HUNKAR SAG GIYDIRME
Akay CEMAL

Akay CEMAL

24.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Doğalgaz anlaşmaları Cenevre’ye darbedir!

Güney Kıbrıs’ın sözde ‘Münhasır Ekonomik Bölgesi’ içerisinde bulunan 6, 8 ve 10’uncu parsellerde hidrokarbon araştırmaları yapılmasına yönelik çıkılan ihalenin sonuçları açıklandı.

Rum Yönetimi, 6’ncı parsel için ENI-Total ortaklığı, 8’inci parsel için ENI ve 10’uncu parsel için de Exxon Mobil –QATAR Petroleum konsorsiyumuyla müzakerelere başlanacağını bildirdi.

‘Fileleftheros’ gazetesi, Bakanlar Kurulu kararlarının, Exxon Mobil’in CEO’su Rex Tillerson’un ABD Dışişleri Bakanı olduğu bir atmosferde gerçekleştiğine dikkat çekti. Gazete ayrıca Tillerson’un ciddi planlarını ve tercihlerindeki istikrarı göstermek ve Güney Kıbrıs’ın elde edeceği kazançlar konusunda iknalarda bulunmak için geçen Eylül ayında New York ziyareti sırasında Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’le görüşme ayarladığını belirtti.

Aynı gazete, yakın zamanda Güney Kıbrıs’ı ziyaret eden Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’ın da Fransız devi Total’in özellikle 10’uncu parseldeki çıkarlarını desteklediğini yazdı.

İsviçre görüşmelerine şu kadar gün kalmasına ve tüm ikazlara rağmen, Rum tarafının hiçbir şey yokmuş gibi, yoluna devam etmesi düşündürücü olduğu kadar anlamlıdır da! “Türk tarafını müzakere masasında meşgul ederken, biz kendi işimize bakıyoruz” mantığıyla hareket edilmesi esas niyeti göstermek bakımından çok önemlidir.

Bu davranışla Kıbrıs Türk tarafı yok sayılmakta, ada nimetlerinden yararlanması gerekenin sadece Rumlar olduğu mesajı verilmektedir. Esasen bir süre önce yapılan anketlerde Rumların çoğunluğunun, ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devamından yana oldukları anlaşılmıştı…

Müzakere masasında “Elinizdeki toprak fazladır, kontrolünüzdeki sahil şeridi de nüfus oranınıza göre fazladır” diyerek taviz vermemizi isteyenler, Kıbrıs’ın nimetlerinden tarafların eşit paylaşımına yanaşmamakta ve “Hep bana rab bana” oyununu oynamaktadırlar.

Beri yandan Türkiye, iyi niyetini bir kez daha göstermek için Barbaros’u da göndermeyeceğini açıklamıştı…

Hal böyle iken, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, çözüm konusunda olağanüstü çaba harcamakta, ancak karşılığını görememektedir. Nitekim Akıncı, doğalgaz ihaleleriyle ilgili bir soruya verdiği yanıtta, “Beklentimiz, önümüzde bu kadar ciddi bir konferans varken, bu konunun herhangi bir şekilde sıkıntı yaratacak bir konu haline gelmemesidir. Atılan birtakım adımların bizim konferansımıza ve çözüm çabalarımıza engel olacak boyuta ulaşmayacağını düşünüyoruz. Bunun çok yanlış olduğunu değerlendiriyoruz” dedi.

Gerçek olan şu ki, biz Rum tarafıyla Kıbrıs’ta yeniden bir ortaklık için uğraş verirken, karşı tarafın ortak gibi davranmadığıdır. Kazı olsa da, olmasa da – Ki en yakın sürede eninde sonunda olacaktır - yapılan anlaşmalar Kıbrıs Türk tarafının haklarının ihlali anlamındadır.

Bir yandan Ada’nın geleceğine ilişkin müzakere sürecinde bir dönemece girilirken, diğer yandan da doğalgaz anlaşmalarının bir tahrik olacağını bile bile Rum tarafı yoluna devam etmekte, bildiğini okumaktadır. Bu konular, ‘Yönetim ve Güç Paylaşımı’ bölümüne nasıl sığdırılacak veya yeni ‘dışlanmışlıklar’ mı olacak?

Kıbrıs Türk halkı 21 Aralık 1963’te Akritas Planı uyarınca silah zoruyla ortak cumhuriyetten dışlanmış ve 53 yıldan bu yana Ada nimetlerinden sadece Kıbrıs Rum halkı yararlanmış, Kıbrıs Türk halkı ise ambargolar altında ezilen, mağduriyete uğrayan taraf olmuştur.

Öyle anlaşılıyor ki, Rum tarafı yeni bir ortaklığı 11 Şubat belgesinde yazılanların aksine daha çok ‘Kıbrıs Cumhuriyetine ‘iltihak’ veya ‘yama’ gözüyle bakmakta, öyle değerlendirmektedir. Yarım yüzyılı aşkın bir zaman diliminde iki kurucu taraftan biri olduğun devletten dışlanmışlığın faturası çok ağırdır ve ödeyen de hep Türk tarafıdır.

Nasıl bir çözüm bulunursa bulunsun, Kıbrıs Türk toplumunu, kendileriyle eşit görmeyen veya görmek istemeyen, azınlık olarak telakki eden, Kıbrıs’ı sadece Rumların temsil ettiğini, bu konuda tek söz sahibi kendilerinin olduğunu zannedenlerin, yeni bir ortaklıkta sadede gelebilecekleri konusunda kuşku duymamak elde değildir.

Bunları ortaya koyarken, ‘inşallah biz yanılırız’ diye de eklemek istiyoruz

 

***

 

Rahat uyu Mehmet Özel

 

Türk Mukavemet Teşkilatı mensuplarından, Kıbrıs Türk Mücahitler Derneği Lefkoşa Şubesi eski Başkanı, Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi Eski Müdürü Mehmet Özel Ramiz dün toprağa verildi.

Lefkoşa’nın tanınmış esnafından merhum Berber Ramiz’in oğlu olan Mehmet Özel Ramiz, bir vatanperver olarak, gerek toplumsal var oluş mücadelesinde, gerekse Sağlık Bakanlığında müdür olarak çalıştığı dönemlerde topluma önemli hizmetlerde bulundu.

Arkadaşları arasında ‘Oskay’ olarak da bilinen ve toplumun karşı karşıya bulunduğu konularda her zaman duyarlı olan Mehmet Özel Ramiz, bir dönem ‘Halkın Sesi’ gazetesinde yazılar yazmıştı… Kıbrıs Türkü’nün bu topraklarda boynu bükük olarak yaşamasına asla tahammülü yoktu ve görüşlerini her platformda dile getirmekten kaçınmazdı…

Bir süre önce TMT Mücahitler Derneği’nden madalya alanlar arasında bulunan Mehmet Özel Ramiz’e Tanrı’dan rahmet, ailesi ve sevenlerine başsağlığı dileriz.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.