Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

06.02.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Eroğlu’nun göndermeleri ve yapıcı tenkitlerin yararı

Farkındaysanız Kıbrıs sorununa ilişkin iki taraf arasındaki görüşmeler artık eskisi kadar ilgi uyandırmıyor. Vatandaş geçim derdinde. Kuzey’de olduğu gibi, Güney’de de durum böyle. Genel Sekreterin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide, ‘Atina-Ankara diyerek’ dolaşıyor, ama pek bir şey çıkacağı da yok.

Hele Kardak Kayalıkları krizinin 19’uncu yıldönümünde Ankara ile Atina arasındaki karşılıklı suçlamalardan sonra…

Esasen iki taraf arasında sorunun özünü teşkil eden konular üzerinde dağlar kadar fark var ve aşılabilmesi de kolay değil.

En iyisini geçen gün eski müzakerecilerden, Halkın Partisi Başkanı Kudret Özersay söylemişti:

“Görüşmeler hakkında artık ben konuşmak istemiyorum. Görüşmeler sonuç alıcı bir hale dönüşmeyecekse enerjimizi ve konsantremizi oraya değil, toplumsal sorunlarımızın çözümüne ayıralım. Toplumun esenliği için çalışalım.”

Aklımda kaldığına göre; BRT’de yaptığı konuşmanın özü buydu.

Kıbrıs Cumhuriyeti’ni sırtlayıp götüren Rum tarafı, görüşmeleri ‘iş ola’ yürütürken, diğer yandan da bazı ülkelerle çeşitli konularda birbiri ardına anlaşmalar yaparak kendi işine gücüne bakar ve zamana oynar da, Özersay’ın dediği gibi, KKTC olarak biz de kendi işimize gücümüze bakamaz mıyız?

‘Zamana oynayarak Kıbrıs Türkünü masada daha ne kadar yıl tutsak edecekler?’ diye sormak hak değil mi, gerekmez mi? Bunca yıldır Kıbrıs Türkünü oyalamalarının bize nelere mal olduğunu bir bilebilseniz…

Bu işler uzadıkça Rum tarafı birlik ve bütünlüğünü daha bir pekiştirmekte, Kıbrıs Türk halkı ise Annan Planı döneminde olduğu gibi kamplara bölünmektedir. Bu gidişatın devamına göz yummak hiç de hoş değildir.

Geçen gün Sönmezliler Ocağı’nı ziyaretinde konuşan 3’üncü Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya göndermelerde bulundu ve Akıncı’nın halkı ‘çözüm isteyenler’ ve ‘statükonun devam etmesinden menfaati olanlar’ diye ikiye ayırdığını, bunun kendisini üzdüğünü söyledi.

KKTC insanının yaşayabileceği bir anlaşma istediğini, Rum tarafının her istediğine ‘evet’ denecek bir anlaşmanın Kıbrıs Türk halkının geleceğini karartacağını vurguladı. Eroğlu ayrıca herkesin anlaşma istediğini, ancak tavizler vererek kendisini yeniden yerinden yurdundan edecek bir anlaşmanın Kıbrıs Türk halkını mutlu etmeyeceğini kaydetti.

Eroğlu, “Statüko sadece KKTC Devleti’nde vardır diye yorumlamanın yanlış olduğunu, Güney’de ortaklık cumhuriyetini çalan ‘Kıbrıs Cumhuriyetini haksız şekilde elinde tutan bir statüko bulunduğunu ifade etti.

Öyle anlaşılıyor ki, Eroğlu’nun şu sözleri de daha çok tartışılacak:

“Dönüşümlü başkanlığı almadın, birincil hukuk olmasını sağlamadın, kalıcı derogasyonlar yok. Mülkiyette verdin, daha bir şey almadın, garantileri sağlama bağlamadın. Sanki de anlaşma oldu oluyor gibi konuşmalar yapılıyor.”

Masadaki iki lider elbette kendi halklarının hak ve çıkarlarını savunmak ve korumak için vardır. Bazı hallerde ve bazı partiler, politikacılar, sivil toplum örgütleri kendilerini kıyasıya eleştirebilir. Ancak her şeye karşın eleştiri müzakere masasında oturan liderin elini zayıflatmaz, güçlendirir. Hele de yapıcı eleştiri olursa…

İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın bir zaman söyledikleri hâlâ kulaklarımda çınlamaktadır. Şöyle demişti:

“Cumhurbaşkanının müzakere masasında elini zayıflatmak da, güçlendirmek de sizin elinizdedir. Ben sizden gördüğüm desteği kendi gazetemdeki arkadaşlardan görmedim. Çünkü beni eleştiriyorsunuz. Onlar, ‘oldu olacak’ gibi, her şeyi tozpembe gösteriyorlar, ama esasında gerçekler öyle değil. Onlar öyle yaptıkça ben müzakere masasında zora giriyor ve güçlü olamıyorum. Siz eleştirdiğinizde masadaki elim de güçleniyor ve karşımdakine ‘bak bu konuda bizim tarafta homurtular var. Onun için bunu tekrar görüşelim diyebiliyorum.”

Rum tarafı masadaki temsilcileriyle bu taktikleri devamlı uyguluyor.

Müzakere masasında her kim olursa olsun, biz elini güçlü kılmak için varız. Rum tarafı, işine gelmez diye kabul etmezse varsın etmesin. Ama bizim de boynumuz bükük olmasın!

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.