KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

16.05.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Denizdeki balıklara aval aval bakmak…

“Akdeniz’in incisi” diye nitelenen Kıbrıs’ın yer üstü ve yer altı zenginliklerinden, Ada’yı çevreleyen denizlerden ne denli yararlanabiliyoruz?” sorusuna verilecek cevap ‘Devede kulak’ şeklinde olabilir.

Rum tarafı, hidrokarbon yataklarından kazanımlar elde edebilmek için didiniyor, bazı ülkelerle anlaşmalar imzalıyor. “Kıbrıs’ın tüm egemenliği bana aittir” dercesine… Bereket ki, Türkiye’nin Barbaros Hayreddin Paşa’sı var ve bu denizlerde geziniyor.

Barış Harekâtı’ndan bu yana geçen 43 yıllık süreçte ‘Kıbrıs Maden Şirketi’nin (CMC) Lefke Gemikonağı’ndaki atıkları bile temizlenemedi. Kapanmayan bir yara olarak duruyor.

Bu durumda etrafımızı çevreleyen denizlerden yararlanma bir yana, Ada üzerindeki atıkları nasıl temizleyeceğimizin tartışmalarını yapıyoruz. Öyle mi temizlesek, böyle mi? Temizlense bile nereye atılacak?

Her neyse; Tarım Master Planı’nın hazırlanması olumlu bir adım. Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Tarım Master Planı’nın ülke tarımına yön vereceğini söyledi. Çavuşoğlu, “geçimini topraktan sağlayan, topraktan aldığı ürüne değer katarak onu bizlere ulaştıran çiftçilerimizin emeği kutsaldır” dedi.

Bildiğimiz kadarıyla balıkçılık konusu da aynı bakanlığa bağlıdır. Bununla ilgili neler düşünüldüğünü merak ediyoruz. Çünkü her tarafı denizlerle kaplı bu adada, balık tüketimi bakımından dünya ölçeklerine göre çok gerilerdeyiz. Vatandaş balığa hasrettir.

Halkın Partisi’nin (HP) İstanbul Üniversitesi ile Akdeniz Üniversitesi’nden akademisyenlerin katılımıyla düzenlediği balıkçılık seminerinde ortaya çıkan tablo acıdır.

Yıllardan beri bu konuda araştırmaları bulunan, arada bir uyarı niteliğinde mesajlar veren Kıbrıs Deniz Araştırmaları Vakfı Başkanı Prof. Işık Oray, KKTC mevzuatının avlanmasına izin vermediği türden derin su balıklarının bölgede bulunduğunu belirtti. Oray, İtalya, Mısır, Lübnan, İsrail gibi ülkelerin bölgede avcılık yaptığını, Kıbrıs Türkünün buradaki kaynaklardan yararlanamadığını söyledi.

KIBRIS Gazetesi konuya ilişkin haberin başlığını “Elalem çevremizde avlıyor, biz bakıyoruz” diye attı. Gerçekten de öyle. Hem de aval aval!

Prof. Firdevs Karakulak ise, Türkiye’nin önemli ekonomik değer olan açık deniz balıkçılığını yeni yeni keşfetmeye başladığını ve bu alandaki uluslararası örgütlere çok geç dahil olduğunu söyledi. Karakulak, kotaları alan diğer ülkeler nedeniyle bugün Türkiye’nin sıkıntı yaşadığını belirtti. Ekonomist İrfan Çelik de, KKTC balıkçılığı için bir yol haritası oluşturmak gerektiğini, siyasete bağımlı olmayacak, irrasyonel yaklaşımlardan uzak, özerk bir balıkçılık enstitüsü kurulması ve ekonomik akla dayalı derin su balıkçılığının değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Balıkçılığın bu ülkede gelişmemesinin nedenleri bilinmekle beraber, hükümetlerin bu konuda yeterli ilgi ve duyarlılığı gösterdikleri iddia edilemez. Balıkçılık her zaman ‘sıradan bir iş’ olarak görüldü ve hak ettiği yere gelemedi. Yeterli olmayan balıkçı barınakları bile devamlı uyarılar üzerine iyileştirilmeye tabi tutuldu. Bazı mevsimlerde gelen troller ise balıkları sildi süpürdü, bizimkiler de seyretmekle yetindi.

Sanayi Odası’nda gerçekleşen seminerde çok değerli konuşmacılar vardı. Kudret Özersay’ın açış konuşmasının ardından ve Prof. Oray ile Prof. Karakulak’tan sonra Prof. Mehmet Cengiz ve Prof. Meriç Albay görüşlerini belirttiler ve her tarafı denizlerle çevrili adada balıkçılığın bir an önce geliştirilmesi gerektiğine dikkat çektiler.

Bildiğimiz ve tanıdığımız kadarıyla Prof. Işık Oray Hoca, bu ülkeyi çok iyi tanımakta, balıkçılık üzerine önemli çalışma ve derinliğine araştırmaları bulunmaktadır. Ortaya koyduğu görüş ve önerilere kulak verilmiş olsaydı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) olarak denizlerden nasibimizi almış olurduk. Balıkçılık sektöründe bulunduğumuz noktadan çok ilerilerde olurduk.

Denizlerden yeterince yararlanılmış olsa, hem ülkeye ekonomik katkı sağlanacak, hem de bu sektörden ekmek yiyenlerin sayısı artacaktır. Gerekirse Türkiye ile bu konuda anlaşmalar yapılarak, teknik açıdan destek sağlanabilir.

Denizlerimizdeki bu zenginlikten uzak kalıp da yararlanamamamız gerçek anlamda beceriksizlik ya da acizliktir. Bu sorunları aşmak zorundayız. Çevremizdeki ülkeler burnumuzun dibinde avcılık yaparken, Kıbrıs Türkü’nün bundan yararlanamaması kabul edilebilir değildir!

Rum tarafı, Kıbrıslı Türklerin de hakkı olduğu karasularında hidrokarbon yataklarından yararlanma yoluna gider ve müzakere masasında bile ‘Nüfus oranına göre, elinizde tuttuğunuz deniz sahili çok fazladır’ iddiasında bulunurken, kendi kontrol ve denetimimizde olan denizlerimize sahip çıkmak, zenginliklerinden yararlanmak elbette tartışmasız bir haktır!

--------------

Not: Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş’a geçmiş olsun der, acil şifalar dileriz. (A. C.)

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.