Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

07.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Haydi Allah rast getire…

Genelde balıkçılar tekneleriyle denize açılırken, ‘Haydi Allah rast getire’ derler… Av mevsiminde avcılar için de kullanılır. Ve daha nice durumlarda… ‘Kazancın bol olsun’, ya da ‘Bereket aksın’ anlamındadır. Her türlü ürün için de söylendiği gibi, yeni bir inşaat veya yeni bir iş öncesinde de!..

Daha fazla örneğe gerek yok. Biz de İsviçre’nin Mont Pelerin kasabasında yapılacak görüşmeler için ‘Haydi Allah rast getire” diyoruz. Rast getirsin de, bu belirsizlikten kurtulalım. Ancak bu, bir tarafın isteğiyle olmaz! İki tarafın da aynı şekilde istekli olması gerek!

Kıbrıs Rum tarafı, Mont Pelerin görüşmeleri öncesinde iki büyük gaf yaptı. Keşke yapmasaydı. Birincisi, karma köy Pile’de uzun çalışmalar sonucu planlanan, Türk ve Rum polislerinin ortak operasyonunda Türk polisinin yok sayılması, ikincisi de Ercan’dan uçan Rumlara ceza verileceğine dair yapılan açıklama…

Rum Adalet ve Kamu Düzeni Bakanı Yonas Nikolau, Pile’de geçtiğimiz günlerde yapılan kumar operasyonunun, ortak operasyon olmadığı iddiasını yineledi, KKTC polisi ile hiçbir ortak operasyon yapılmadığını, sadece BM ile bilgilendirme ve görüşme yapıldığını öne sürdü.

Bir yandan Akıncı ile Anastasiadis arasında, federal devlette Türk ve Rum polis sayısı bile belirlenirken, Pile’de olup biten bir olayda gerçeği inkâr etmek, Türk polisini yok farz etmek neye hizmet etmektedir? Gerçeği yansıtmayan bu tür açıklamalar Mont Perlerin görüşmelerine olumlu bir katkı koyar mı?

Beri yandan Kıbrıs Rum Futbol Federasyonu’nun (KOP) Ercan Havalimanı’ndan seyahat eden federasyon üyelerine ilk olarak 10 bin Euro para cezası verileceğini, bunun tekrarlanması durumunda üyelerin kaydının federasyon kütüğünden silineceğini duyurması, Kıbrıs sorununun bu kritik aşamasında neye hizmet etmektedir?

Kıbrıs siyasal sorununun çözümüne yönelik bu denli önemli bir zirve arifesinde verdiğimiz bu iki örnek hiç de hoş değildir.

İsviçre görüşmelerine ‘kritik bir dönemeç’ mi desek, yoksa ‘kritik bir kavşak’, ‘kritik bir viraj’ mı desek? Dün de değindiğimiz gibi, Rum tarafı toprak konusunda bir harita tutturdu gidiyor… Halbuki toprakla ilgili kriterler

Denktaş-Kliridis görüşmelerinde belirlenmişti… Bu arada çözümün temeli de 1977’de Denktaş-Makarios ve 1979’da Denktaş-Kiprianu doruk anlaşmalarıyla saptanmıştı: İki kesimli, iki toplumlu federal bir çözüm şekli… Nitekim Akıncı da son açıklamalarında iki kesimliliğin sulandırılamayacağına vurgu yaptı. Dahası dönüşümlü başkanlığı Rum tarafının kabul etmediğini, ancak mutlaka olması gerektiğini anımsattı. Akıncı, “Rum tarafı, müzakerelerin 50 yıl daha sürmeyeceğini bilmesi gerekir” dedi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, İsviçre’ye gitmeden önce Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştü. Çözümde, adada iki kesimli, iki toplumlu yapının hukuken güvence altına alınması ve garanti sisteminin korunmasının önemli olduğu vurgulandı. Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ise, Türkiye’nin dönüşüm halindeki devlete garanti olmasının mümkün olmadığı şeklindeki görüşünü yineledi ve  güvenliğin ‘BM himayesinde çok uluslu bir kuvvet’ veya ‘güçlendirilmiş bir barış gücü’ tarafından sağlanabileceğini ifade etti.

Gerçi İsviçre’deki müzakerelerde esas konu toprak olacaksa da, uzlaşma halinde sıra güvenlik ve garantilere geleceği için taraflar arasındaki benzerlik ve farklılıkları ortaya koymaya çalıştık. Böyle olmasına rağmen, yine de Mont Pelerin’den beklentimiz olumlu bir sonucun çıkmasıdır.

 

***

 

Ecevit’i unutmadık!

 

Türkiye’nin eski başbakanlarından, aynı zamanda Kıbrıs Barış Harekâtı’nda dönemin hükümetinin başı Karaoğlan Bülent Ecevit’i ölümünün 10’uncu yılında saygıyla anarız. Ankara’da düzenlenen törende konuşan DSP Genel Başkanı Önder Aksakal’ın, “Toplumun içinde, dünya devletleri arasında başımız dik geziyorsak, bize açtığınız yolun eseridir” sözleri özellikle bu günlerde büyük anlam ifade etmektedir.

DSP eski genel başkanlarından Zeki Sezer de, Ecevit’in geçmişte uyguladığı politikanın şimdiki politikacılarca örnek alınması gerektiğini, Türkiye’nin, Ecevit’in uzlaşmacı politikasını uygulamayan politikacılar nedeniyle kutuplaşma içinde olduğunu ifade etti. Sezer, Türkiye’nin huzuru, ülkenin birliği bütünlüğü ve refahı için siyasetçilerin, Ecevit’in geçmişte gösterdiği uzlaşıyı gerektiğinde hayata geçirebilmeleri gerektiğini kaydetti.

Ülkemizde ise, Göçmenköy girişindeki meydana Ecevit heykelinin dikilmesinde ön ayak olan Sönmezliler Ocağı Başkanı Erden Esenyel, Ecevit’in Kıbrıslı Türklerin gönlünde taht kurduğunu söyledi, Barış Harekâtı ile oluşturulan ortamda Türklerin de, Rumların da kavgasız gürültüsüz yaşam sürmelerinin önemine dikkat çekti.

Yunan Cuntası’nın darbesiyle Ada’nın Yunanistan’a ilhakına kıl payı kala, Kıbrıslı Türklerin yok olmasını müdahale kararıyla önleyen Ecevit’i ölümünün 10’uncu yıldönümünde saygı ve rahmetle anarız.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.