Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

12.05.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Geçmişten günümüze sağlık ve hekimlerimiz

Bu ülkede 1940’lı, 50’li yıllarda hekim sayısı parmakla sayılıydı… Hele Rumlarla kıyas bile edilemezdi.    Yunanistan’da yüksek tahsil yapıp da adaya dönen nice mimar, mühendis, doktor, veteriner, kimyager, avukat ve ziraat mühendisi varken, Türk toplumu bu yönden eksiklik hissediyordu… Rum hekimlerin ün yaptığı dönemlerde, Türk toplumu da, mezun olduktan sonra adaya dönen doktorlara kavuştu.

Dr. Fazıl Küçük, Dr. Niyazi Manyera ve Dr. İhsan Ali gibiler bahsettiğimiz dönemin hekimlerindendi…

Özellikle Dr. Küçük, halkla iç içe olması ve haftanın bir günü - Cuma – ücretsiz tedavi uygulamasıyla kısa sürede ön plana çıkmıştı… Dr. Küçük, İngiliz sömürge döneminde, idareye karşı bayrak açtığından bir numaralı ‘Anti British’ (İngiliz aleyhtarı) damgasını yemiş, nice tehlikelerle karşılaşmıştı…

EOKA’nın tüm şiddetiyle terör estirdiği günlerde, gece karanlığında bir kişi dayanır Dr. Küçük’ün kapısına. ‘Çingene’ demek ayıp olur, ‘Gezginci’ dediğimiz bir vatandaş… Doktor’a sesini duyurabilmek için yüksek sesle çağırmaya başlar. Süheyla Hanım, Eşi Dr. Küçük’e gelenin kim olduğunu, kendisine kurulan bir tuzak olup olmadığını yokladıktan sonra karar vermesini söyler. Dr. Küçük aşağıya inerek kapıyı açtığında tanıdık biri olduğunu görür ve “Çantamı alıp da gidelim” der.

Meğer adamın o dönemde Çağlayan bölgesinde bir çadırda kalan eşinin fena halde doğum sancısı varmış… Dahiliye doktoru olmasına rağmen, mezun olmadan kadın doğum uzmanlığı üzerinde de ihtisas yapan Dr. Küçük, başarı ile doğumu gerçekleştirdikten sonra eve döndüğünde paltolunu dizlerine kadar çamur içindeymiş. Bunları bana Süheyla Hanım anlatmış ve kitabına da yazmıştım…

Ama gece yarısı bu görevi yerine getiren Dr. Küçük son derece mutluydu ve önemli bir sorunu çözdüğü düşüncesindeydi…

‘Hipokrat Yemininin’ anlamı işte budur!

Barış Harekâtı başladığında hastanemiz mi vardı? Hekimler vardı, ama hastane yoktu. Sıkıya girince tütün fabrikasını hastaneye dönüştürdük. Burada isimlerini teker teker saymak gerekmez. Ancak genelde tümü de ardı arkası kesilmeyen yaralılara bakabilmek için seferber olmuşlardı…

Bu toplum böyle zor günlerden geçerek buralara geldi. Yalnız burada veya Türkiye’de değil, fakat dünyanın çeşitli ülkelerinde çok değerli hekimlerimiz var da, biz hala sağlık sorunlarıyla boğuşup duruyoruz. Mesela daha dün çıktı KIBRIS Gazetesinde. Dokuz Eylül Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Kıbrıslı Türk Prof. Dr. Hasan Havıtçıoğlu, 50 yaşındaki bir hastanın kısa kalan bir ayağını başarılı operasyonla 2 cm uzattı. Bunun gibi daha nice başarılara imza atan Kıbrıslı Türk hekimlerle ne kadar gurur duysak azdır. Yeri gelmişken, yıllar boyu Kıbrıs’tan giden hastalara yakın ilgi gösteren ve her türlü yardımı esirgemeyen Prof. Dr. Derviş Oral ve daha nicelerinin isimlerini zikretmek gerek!

Geçmişten günümüze sağlık ve hekimler konusunda ışık tutmaya çalışırken, şimdilerde yaşanan karmaşanın noktalanması ve temize havale edilmesinin o kadar da zor olmadığı kanısındayız. Bu ülkede Yakın Doğu Üniversitesi, ilk Tıp Fakültesi’ni açmaya karar verdiğinde Güney Kıbrıs’ta kıyamet kopmuş ve ağır eleştiriler sonucu Rum Bakanlar Kurulu toplanarak, Güney Kıbrıs’ta da tıp fakültesi ihtiyacı olduğuna dair karar almıştı… Daha sonra diğer üniversitelerimizde de tıp fakülteleri, sağlık bilimleri açılmıştı…

Yıllarca gerek ilgili dallarda hekim eksikliği, gerekse alet teçhizat yetersizliği yüzünden Türkiye’ye, İngiltere’ye hasta gönderildi. Milyonlar harcandı. Artık buna da ihtiyaç kalmadı. Ama en büyük ihtiyaç yalnız sağlıkta değil, tüm sektörlerde en iyi ve en yararlı sistemi getirmek ve uygulamaktır. Bunu bir anda yapamazsak da, en kısa sürede ve eninde sonunda yapmak boynumuzun borcudur. Sağlık Bakanı Faiz Sucuoğlu’nun dediği gibi sağlıkta gerginlik, küslük ve en önemlisi kesinti yaşanmamalı!

Nice ülkeler ve Türkiye sağlıkta çağ atlamış bulunuyor. Bugün Türkiye’den hangi kişiye sorsanız, sağlık alanında aldığı hizmetlerden memnuniyetini dile getirir. Alın o sistemi, uygulayın bu ülkeye. Gömlek dar veya bol gelirse, gerekli tadilatları da yapın, ama mutlaka sistemi oturtun. Göreceksiniz sağlıkta oturtacağınız sistem, diğer alanlardaki sistemsizliğin de sisteme dönüşmesini tetikleyecektir.

Yeter artık bu karmaşa, bu kaos!

 

 

 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.