Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

31.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Dış odakların taşeronları haddini bilmez, çizmeyi aşarsa…

Her ulusta, her toplumda dış odakların güdümünde olanlar mutlaka vardır. Amaçları etrafa nifak tohumları serperek dikkat çekmek, bir diğer deyişle kargaşa yaratmaktır. Mensup oldukları toplum, ekmeğini yedikleri devlet, onların nazarında bir hiçtir!

Varsa da, yoksa da yabancıların çıkarlarıdır. Bu çıkarlar doğrultusunda hareket etmek zorunadırlar, çünkü misyonları onu gerektirir.

Hani “Osmanlının ekmeğini yer, Moskof’a dua eder” diye eskilerden kalma bir söz var ya, aynen öyle!

Nedense ‘Türk’ dendi mi, bu gibilerin tüyleri diken diken olur. Kendi ırkını, kendi değerlerini inkâr edenler, yağ çektikleri ‘ustaları’ tarafından taşeron olarak kullanıldıklarını bilirler, ama sözlerinden de çıkamazlar. Çünkü ellerini verdiler, kollarını kaptırdılar. Bundan sonra yolun dönüşü olmaz!

Hele Cenevre görüşmeleri arifesinde toplumda karmaşa yaratmak, belki de Cenevre’yi sabote etme hedefiyle hareket etmedikleri ne malum? Güney’den veya bir başka yerlerden bu yönde bir direktif almadıkları ne malum?

Halbuki öğretmenlik gibi kutsal bir mesleği yerlerde sürünür hale getirmeye, ayaklar altına almaya, öğretmenin onurunu incitmeye kimin, kimlerin ne hakkı olabilir? Kutsal bir mesleğe leke sürmek, gelmiş geçmiş mücadeleci, tertemiz pırıl pırıl öğretmenlerimizi de incitir, öğrencileri de, velileri de!..

Rum tarafında bir günden bir güne anavatanları Yunanistan’a karşı söz sarf eden, hakaret eden, Yunan Büyükelçiliği önünde eylem yapan tek bir Rum, hele bir Rum öğretmen görüldü, duyuldu mu? Asla yapmazlar. Elenizme toz kondurmazlar. Çünkü kendi değerlerine sahip çıkmayı milli bir görev addederler.

Bizde mi?

Bu gibilerin bir misyonları da, her vesile ile Türklüğe olduğu kadar, Türkiye karşıtlığını da ileri boyutlara taşımaktır. Çünkü icraatlarına göre prim elde ederler. Kıbrıs Türk halkının bu günlere nasıl ve hangi koşullarda geldiğini boylarından büyük işlere kalkışarak unutturmaya çalışırlar. Kendilerini tarih profesörü sanırlar. Ne kadar ihanet eden varsa, onları baş tacı ederler, toplumu bu günlere taşıyanları da hor görürler, hazmedemezler!

Kıbrıs Türk halkını İngiliz sömürge dönemi bile bölüp parçalayamamıştı… Bu konuda en büyük görevi üstlenen o dönemin öğretmenleriydi. Tüm baskılara ve cazip tekliflere rağmen, ülke halkını aydınlatmayı kutsal bir görev bilmiş, genç nesillere anavatan ve Atatürk sevgisini aşılamışlardı… Türklük uğruna çalıştıkları için kimileri Baf’a, kimileri Karpaz’a sürgün edilmişlerdi…

Şimdilerde ise mesleğe ihanet galiba da ödüllendirilmekte, mesleğin dışında başta siyaset olmak üzere; her şeyi yapmak mubah sayılmaktadır. Bu gibiler, devletin ve devleti yönetenlerin acizliğinden cesaret almakta, şımarıklıkları tavan yapmaktadır.

Her gün bir gerekçe uydurarak, eylem ve grev yapmak, öğrencilerin haklarına tecavüz etmek, ebeveynlerle dalga geçmek, KKTC dışında dünyanın başka neresinde görülmektedir? Bunlar karşısında devletin, hükümetin elini kolunu bağlamasından daha büyük bir ayıp ve acizlik olabilir mi? Kan ve can pahasına kurulan bu devleti durmadan dinlenmeden horlayan, küçük düşüren ve itibarını sarsmak için her yola başvuranlar, manevi değerlere saldırırken, devlet nerede, yöneticiler nerede?

Söz konusu çevreler için Dr. Nazım Beratlı ne dedi?

Toplumda itibarları kalmadı, daha doğrusu bir nebzecik varsaydı, o da uçtu gitti. Öğretmeni ve kutsal mesleklerini bu hallere düşürenler utansın. Devletin itibarını devamlı surette düşürerek, aşağılayarak Rum-Yunan, AB ve ‘diğerleri’ nezdinde itibar kazananlar yaptıklarıyla övünebilirler. Demokratik hukuk devletinin hoşgörüsünü kötü amaçları uğruna tepe tepe kullanabilirler. Ama bir yere kadar. Çizmeyi aşınca işin rengi değişebilir. Kendilerini frenleyebilecek bir mekanizmanın var olmadığını hesaba katarak, daha ileri adımlar atabilirler. Ama kamuoyu vicdanında mahkûm olmaktan da kurtulamazlar.

Yöneticilere gelince; konuşma, nutuk yeter! Bu devletin sahipsiz olmadığını göstermek size değil de kime düşer?

Hele köpek cami duvarına da işediyse…

 

 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.