Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

12.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Hayıflanmaya ne gerek?.. Eskiden yeniye bayramlar

‘Nerde o eski bayramlar’ diye hayıflanmaya gerek yok! Onlar mazide kaldı. Benzerlerini Anadolu’nun köy ve kentlerinde görebilirsiniz… Bayramın gerçek tadı ve anlamı oralardadır. Değil İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük kentlerden; ta Almanya’dan, Belçika, Fransa ve diğer ülkelerden kalkıp ‘memlekete’ akın ederler. Hasretlik giderir, bayramın tadını doyasıya çıkarırlar…

Sabahın erken saatinde kalkılır, bayram namazı kılınır, kesilen kurbanın eti fakir fukaraya dağıtıldıktan sonra sofralar kurulur… Bayramda bir coşku olur. O içtenlikli dostluğun, muhabbetin, samimiyetin yerini hiçbir şey tutamaz!

Bizim ülkemizde yok mu? Elbet var da, yüzde kaç?

Düğünler bile eski düğünler değil artık. Sanki de her şey otomatiğe bağlanmış gibi… Gelinle damat, aileleriyle birlikte tebrikleri kabul ederler, uzayan kuyruklar giderek kısalırken, müzik eşliğinde danslar, oyunlar, pasta kesmeler, hepsi o kadar!

Eskiden hele köylerde düğünler günlerce sürerdi. Şimdiki festivaller gibi hafta sonları köylerde şenlikler vardı adeta… Kına geceleri, çeyiz taşımalar, gelinin yastığını kim götürecek yarışı, oyun havaları gırla giderdi… Hele “Üç Ahmet’ler” düğün törenlerine öyle bir renk katarlardı ki, akıllara durgunluk verirdi…

Ahmet Becerikli udunu, cümbüşünü konuşturur, darbukada Ahmet Altıparmak, tefte Ahmet Nadide ve arkadaşları tüm maharetlerini gösterirlerdi… Ancak Mehmetali Tatlıyay’ın kemanı konuşturması zevkle dinlenir, kimseden tıs çıkmazdı. Ondan sonra da avuçlar patlarcasına bir alkış kopardı…

Çoğu kez düğün sahiplerinin avlusu misafirlere dar gelir, sığmaz ve sokağa taşardı… Sesi güzel olan erkekler meydana davet edilerek yanık türküler söyler, müzik eşliğinde oyunlar sabahlara kadar sürerdi… Eskiden davul zurnasız düğün olmadığı gibi, bayram da olmazdı!

Eski düğünler gibi, eski bayramlar da yok artık! Ama toplum olarak bayramlardaki örf ve adetlerden tümden de kopmuş değiliz. Şimdilerde bayram dendi mi, ilk akla gelen tatildir. İnsanımız da haksız değil. “Madem ki devlet Kurban Bayramı tatilini dokuz güne çıkardı, fırsat bu fırsat ben de keyfini çıkarayım” düşüncesi oluşmaz mı?

Her şeye karşın ‘Şeher’ (Eskiden genellikle köylerde Lefkoşa’ya Şeher derlerdi) geçmiş bayramlarda da bir cazibe merkeziydi… Aile ve dostlar arasında bayramlaşmalar bittikten sonra, bayramların birinci gününün ardından millet Şehere akın ederdi… Selimiye Meydanı ile Bandabuliya, Arasta ve Asmaaltı’nı, Sarayönü ve Girne Kapısı’nı o zamanlar görecektiniz… Şimdilerde bomboş olan cadde ve sokaklar cıvıl cıvıldı… Şimdi ‘Bayram bereketi yok’ diyen esnaf, geçmişte bayramlarda bile dükkânlarını kapatmaz, alış-verişin tadını çıkarırlardı…

Özellikle çeşitli tatlılar, taze tahin helvası ve çocuklar için giysi, ayakkabı ve oyuncaklar tercih edilirdi…

Çok eskiden bayram yeri Sarayönü’nde kurulurken, sonraları Girne Kapısı’na taşınmıştı… Şimdiki Fuar Alanı’ndan önce bayram yeri Çağlayan bölgesinde kurulurdu… Cambazlar, Karagöz-Hacivat oyunları, Ahmet Dayı’nın cincirakları, sıra sıra bilardo arabacıkları, muhallebici ve dondurmacılar gençlerin ilgi odağıydı… Her yandan çıkan kebap kokuları bayram yerini kaplar, gerek Lefkoşalı, gerekse köylerden bayrama gelenler lokantaları tıklım tıklım doldurur, bayramın keyfini çıkarırlardı…

Dokuz günlük Kurban Bayramı tatilinde kimileri Fas’ta, kimileri Dubai’de, hatta Küba’da… Türkiye’ye ilgi büyük… Bu arada Kuzey ülkeleri ile tatillerini Afrika’da, Hindistan’da geçirmekte olanlar var. Orta Avrupa ülkelerinin yanı sıra, Antalya ve Kapadokya turları da revaçta… Kimileri Paris’in Şanzelize, Londra’nın Oxford Caddelerinde alış-verişini yaparken, kimileri de Afrika’da aslanların, zebraların peşinde… Ya diğerleri? Okullar açılmadan önce Antalya’da ve KKTC’de bir kez daha denizin tadını çıkarmakla, bazıları da Mekke’de şeytan taşlamakla meşgul!

Bayrama yakınlarından birini kaybedip de buruk girenler olduğu gibi, çalışanları da unutmamak lazım. Biz de bu sınıftan… Bu da yaşamın gerçeği…

Bir Kurban Bayramı’nda daha İslam alemi birliktelik arayışında. Ancak hâlâ parçaları bir türlü birleştirilememiş… Terörün, mezhep kavgalarının körüklendiği, etkisini gösterdiği ülkeler büyük oranda Müslüman ülkeler… Kim bilir, yerinden yurdundan olanlar bu bayramı nerelerde ve nasıl kutluyor ya da kutlayamıyorlar?.. Dileğimiz; İslam alemi ve tüm dünyada barış, huzur ve güvenin tesis edilmesidir.

Mübarek Kurban Bayramınızı en içten dileklerimizle kutluyoruz.

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.