Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

06.04.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

‘Görüşme olsun diye görüşme’ modundan kurtulmak gerek!..

Nisan’ın 16’sına on gün kala Türkiye’de heyecan doruğa ulaşıyor.

Ya KKTC’de?

Burada yaşayan 103 bin seçmen, Türkiye’deki anayasa referandumu için sandığa gitmeye başladı. Seçmenler Lefkoşa’da 20 Temmuz Fen Lisesi’nde kurulan sandıklarda 9 Nisan’a kadar 09.00-21.00 saatleri arasında oy kullanabilecek.

Şimdiden hayırlı olsun derken, dönüp kendi sorunlarımıza bir göz atıyoruz. Doğal olarak Kıbrıs sorununu soyutlamak mümkün değildir. Nitekim Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın Brüksel’de BM Genel Sekreteri Guterres’le gerçekleştirdiği görüşmeden sonra yapılan açıklamalarda, Enosis yüzünden kesilen müzakerelerin 11 Nisan Salı günü yeniden başlayacağı belirtildi.

Akıncı, “Pozisyonumuz biliniyor. Ortak anlayış odur ki, önümüzdeki günlerdeki gelişmeler bunu mümkün kılacak” derken, Rum lider Nikos Anastasiadis de, “Müzakerelerin yaratıcı olmasını diliy7orum” demekle yetindi.

Dün de vurguladığımız gibi, Anastasiadis’in aklı fikri seçimlerde, doğalgazda ve de Türkiye’ye karşı oluşturulan ittifakları daha da güçlendirmede… Nitekim önceki gün Rum ve Fransız savunma bakanları, enerji deniz güvenliği, korsanlık, kriz yönetimi ve terör dahil yeni işbirliği alanlarını kapsayan ‘Savunma İşbirliği Anlaşması’ imzalandı.

Bu anlaşma Doğu Akdeniz bölgesinde güvenlik ve istikrar unsuruymuş!.. Neye karşı? Esat’a, ABD’ye, Rusya, İran ve Türkiye’ye mi karşı? Doğu Akdeniz’de istikrarı kimlerin, hangi ülkelerin bozduğu bilinmiyor mu? Bozulan istikrarı Rum Yönetimi ile Fransa düzeltecekse vay halimize!

Rum tarafının tek derdi Türkiye’dir ve gerçekleştirilen ikili anlaşmalar da Türkiye’nin Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’deki rolü dikkate alınarak imzalanmakta, tanzim edilmektedir. Rum Yönetimi bu gerçeği açıklama cesareti gösterememektedir, ancak anlaşmaların içeriğini okuyanlar, amacın ne olduğunu kolaylıkla anlayabilmektedir.

Kıbrıs Türk halkının değil ortaklığını, varlığını bile kabul etmeyen bir zihniyetle yapılacak müzakerelerin ‘sırf ‘görüşme olsun diye görüşme’ modundan kurtarılması gerektiği inancındayız. Akıncı’nın dediği gibi, Nisan ve Mayıs ayları bu konuyu da netliğe kavuşturacaktır.

 

***

 

Akıncılar yolu bir prestijdi; ‘Ya yapılacak, ya yapılacak!’

 

Barış Harekâtı’ndan bu yana 43 yıl geçti. Bu 43 yıl içinde çok yazdık, radyo ve televizyonlarda dile getirdik. Bıkmadan ve usanmadan! En nihayet bu Akıncılar yolu konusunda adım atıldı ve mesafe de kat edildi. Ulaştırma ve Bayındırlık Bakanı Kemal Dürüst açıkladı. Yol 5 Mayıs’ta hizmete açılacak.

Yeri gelmişken bu konuda askeri bölge olması nedeniyle zamanında Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri  Komutanlığını ikna eden ve olurunu alan dönemin Geçici Teknokrat Hükümeti Başbakanı, şimdi Meclis Başkanı Sibel Siber’in hakkını vermek gerek.

Evet; tam 43 yıldan beri bu yolu kullananlar artık rahata kavuşacak ve evlerine diledikleri vakitte, diledikleri gibi ve kimlik göstermek zorunda kalmadan gidebilecekler.

Dış ülkelerden, özellikle de İngiltere’den gelen Akıncılar kökenli soydaşlarımızın bu duruma çok sevineceklerini şimdiden duyar gibiyiz. Çünkü o konuda mağdur edilenlerin sayısı az değildir. Yolun açılmasıyla köşede bucakta kalan bir zamanların en büyük Türk köyü olan Akıncılar’a ilginin artacağına kuşku yoktur.   Londra’dan gelen bazı vatandaşların, atalarının köylerine yerleşmek, hatta yatırım yapmak istediklerini dile getirmektedirler.

Her şey bir yana, başlangıçta da vurguladığımız gibi, Akıncılar yolu KKTC açısından bir prestij meselesi haline gelmişti… Bu güne kadar göreve gelmiş olan her iktidara bu durumu anlatmaya çalıştık. Dilimizde tüy bitti, ama en sonunda maksat hasıl oldu.

Yolun bölgeye çok yararı olacağına dair inancımızı belirtmek isteriz.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.