Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

17.05.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Hep gerçekleri dile getirdi, şimdi de Niko’yu uyarıyor

Nikos Rolandis, Rum Yönetimi’nin eski Dışişleri Bakanlarından. Ayrıca Sanayi, Ticaret ve Turizm Bakanı olarak da Rum kabinesinde yer aldı. Kıbrıs gerçeklerini her zaman dile getiren eski bir siyasetçi ve saygın bir işadamı. Geçmişte kendisiyle birkaç kez görüşmüş, hatta ‘Halkın Sesi’nde iken, evine giderek uzun bir röportaj yapmıştım…

Rum ordusunun mevzilerinden mücahitlere kasıtlı olarak Türkçe dinletilen ‘Bekledim de gelmedin’ şarkılarının çalındığı günlerde bile Rum liderliğine uyarılarda bulundu, doğru yolu göstermeye çalıştı. Şimdi de doğalgaz konusunda Rum lider Nikos Anastasiadis’e bir mektup göndererek, yeniden uyardı.

Rolandis mektubunda, “Dostum Niko, doğalgazda Kıbrıslı Türklerin hakları konusunda da bizi kimse haklı görmeyecek. Mesele çok hassastır. Dolayısıyla icraatlarınıza dikkat edin. Çok geç değilse önerimi inceleyin” dedi.

Rolandis mektubunu “Bizi ne çok uluslu petrol şirketleri, ne de ‘dostlarımız’ kurtaracak. Türkiye, öngörülemez ve çok tehlikeli bir ülkedir” diye noktaladı.

Geçmişte bazı endişe ve korkularının doğru çıktığını dile getiren Rolandis, “Şimdi de Kıbrıs için endişe ve korku duyuyorum” dedi. Rumların tarihi hatalarından örnekler veren Nikos Rolandis, 1963’te anayasa değişikliği ile 1967’de oybirliğiyle alınan ENOSİS kararını hatırlatarak, “Türkiye çok kez uyardı ama dinlemedik. Böylece toprağın üçte birinden fazlasını kaybettik” dedi.

Bunlar tarihi gerçeklerdir. Daha neler yok ki! Hep yaşadık, gördük. Rolandis Dışişleri Bakanlığından boşuna mı istifa etmişti? Rauf Denktaş, toprak konusunda New York’ta Genel Sekreterin de hoşuna gidecek şekilde jest yapmış, ancak dönemin Rum yönetimi başkanı Spiros Kiprianu, ‘Yüzde 29 +’ önerisini kabul edeceğine, “Müsaade edin, Atina’ya da sorayım” diyerek, Denktaş’tan aldığı kâğıdı (öneriyi) Yunanistan’a götürmüş ve geri dönmemişti… Bunun üzerine Denktaş da, BM Genel Sekreterine “Kiprianu’nun geleceği yok. Bana da müsaade” deyip New York’tan ayrılmak zorunda kalmıştı…

Tüm bunlara karşı Kıbrıs Türk tarafının hiç mi hataları, yanlışları olmadı? Elbette oldu, ama Rumlarınkine kıyasla devede kulak kabilinden!

Dönemin ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ Cumhurbaşkanı Yardımcısı Dr. Fazıl Küçük, anayasa değişikliği konusunda ‘yapma etme’ diye Cumhurbaşkanı Başpiskopos Makarios’u az mı uyarmıştı? Üstelik Ankara da anayasada değişiklik yapılmasına şiddetle karşıydı ve Makarios’un resmi Türkiye ziyaretinde bizzat dönemin Başbakanı İsmet İnönü tarafından kendisine söylenmişti…

Tüm uyarılar Makarios’un bir kulağından girdi, öbür kulağından çıktı. Hem Yunanistan’dan cesaret alıyordu, hem de ‘Bağlantısızlar’dan… Zaten daha ilk günden Rum halkına da sözü vardı. “Bu anlaşmalar, ENOSİS yolunda sıçrama tahtasıdır” demişti… NATO ve Varşova paktları dışında Bağlantısızlar güçlü bir bloktu. Her toplantılarında Türkiye aleyhine kararlar çıkıyordu. Çünkü Makarios, o dönemde Hindistan’ın Nehru’su, Mısır’ın Abdulnasır’ı, eski Yugoslavya’nın Tito’su ve Suriye’nin eski devlet başkanı Esat gibi Bağlantısızlar’ın liderlerindendi. Kabul etmek gerekir ki, Bağlantısızlar Hareketi’nde büyük saygınlığı vardı. Rusya da kendilerini arada bir okşamaktaydı…

Söz konusu platformlarda istediği kararları çıkaran Makarios şımarmayacak da, Mustafa Çoronik mi şımaracaktı?  ‘Artık ben oldum, bütün Bağlantısızlar Bloku arkamda’ diye hava atan Makarios, hedefine ve amacına ulaşabilmek için anayasada 13 maddelik değişiklik önerisini Dr. Küçük’e sundu. Buna göre Cumhuriyetin ortağı olan Türklerin birçok önemli hakları ellerinden alınıyor ve Maronitler, Ermeniler gibi azınlık durumuna düşürülüyordu. Bu koşullar altında Türklerin Ada’da tutunabilmesi mümkün değildi. Dolayısıyla öneri hem Dr. Küçük, hem de Ankara tarafından derhal reddedilmişti… Ondan sonra “Madem kabul etmiyorsunuz, biz de silahla amacımıza ulaşırız” denildi.

Rolandis’in işaret ettiği gibi, Türkiye ciddiye alınmadı, başka yerlerden medet umuldu. Makarios da gördü ki, imdadına gelen olmadı. Bel bağladığı Yunanistan bile onu alaşağı etti. Hatta BM Güvenlik Konseyi toplantısında Türkiye’ye hitaben “Daha ne duruyorsunuz, Kıbrıs’ta anayasa ayaklar altında… Garantör ülke olarak niye müdahale etmiyorsun?” diye seslenmiş ve müdahaleye davet etmişti…

Diyeceğimiz; şimdilerde Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile pazarlık yaptığı izlenimi yaratmaya çalışan Nikos Anastasiadis’in de amacı farklı değildir. İşte meclisteki ENOSİS kararı ve işte ‘EOKA mücadelecileri’ için 100 bin Euro’luk katkı. Bunları yapan, Nikos Rolandis’in uyardığı ve ‘dostum’ diye kendisine mektup yazdığı ‘Niko’ yani Nikos Anastasiadis. Koltuk sevdası ve macera uğruna fitili ateşler mi dersiniz?

Ancak her hal ve kârda Nikos Rolandis, “Bizi, ne çok uluslu petrol şirketleri, ne de ‘dostlarımız’ kurtaracak. Türkiye öngörülemez ve çok tehlikeli bir ülkedir” demekte haksız mıdır?

Bir başka deyişle, Kıbrıslı Türklerin de hakkı olan doğalgaz konusunda tek yanlı girişimlere seyirci mi kalacaktır?

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.