Cyprus Today sol
  • 29 Nisan 2018, Pazar 9:50
AkayCEMAL

Akay CEMAL

Demirkıran, sarayda içip sızınca Rum çavuş paniğe kapılmıştı…

   Ciğerci Ahmet kadar Başkent Lefkoşa’nın tanınmış simge isimlerindendi Kemal Demirkıran…

   ‘Bizim Ahır’ diye bilinen ve şimdi oğlu Salih Demirkıran’ın çalıştırdığı Küçük Kaymaklı’daki meyhanede kimleri ağırlamadı ki?

   Rahmetli Hüda Reis ile oğlu Mehmet Reis baş müşterilerindendi… Bu arada Avukat Gürsel Kadri ile meslektaşı Rifat Reis… Tümü de öteki dünyada. Eski teşkilatçılardan Kasap Ahmet, namı diğer ‘Sarı saçlı Ahmet’ de hemen her gece köşedeki masasındaydı…

   Kapılar açıldıktan sonra, Rum Yönetimi eski sözcülerinden Papapetru da ‘Bizim Ahır’ın kıdemli müşterileri arasında yerini almıştı… Eşi ve arkadaş grubuyla her hafta sonu uğrar, hem demlenirler, hem de eğlenirlerdi.

“Bizde ayağın toprağa bastığı bir meyhane kalmadı. Bu köhneliği seviyoruz” derdi Papapetru… Bayılırlardı Kemal’ın fırın kebabına.

   Bir neslin son meyhanecilerindendi Kemal Demirkıran… Ciğerci Ahmet gibi o da canı sıkıldı mı küfrederdi… Hatta küfürlerini duymak için takılırlardı kendisine. Bir gün Ciğerci’de kapının yanında otururken, gözü de karşıdaki binanın kapısındaydı… Ahmet’e “Hayırdır böyle, Demirkıran sabah sabah sende” deyince, “Doğan Harman’a gelmiş… Misafiri gittikten sonra yanına uğrayacak. Herhalde alacağı var” deyiverdi…

   Demirkıran bir defa Rum kesimindeki hapishaneden firar etmiş ve kaçış macerası da Hürriyet’te yayınlanmıştı… Dönemin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Dr. Fazıl Küçük, af kanununa dayanarak birkaç kez de cezasını bağışlattırmıştı.

   Mahkûmlar belirli günlerde Cumhurbaşkanlığı ve Cumhurbaşkanı Yardımcılığı ikametgâhlarında bahçe temizliğine gönderilir. Başlarında bir çavuş olmak kaydıyla 8-10 kişi geldiklerinde otları temizlerler ve mesai bitiminde tekrar cezaevine götürülürler.

   Bir defasında bir Rum çavuşun nezaretinde getirilen ekip paydos vakti geldiğinde fire verir. Sayarlar, ama 1 kişi eksik. Meğer eksik olan Kemal Demirkıran. En nihayet şimdi Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın bulunduğu başkanlık sarayının mutfak kısmında bir köşede sızıp kaldığını görürler. Gelenler sarayın avlusunda çalışırken, meğer Demirkıran mutfak bölümünde iş çeviriyormuş… Ne kadar şarap bulduysa içip sızmış…

   Rum çavuş tedirgin!.. “Şimdi ben nasıl hesap vereceğim? On kişi geldik, dokuz kişiyle dönüyoruz. Bu işin cezası var” diye mırıldanırken, devreye Dr. Küçük girmiş. Kemal Demirkıran kalkacak halde değil. Bunun üzerine Dr. Küçük, Rum çavuşa dönerek, “Sen tasalanma. Ben, İçişleri Bakanı Yorgacis’e durumu izah ederim” diyerek çavuşu teselli etmişti.

   Kardeşi Hüseyin Demirkıran’ın cenazesi bir hafta önce Londra’dan getirilmiş ve Lefkoşa Mezarlığı’nda toprağa verilmişti… Bir hafta sonra da, geçen gün Kemal Demirkıran yaşama veda ederek Lefkoşa’da son yolculuğuna uğurlandı. Hüseyin Demirkıran’ın cenazesinin olduğu gün Salih’le telefonda konuşmuş, “Babam da iyi değil Akay abi” demişti…

   Lefkoşa’da, hatta adanın her tarafında tanımayan yoktu Kemal Demirkıran’ı. Londra’dan gelen eski dostları onun meyhanesine uğramadan edemezdi.

   EOKA’nın harekete geçtiği 1950’li yıllarda Türk gençleri de örgütlenme çabası ve arayışı içindeydiler. Kafa dengi olan korkusuz delikanlılar bir araya gelerek tartışırlar, “Bizim elimiz de armut toplamıyor” diyerek, can ve mal güvenliği açısından önlemler almak, harekete geçmek isterlerdi…

   İşte o günlerde kurulan ‘Kara Çete’nin faal elemanlarındandı Kemal Demirkıran… Şimdikiler hatırlamaz, 1950’li yıllarda Girne Kapısı’nda meşhur ‘Ford Garajı’ vardı… EOKA’nın Türklere yönelik saldırılarına misilleme olarak Kemal Demirkıran, bir Rum’a ait olan garajı arkadaşlarıyla birlikte ateşe vermişlerdi…

   Oğlu Hüseyin Demirkıran gibi gözü pekti babası Kemal’in. Genelde gazetecilerle yakın dostluğu vardı Kemal’in. Şener Levent de yakın arkadaşlarındandı…

   KKTC’nin ilk Londra Temsilcisi merhum Faik Müftüzade, bir gün beni arayarak, her gece Saray Otel’in boş salonunda oturmaktan tek başına yemek yemekten sıkıldığını söylemişti… O kapalı dönemde turist de pek yoktu… “Akşam yemeği için şöyle köhne bir yer yok mu?” diye sorunca mesajı almıştım. “Faik Bey, sizi öyle bir yere götürüm, ama ayağınızın içinden fare, yılan vs geçerse korkmak yok” dedim. Yanında oğlu Hakkı Müftüzade de vardı. O dönemde Kemal Demirkıran’ın, şimdiki meyhanesinin yanında boş arazide bir de yazlığı vardı. Etraftan keçi, koyun, inek sesleri çıkıyordu.

   Kemal servis yapıyor, biz de sohbet ediyorduk. Çok güzel bir gece geçmiş, protokolden sıkılan Faik Müftüzade, konu açıldığında ölene kadar o geceyi unutmadığını anlatmıştı…

   Allah gani gani rahmet eylesin. Kemal Demirkıran ailesi ve dostlarının, sevenlerinin başı sağ olsun.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık
Pop Up ek