Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

04.04.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Festivaller ve ürünlerin daha iyi değerlendirilmesi

Geçen pazar günü arada bir gök gürlese de, Lefkoşa’da ne Pazar Alanı’nı etkiledi ne de festivalleri! Batı’da Lefke, Mesarya bölgesinde ise eski isimleriyle Çatoz ile Arçoz (Serdarlı ile Yiğitler) bahar havasında el emeklerini, ürünlerini ziyaretçilere sundular.

Üç bölgede düzenlenen etkinlikler yoğun ilgi görürken, festivallere akın edenler, ülkede iç turizme de ne denli önem verilmesi gerektiği mesajını verdiler. Lefke’de yafa portakalını tanıtmak ve ekonomik değerini artırmak amacıyla 8’incisi düzenlenen Yafa Portakal Şöleni, bölgenin sevilen simalarından diplomat Uğur Umar’ın vefatı nedeniyle müzikli etkinliklerden soyutlanarak gerçekleştirildi.

Bu arada Cittaslow ağına katılan Lefke’nin girişinde bulunan Gemikonağı Çemberi’ne heykel sanatçısı Sevcan Çerkez tarafından yapılan ve sakinliği, yavaşlığı temsil eden, Cittaslow simgesi olan salyangoz heykeli dikildi. Cittaslow Teknik Koordinatörü Hasan Karlıtaş, Lefke’nin geleceğinin turizm, eğitim ve üretimde olduğunu söylerken, Kaymakam Halil Çorba da kentin tarihi ve doğal güzelliklerinin turizm açısından çok iyi değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Politik konulara girmeden, daha çok festivallerin ekonomiye katkıları ve getirileri üzerinde durmak istiyoruz. İnsanlar kendi ürünlerinin alıcı bulmasına sevinir ve bu durum kendilerini teşvik eder, tetikler. Özellikle yaşamın her geçen gün pahalandığı, mart ayı sonu itibarıyla mutfağın masrafının 3 bin TL’ye dayandığı bir dönemde, el emeği ve göz nuru ürünlerin yalnız festivallerde değil, iç pazarda olduğu gibi, dış pazarlarda da satışını organize etmek gerek. Bunun da ancak devlet eliyle yapılabileceğini dikkate alarak, teşvikleri artırmak, pazar arayışlarında yardımcı olmak lazım.

Nitekim “5’inci Serdarlı Sestaları Bahar Şenliği”nde konuşan Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Çatoz köyü konuşulunca sestaların ötesinde babutsanın akla geldiğini, ülkede üretilen babutsanın ağustos ayında sadece çiğ olarak tüketildiğini, Malta adasında babutsanın meyve satışının yanında, likör ve farklı ürünlerinin de yapılıp satıldığını, Belediye ve Dernek öncülüğünde bunun Serdarlı için de gerçekleştirilebileceğini söyledi.

Bunun için ilk etapta Malta’ya bir inceleme gezisi düzenlenebileceğini, proje geliştirilip Avrupa Birliği fonlarından yararlanılabileceğini kaydeden Akıncı, “Proje hazırlandığı zaman kaynak bulunur ve babutsa Serdarlı için sadece bir aya mahsus gelir kaynağı olmaktan da çıkarılıp daha düzenli bir gelir haline gelir” dedi.

Yeşilırmak’tan Dipkarpaz’a, Girne’den Akıncılar’a kadar Kuzey Kıbrıs, doğal güzellikleri, havası, tarihi ve kültürel zenginliği ile adeta cennetten bir parçadır. Fırsatını bulup da, otellerden kendilerini dışarı atanlar, köylerimizi gezme fırsatı bulabilenler bunları fark etmektedirler. Bir-iki günlüğüne kumar turizmine gelenlerin tabii ki bu güzellikleri görme fırsatı yoktur. Ancak örneğin Lefke gibi gizli kalmış bir güzelliği keşfetmek, yafa portakalının tadına bakmak, ceviz macunu ve hurmasından tatmak bir ayrıcalıktır. Kendine özgü yapısıyla Lefke turizme aday beldelerimizin başında gelmektedir.

Turizm Bakanlığı ile turizm otoritelerinin ne düşündüğünü bilmiyoruz, ama festival olan yerlere kafileler halinde turistleri getirip göstermek, bu ülkenin mutfağının, kültürünün daha iyi tanınmasına vesile olabilir diye düşünüyoruz. Bundan hem turistler memnun kalır, hem de festivalleri organize edenler. Mesela Akıncı babutsadan örnek verirken, Yiğitler’in gafgarıtı, Serdarlı’nın sestası niye bu kapsama girmesin? Örneğin İngiltere’de buradaki nüfus kadar vatandaşımız yaşamaktadır. Ne kadar uzak kalsalar da, el yerinde olsalar da, geleneklerini, örf ve adetlerini unutmuş değillerdir. Annesinin sestaya koyup da getirdiği leziz yemeklerin mis gibi kokusu burunlarında tütmektedir. Çok yönlü olarak kullanılabilen sesta onlar için bir nostaljidir.

Türkiye’nin Kıbrıs İşlerinden de Sorumlu Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş’in bir süre önce ifade ettiği gibi, Kıbrıs onların burnunda tütmektedir.

Tüm bunları dikkate alarak, el emeği göz nuru ürünleri de Kıbrıslı Türklerin yoğun olarak yaşadığı ülkelerde pazarlamamak için herhangi bir neden yoktur. Yabancıyı cezp etmenin yolu, önce kendi vatandaşımızdan geçmektedir.

Festivalleri uzun vadede ülke ekonomisine yapacağı önemli katkıları da hesaba katarak, sergilenen ve alıcıya çıkan ürünler konusunda arayış içine girmek gerektiği inancındayız.

***

Gardiyanoğlu bir otoriteydi…

Dün Lefkoşa’da toprağa verilen Önder Gardiyanoğlu bir tarihti adeta. Türk Mukavemet Teşkilatı mensubu ve mücahit komutanlığı yapmış, Lefkoşa Kaymakamı olarak önemli hizmetler vermişti… En önemlisi yüreği insan sevgisiyle doluydu, görevinin başında ise tam bir otoriteydi…

Bir süre eşi ve ailesi tarafından tekerlekli sandalyede Taşkınköy’deki Dr. Fazıl Küçük Parkı’na götürülür ve orada etrafı görür, tanıdıklarıyla sohbet ederdi… Allah’tan rahmet dileriz. 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.