Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

05.03.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Hani suyun bir damlasını bile zayi etmeyecektik?..

Birkaç gün üst üste ve inadına Anamur suyunu gündeme taşımaya çalıştık. Belki yetkililer de hızlanır ve eksik boruları tamamlarlar diye dürtüklemeyi görev bildik.

Özellikle ‘Sarı Altın’ denilen narenciye bahçelerine suyun hâlâ ulaştırılamamasının kabul edilebilir olmadığını vurguladık, bu konuda mazeret üretilmemesi gerektiğini kaydettik.

Türkiye’den bu adaya su getirilmesi yıllarca tartışma konusu oldu. Sayıları az olsa da, bazı felaket tellalları ve malum çevreler, suya bile karşı tavır sergilediler, su üzerinden siyaset yapmayı yeğlediler. Projenin gerçekleşeceğine inanmayanlar da vardı. Onlar da ha bire karalama kampanyası yürüttüler… Öyleleri de vardı ki, Rum tarafıyla dirsek temasında kendilerine telkin edilenleri burada yaymaya çalışıyorlardı.

Bunlar gerilerde kaldı ve bu halkın ezici çoğunluğunun istemi doğrultusunda asrın projesi gerçekleştirildi, Anamur suyu da bu ülkeye taşındı.

Öteden beri olumsuz tavırlarıyla saf tutanlar bile, kendi aralarındaki sohbetlerde ‘iyi ki su geldi’ diye çaktırmadan memnuniyetlerini dile getiriyorlar.

Sonuçta millet Anamur suyundan memnun… Ancak suyu henüz tadamayanlar, aradan bunca zaman geçmesine rağmen kavuşamayanlar memnun olabilir mi? Elbette olmaz!

Su konusunda yoğun tartışmalar yaşandı KKTC’de… Birçoğu da gereksiz tartışmalardı… Ama gerilerde kaldı dedik ya… Türkiye kanadı projenin gerçekleştirilmesinde görevini yerine getirdi. Ancak KKTC’de henüz bu suyu göremeyen, tadamayan, kullanamayan insanlar var. Bunun sorumluluğunu idrak etmek gerek. Geçmiş iktidarlar döneminde bazı yanlışlar, ihmaller yapılmış olabilir. Ancak o ihmallerin devam ettirilmesi hangi gerekçeyle olursa olsun, doğru değildir ve kabul edilemez.

Borular tamamlanamadığından her gün 192 bin metreküp su denize akıtılıyorsa, bunun hesabı elbette sorulur. Mesarya bölgesinin toprağı kuraklıktan çatlarken, narenciye yöresi Güzelyurt’a bunca zamandır su ulaşamazken, tuzlu su alıp başını giderken, verim her geçen gün daha da düşerken, görevlerini yerine getiremeyenler rahat uyku uyuyabiliyorsa pes doğrusu!

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Türkiye’den KKTC’ye gelen suyun çocukluk hayali olduğunu belirterek, suyun belirli bölümünün denize akmasının teknik olarak zorunluluk olduğunu söyledi. Çavuşoğlu, Türkiye’nin 470 kilometrelik bir hat döşediğini, suyun halkın yüzde 80’ine ulaştığını ifadeyle, “2017 yılında en büyük hedefimiz, yüzde yüzüne ulaşacak şekilde ihalelerin tamamlanması ve çalışmaların bitmesidir” değerlendirmesinde bulundu.

Bakan, gelen suyun tarımda kullanılmasıyla üreticilerin yüzünün güleceğini ve Kuzey Kıbrıs’ın bir gıda deposuna dönüşebileceğini kaydetti.

Doğrudur, ancak hedefe varılabilmesi için de çalışmaların gece gündüz devam ettirilmesi ve tüm yerleşim birimleri ile KKTC topraklarının Anamur suyu ile buluşması gerek!

Birçok ülke yağmur suyunu bile son damlasına kadar değerlendirirken, atalarımızın “Bir damla suyu dahi zayi etmeyin” sözünü anımsıyoruz da, her gün değil bir damla, 192 bin metreküp suyun denize akıtılması karşısında yüreğimiz sızlıyor, içimiz cız ediyor.

***

Kötülüklerin anası ve izolasyonlar

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Pakistan dönüşünde yaptığı açıklamada gerçeği ifade ederek, “Tüm kötülüklerin anası ENOSİS’tir” diye yinelerken, eski görüşmeciler Osman Ertuğ ile Ergün Olgun da yazılı ortak açıklamalarında, ENOSİS kararının, Kıbrıs Türk tarafınca izlenen politikaların gözen geçirilmesini gerektirir nitelikte olduğunu belirttiler.

Ortak açıklamada, “Kıbrıs Türkünün ve kurumlarının siyasi eşitliğine pratikte ve gerçek anlamda saygı gösterilmeden, bunun ifadesi olarak en azından Kıbrıs Türküne karşı uygulanan haksız ve Kıbrıs Rum tarafının hegemonyacı tutumunu sürdürmesine olanak sağlayan izolasyonlar kaldırılmadan müzakerelere başlanmasının yine bizi aynı kısır döngü içine sokacağını, bundan kaçınılması gerektiğini değerlendirmekteyiz” denildi.

Bizce açıklamanın can alıcı bölümü bu… Bizim yıllardır üzerinde ısrarla ve hassasiyetle durduğumuz da budur. İzolasyonlar kalkmazsa, Kıbrıs Türk tarafı niye müzakere masasına otursun? Nihayet bu konuda AB de söz verdi, ama sözünü yerine getirmedi. Madem ki, Rum tarafı ENOSİS kararında ısrarlı, Türk tarafı olarak, bizim de şartımızın bu olması gerek. Biz bu gerçeği yıllardır yazıyor, savunuyor ve dillendiriyoruz.

Bu gibi hallerde ‘Halep orda ise arşın da buradadır’ demek lazım.

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.