HUNKAR SAG GIYDIRME
Akay CEMAL

Akay CEMAL

04.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

En güzel haber: Elektrik!

Kim ne derse desin, son günlerin en güzel, en sevindirici haberi elektrik konusundaydı… Müjdeyi Ekonomi ve

Enerji Bakanı Sunat Atun daha önce vermişti de, bu kez daha detaylı bilgiler aktardı. Buna göre; Türkiye’den Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) deniz altından kablo ile elektrik getirilmesi konusunda Türkiye Enerji Bakanı ile önümüzdeki günlerde görüşmeler yapılacak ve bir protokol imzalanacak.

Atun, konuya ilişkin bir süredir devam eden tartışmaların ideolojik olduğunu vurgulayarak, “Hükümetimiz beni bu konuda yetkili kıldı. Önümüzdeki günlerde Türkiye’de konu üzerinde çalışacağız” dedi. Hazırlanacak protokol daha sonra iki ülke başbakanının katılacağı bir törenle imzalanacak. Bakan ‘Geri dönüşüm anlaşması’ ile de burada üretilen fazla elektriğin yine aynı şekilde Türkiye’ye satılması konusunda işbirliğine gidileceğini kaydetti.

Dünya ülkeleri yenilenebilir enerji teknolojileri üzerinde çalışırken, bizde bu konularda bazı çevrelerin saplanıp kaldığı ‘Sarayönü mantığını’ anlayabilmek mümkün değildir. Bu ülkeye ‘Anamur Suyunun’ gelmesine de karşı çıkanlar vardı… İnanmayanlar vardı. Hatta ve hatta hazmedemeyenler de! Türkiye fobisi olanlara ne yapsanız yaranamazsınız! Örneğin onlara göre; Güzelyurt’a bir çivi bile çakamaz, mevcut altyapıyı değiştiremez, hastane bile yapamazsınız.

Rum tarafı da aynı şeyleri düşünmüyor mu?

Geçen hafta sonu, görmüş geçirmiş bir işadamı ile sohbet ederken, söz dönüp dolaştı, ‘Asrın Projesi’ne geldi. “Oh be; banyo yaparken, dişleri fırçalarken bile fark ediyorsunuz. Eskiden neydi o affedersiniz lağım kokan ağır sular? Bu nimeti sağlayanlara şükürler olsun” demekten kendini alamadı.

Su ve elektrik yaşamın vazgeçilmezidir… Kıbrıs Türk halkı olarak elektrikten çok çektik. Elektrik kesintileri yıllarca sürdü… Çoğu kez buzluklarda yiyecekler koktu, kış günleri ısınabilmek için battaniyelere sarıldık. O dönemlerde rahmetli İsmet Kotak, İsrail’den elektrik enerjisini Kuzey Kıbrıs’a getirebilmek için bazı girişimlerde bulunmuştu… Hatta yerinde incelemeler yapmıştı…

Söz İsrail’den açılmışken, Rum tarafının da elektrik sorunu olduğunu bu vesileyle vurgulamak gerek. Benzeri bir sistemle, denizaltından kablo ile elektrik getirilmesi konusunda bir süre önce uzlaşmaya varılmıştı… Hatta aynı proje çerçevesinde Güney Kıbrıs’a ulaşacak olan İsrail elektriği, yine denizaltından döşenecek kablo ile Yunanistan’a sevk edilecek.

Onun için kimse kusura bakmasın. Aynı yöntemi Güney Kıbrıs kullanır da, Kuzey Kıbrıs niye kullanmasın?

KKTC halkının halihazırda dünyanın en pahalı elektriğini kullandığını herkes bilmektedir. Başka ülkeler bu konularda yeni icatlarda bulunur ve halkına sunarken, Kıbrıs Türk halkının bundan mahrum bırakılması kabul edilebilir değildir.

Yukarıda da işaret etmeye çalıştığımız gibi, bu halk elektrikten çok çekti… Rum tarafı şalteri kaldırdı mı, karanlığa gömülürdük… En basit insan haklarından bile mahrum kalır, küfürler savurmaya başlardık. Hayat durur, üretim yapılamazdı! Halbuki 1974 Barış Harekâtı’ndan sonra sağlanan barış, huzur ve güven ortamında bu toplumun durmadan üretmesi gerekirdi… Sanayi tesisleri yöneticileri bu gibi durumlarda adeta kan ağlardı!

Neyse ki o günler gerilerde kaldı. Ama teknoloji yerinde durmuyor… Her gün her alanda yeni icatlar çıkıyor, yeni keşifler yapılıyor. Elektrik alanında da öyle!

Anavatan Türkiye’nin her alanda olduğu gibi, elektrik enerjisi alanında da hazırladığı proje, bir yerde ‘Asrın Projesi’nin devamı niteliğindedir. Kıymetini bilmek gerek!

 

***

 

Savaş tazminatı davası?..

 

ABD’de 2001’de meydana gelen 11 Eylül saldırılarının kurbanlarının ailelerine, Suudi Arabistan yönetimine dava açmasına imkân sağlayan yasa tasarısı, Başkan Obama’nın vetosuna rağmen kabul edildi. Bunun üzerine saldırıda donanma subayı olan eşi Patrick Dunn’ı kaybeden Amerikalı kadın Stephanie Ross DeSimone Washington’da mahkemeye başvurdu. Mahkemeye sunulan belgede “S. Arabistan’ın desteği olmasaydı, El Kaide’nin 11 Eylül saldırılarını planlaması ve gerçekleştirmesi mümkün olamazdı” ifadesine yer verildi.

Hukukun üstünlüğü dediğin işte bu! Afganistan, Irak ve Suriye’de ölen, göç eden, sakat kalan milyonların da dava açma hakkı var mı acep? Onlar durup dururken mi öldüler? Ya Kıbrıs Türkü olarak bizim suçumuz neydi? 1963’ten 74’e kadar her türlü ezgi ve cefayı çektik, işkencelere tabi tutulduk. Katledildik, göçmen olduk. Hâlâ insanlık dışı ambargolar altındayız. Tüm bunların bir faturası, tazminatı yok mudur?

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.