme niye yanaşmadıklarını şimdi anlayabiliyor musunuz?..  

  

                                                                                         ***

 

Müçteba ve S. Yönlü, Mağusa’da

son yolculuklarına uğurlandılar…

 

İkisi de Gazimağusa’nın çınarlarındandı… Müçteba Kordemir ve Süreyya Yönlü. Ülter Kordemir’in eşi, 7 evlat ve birçok torun sahibi Kordemir, ailenin direği ve iyi bir insandı. Gazimağusa’da son yolculuğuna uğurlanırken, 3 evlat ve nice torun ve torun çocukları sahibi, merhum Ali Yönlü’nün saygıdeğer eşi Süreyya Yönlü de yine Mağusa’da dün toprağa verildi.

Diğer yandan Akdoğan sakinlerinden, iyilik timsali, Ayşe Öztürk’ün eşi Hüseyin Öztürk aynı köyde defnedilirken, Fatma Atay’ın değerli eşi Mehmet Sait Atay da Girne, Karaoğlanoğlu’nda toprağa verildi. Çevresinde sevilen bir kişi olan Mehmet Sait Atay birçok torun sahibiydi.

Tümüne de Allah’tan rahmet, aileleri ve sevenlerine başsağlığı dileriz.

Bu arada değerli eşim Dilek Cemal’in doğum gününü kutlar, nice sağlıklı ve mutlu yaşlar dilerim (AC)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık