Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

02.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Her tarafımız deniz, ama balıkçılık hâlâ yerinde sayıyor!

Geçtiğimiz pazar, büyük avın ilk günüydü… Çok şükür kazasız belasız atlatıldı. İstisnalar dışında genelde ne Kuzey’deki avcılar memnun kaldı, ne de Güney’dekiler! Çoğu eli boş döndü. Ama en azından arazide yürüyüş yapmış oldular ya…

‘Fileleftheros’ gazetesi, avın ilk gününde tavşan, keklik ve fassa ile karşılaşanların sayısının az olduğunu belirterek, ileriki av günlerinde bu hayvanlarla karşılaşma olasılığının giderek azalacağını kaydetti.

Doğrudur. Türk’te de, Rum’da da avdan çok avcı olduğuna göre; başka ne beklenebilir? En fazla avın Yeşil Hat dolaylarında ve askeri bölgelerde olduğu belirtilirken, oralara girebilmek kimin haddine?

Evet; çoktandır değinmek istediğimiz bir konuya bu şekilde giriş yaparken, ülkedeki balıkçılığa dönmek istiyoruz.

Dünkü KIBRIS Gazetesi’nin ön sayfasında da konuya ilişkin fotoğraflı bir haber vardı. Balıkçılar Birliği Başkanı Kemal Atakan, arkadaşımız Ahmet İlktaç’a sorunlarını aktarırken, devletin ilgisizliğinden yakındı. Güney Kıbrıs’taki balıkçılara devletin her türlü desteği verdiğini söyleyen Atakan, KKTC’deki balıkçıların, malzemelerine dahi yüksek vergi ödediklerini belirtti.

Güney’de balığın pahalı, malzemenin ucuz, Kuzey’de ise bunun tam tersi olduğunu, bu arada kaçak avcılığın önüne geçilemediğini ifade eden Atakan, Girne, Gazimağusa ve Gemikonağı’nda balıkçı barınakları bulunmaması nedeniyle sığıntı durumunda olduklarını kaydetti. Sorunlar arasında, zıpkınla balık avcılığı ve kaçak avcılık nedeniyle birçok balık türünün neslinin tükenmekte olduğu da bulunuyor.

Balıkçılık sektörü, Hayvancılık Dairesi Su Ürünleri Bölümü’ne bağlı… Böyle olmasına rağmen, Hayvan Yetiştirici ve Üreticileri Birliği sesini yükseltti mi, eylemini yaptı mı istediğini alır, beklentilerini karşılar. Hele Başkan Mustafa Naimoğluları, kendine has ses tonuyla meydanları çınlatır da gene…

Haklı konularda illa ki eyleme gitmek, meydanlara inmek mi lazım? Öyle de, galiba bu memlekette geciken haklar, yapılması gereken ödemeler bu tür yöntemlerle çözüme kavuşturulur.

Bir adada yaşıyoruz. Her tarafımız deniz. Balığın, her çeşit deniz ürünlerinin bol olması gerekirken, ada sakinlerinin sanki de balıkla arasında mesafe var… Özellikle Türkiye’den burayı ziyarete gelenler, bu durumu hemen fark ediyor, ‘Yahu sizin her tarafınız deniz, bu ne hal?’ demekten kendilerini alamazlar.

Örneğin denizin olmadığı Ankara, Gaziantep gibi kentlere de her Allahın günü taze balık ulaşır ve vatandaş da pazarda mevsimin balık türleriyle tanışmış olur.

Bizde maalesef balıkçılık hep ihmale uğradı, geçimini bu meslekten sağlamaya çalışanlarsa mağdur edildi. Yalnız bugün için konuşmuyoruz. Dün de öyleydi, daha önceleri de! Gelmiş geçmiş hükümetler tarafından bu sektöre yeterince ilgi gösterilmedi, destek sağlanmadı. Böyle olunca da bazı balıkçılar, dövizin cazibesine kapılarak yakaladıklarını da Güney’e gönderiyorlar.

Halbuki balıkçılığın bu ülkede en gelişmiş sektörlerden biri olması gerekirdi. Deniz var, ancak altyapı yok! Bir süre önce benzer şikâyetleri Yeni Erenköy’deki balıkçılardan da dinlemiştim… Profesyonel balıkçının en başta isteği balıkçı barınağıdır. Öyle rüzgârın, fırtınanın etkisiyle bir yaprak gibi uçmayacak barınaklar… Ondan sonra da Balıkçılar Birliği Başkanı Kemal Atakan’ın dediği gibi, balıkçılık malzemelerindeki yüksek verginin kaldırılması veya makul bir seviyeye indirilmesi, ekmeğini bu meslekten kazananlarla kazanmayanların ayırt edilmesi ve zaman zaman ‘deveyi hamutu ile götürür’ cinsinden, geçtiği yerde balığı silip süpüren trollerin kontrol edilmesi…

Madem ki, geçtiğimiz günlerde ‘Hayvancılık ve Su Ürünleri Çalıştayı’ da yapıldı, ilgili bakanlığın çalıştayda ortaya konulan görüş, düşünce ve önerilerden yararlanarak, bu sektörün gelişmesi yönünde atılımlar yapması, adım atması gerekir.

Her tarafımız deniz olmasına rağmen, balıkçılık sektörünün olduğu yerde sayması, hatta gerilemesi kabul edilebilir değildir. Her tarafımız deniz olmasına ve doktorların da her fırsatta ‘balık tüketin’ gibisinden tavsiyelerde bulunmasına karşın yeterli balık olmaması adeta bir zuldür.

Üstelik Rum yetkililerin zaman zaman, “Nüfus oranına göre elinizde tuttuğunuz sahiller çok fazladır” şeklindeki sitem ve yakınmalarını da dikkate alarak, denetim altında bulundurduğumuz denizlerden çok daha fazla yararlanmak gerekir.

Konunun takipçisi olacak ve ileride yeniden irdelemeye çalışacağız.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.