Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

19.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Elektrik enerjisi bu ülkenin en başta gelen ihtiyacıdır!..

Her zaman diyoruz ya; ‘Çözüm olsa da, olmasa da yola devam etmek zorundayız.’ Bu, Güney Kıbrıs için ne kadar geçerli ise, Kuzey Kıbrıs için de aynı oranda geçerlidir. Sonuçta hayat devam etmektedir…

Bir bütün olarak adanın çeşitli ihtiyaçları vardır. Ancak yaşamın vazgeçilmezleri olan su ve enerji başta gelmektedir. Kuzey Kıbrıs, anavatan Türkiye sayesinde suya kavuşmanın mutluluğu içindedir. Su konusunda Güney Kıbrıs’a kıyasla avantajlı durumdayız.

Sudan sonra sıra elektrik enerjisinde…

Kıbrıs Türk Sanayi Odası, enerji alanında Türkiye ile KKTC arasında imzalanan işbirliği anlaşmasının mecliste onaylanmasını ‘enerji piyasasına yönelik reform potansiyeli’ olarak tanımladı. Başta elektrik olmak üzere; yüksek girdi maliyetleri nedeniyle üreticilerin haksız rekabete maruz kaldığı belirtilirken, daha fazla yenilenebilir enerji yatırımlarına imkân verecek şekilde, vakit kaybedilmeden projenin hayata geçirilmesi gerektiği kaydedildi.

Türkiye ile söz konusu enerji anlaşması imzalandığında, KKTC’den bir takım farklı seslere tanık olmuştuk. Aynı şeyler su konusunda da yaşanmıştı… O kadar ki, CTP içindeki çalkantılar CTP-UBP koalisyon hükümetine noktayı koydurmuştu… Konu CTP parti meclisinde tartışılırken değişik görüşler ortaya konulmuş, sert eleştirilerde bulunulmuştu…

O günler geride kaldı. Bir defa herkesin görüşüne saygı duymakla birlikte, herhangi bir konuda en son karar merciinin hükümet olduğu gerçeği belki de göz ardı edilmişti…

Aynı partide aynı durum elektrik enerjisi konusunda da yaşandı ve sonuçta bazı istifalar oldu. Parti Genel Başkanı Tufan Erhürman, parti içinde yaşananlardan üzüntü duymasına rağmen, mücadeleden asla vazgeçmeyeceğini söyledi. Erhürman, “Bizden öncekiler vazgeçmediler, biz de vazgeçmeyeceğiz” dedi.

Erhürman’ın bu kararlı tavrı, parti içindeki çalkantıları belirli bir süre içinde durultur diye düşünüyoruz.

Su, elektrik veya bunlar kadar önemli projelerde değişik fikirler, düşünceler olabilir. Çok partili demokratik bir sistemde bunların olması da doğal karşılanmalıdır. Ancak uğruna savaşların verildiği su ve enerji konularında, dünyada yeni arayışlara gidilirken, biz de en azından eldeki olanakları sonuna kadar kullanmak zorundayız. İster muhalif, ister muvafık; politikacı olsun veya olmasın, herkesin bu bilinçte olduğu düşüncesindeyiz. Özellikle gelişmiş ülkeler yenilenebilir enerji peşinde koşarken, bu toplumu dünyanın en pahalı elektriğini kullanmaya mahkûm etmek adaletsizlik olur.

Kıbrıs Türk halkı varoluş mücadelesinin büyük bir bölümünü karanlıklarda vermişti… Elektriğimiz yoktu. Rum kesimine bağımlıydık… Dilediğinde şalteri kaldırır, dilediğinde indirirdi… Böylesi zor koşullarda bu halk direndi ve umudunu hiçbir zaman yitirmedi. Kış kıyamette binlerce göçmen çadırlarda, sığındıkları evlerde soğuktan titrerken, elektrik enerjisinden yoksunduk.

Nitekim 15 Kasım 1983’te KKTC’nin ilanından bir gün önce Dr. Küçük’ün, toplantıda bulunan Rauf Denktaş ve çalışma arkadaşlarına “Elektrik işini ne yaptınız, halledebildiniz mi?” şeklindeki sorusu üzerine herkes afallayıp kalmış, derin düşüncelere dalmıştı… Çünkü elektrik enerjisi bir devletin en stratejik ve en başta gelen konusuydu…

Neyse ki, devlet ilanından sonra adım adım elektrik konusunu da şartların elverdiği kadar halledebildik… Hatta gün oldu, Güney Kıbrıs’ta Mari Elektrik Santrali’ndeki patlama nedeniyle bir süreliğine Güney Kıbrıs’ın bir bölümüne de elektrik verdik. Ancak bu günkü koşullarda kullandığımız elektrik enerjisi sürdürülebilir olmadığı gibi, ekonomik de değildir. Bu yüzden hem devletin sırtına, hem de vatandaşa ağır külfetler yüklemektedir. Uzun vadede bunun altından kalkmak mümkün olmasa gerek.

Tüm sektörler bu gün kullanılan elektrik enerjisine bağımlı olduğundan, rekabet edebilirlikten uzaktır. Özellikle sanayi sektöründe bu yüzden olumsuzluklar yaşanmakta ve üretim kapasitesi düşmekte, rekabet edebilirlik zora girmektedir.

Yukarıda da ifade etmeye çalıştığımız gibi, gelişmiş ülkeler yenilenebilir enerji keşfi için milyarlar harcarken, bizlerin tek sığınacak liman olan Türkiye ile enerji işbirliği anlaşması yapmamız, asrın projesi olan sudan sonra en büyük kazanımdır.

Rum tarafı ve Yunanistan, İsrail’den denizin altından kablolarla elektrik enerjisine kavuşabilme adına anlaşma yaparken, KKTC’nin bu konuda Türkiye ile işbirliği anlaşmasını çok gören varsa ne diyebiliriz? Geldiğinde varsın kullanmasınlar. Üstelik esas hedeflerden biri de enterkonnekte sisteme geçiş olduğuna göre, projenin en kısa sürede gerçekleşmesi üretim, kalkınma ve gelişme açısından KKTC’ye ve halkına çok şeyler kazandıracak, pahalı elektrik dönemi de son bulmuş olacaktır!

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.