Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Akay CEMAL

Akay CEMAL

06.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

İç barışı tüketirsek, dıştan dayatmalar da bizi tüketir!

Şu sıralar bir Rum tarafına bakıyoruz, bir de bizim tarafa… Aradaki fark korkunç! Bizde müthiş bir dağınıklık, onlarda birlik ve beraberlik hakim… Tek yürek halindeler.

Saat uygulamasından dolayı bir tedirginlik, bir kargaşa ve kaostur gidiyor… Uyulacak, uyulmayacak tartışmaları alabildiğine sürüyor.

Kıbrıs sorununun bu en kritik aşamasında toplumu kısır bir döngü içine çekmek için çaba gösteren, böylelikle dış gelişmelerden soyutlamaya çalışan ‘fırsat kollayıcıları’ da, karmaşa ortamının sürüp gitmesinin kime yarayacağının bilinciyle hareket ediyorlar.

Saat değişikliği ilk günden olması gerekirken, bir kaza sonucu gündeme gelmesi elbette bir acemilikti, düşünmeden, taşınmadan okeylemekti… Özellikle öğrencilerin, karanlık hitama ermeden sabahın köründe okula gitmek durumunda kalmaları ne getirir, ne götürürdü? Kâr mıydı, zarar mıydı?

Kamu ve özel sektör için de aynı şeyler geçerli değil mi?

Neticede kamu çalışanları, okullar ve özel sektör için saatler yeniden ayarlandı. Ama bu kez de bazı sendikalarla Ticaret Odası kazan kaldırmayı sürdürdü. Ticaret Odası, özel sektörün çalışma saatlerine ilişkin herhangi bir değişikliğin söz konusu olmadığını açıklarken, “Odamız, çalışma hayatının ekonominin ihtiyaçları gözetilerek düzenlenmesi için katkı koymaya devam edecektir” denildi.

Milli Eğitim Bakanı Özdemir Berova da, bazı sendika yöneticilerinin tavrının siyasi olduğunu söyledi.

Öyle görülüyor ki, ‘çalışma barışı’ büyük tehdit altında olup, tükenişe doğru hızla ilerliyor. Bu gidiş durdurulamazsa yangın yeri genişler ve ateş bacayı sarar.

Bu kritik süreçte iç barışı kollayamaz ve kendi evimizde dik duruş sergilemezsek, Kıbrıs konusunda öyle bir dayatma ile karşı karşıya kalırız ki, sonuçlarına da katlanmaktan başka çare kalmaz!

***

1 Aralık gecesi neler oldu?

Mont Pelerin’de Rum ve Yunan tarafının bilinen tavrından dolayı bir başarısızlığın olduğunu herkes kabul etmektedir. Zaten açıklanmıştı da! Özellikle her zaman iyimserliğini muhafaza eden BM tarafı bile kötümserliğe kapılmış ve yeni arayışlar içine girmişti… Rum tarafının aşırı istekleri karşısında Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Mont Pelerin’deki ikinci tur görüşmeleri kastederek, ‘Böyle görüşme olmaz’ şeklinde tepkisini dile getirmişti…

Peki; ne oldu da, 1 Aralık gecesi her şey birden değişti? Anastasiadis, Akıncı’nın çizgisine mi geldi, yoksa Akıncı mı Anastasiadis’in çizgisine? Hangi tarafın istekleri yerine getirildi, kim geri adım attı? Beşli toplantı için tarih saptaması yapılırken, topraktan mı daha fazla taviz verildi, siyasi eşitlikten mi?

Ortalarda bir sürü dedikodu dolaşıyor. ‘Kathimerini’ gazetesi, Mont Pelerin başarısızlığını geride bırakan gelişmenin, Güzelyurt meselesinin yeniden masaya gelmesi olduğunu yazdı. Kısacası Lefkoşa’da devam edecek müzakerelerin ve Cenevre’ye gidilmesinin akabinde gerçekleşecek al-ver sürecine Güzelyurt da müdahil olduğu kaydedildi.

Gazeteye göre; geçen 2 Aralık sabahı Rum Başkanlık Sarayı’nda benzeri görülmemiş bir hareketlilik yaşanırken, en çok konuşulanın da Akıncı’nın beşli konferans tarihini alması olduğuna dikkat çekildi. Sarayın kaynakları, Anastasiadis’in konferans tarihini vermek için ne aldığı sorusuna “Mont Peler’in ikinci turunda ortaya çıkanların ötesinde, kadroya Omorfo’nun girmesinden başka bir şey olamaz” ifadesinin kullanıldığını kaydetti.

Tabii ki bu konularda spekülasyon çok… Ama gerçek olan Mont Pelerin başarısızlığından sonra, 1 Aralık yemeğinde ne gibi gelişmelerin yaşandığı, ne tür tavizlerin koparıldığıdır. Yoksa karamsar tabloyu Ankara mı ortadan kaldırdı?

Bu gelişmeleri değerlendirirken, aklımıza CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz’ın “Rumlar avantajlı olduğu anda bile sanki bir şeyler kaybediyormuş gibi hareket ediyor ve Adaya dönüp süreci ağırdan alarak, pazarlık marjını da fazlalaştırarak taviz koparıyorlar” sözü takılmasın mı?

Her neyse; içte çözüm bekleyen sorunların daha fazla dal budak salmadan çözülmesi gerektiğini bir kez daha vurgular, geleceğimizi ilgilendiren dıştaki gelişmelere karşı da daha duyarlı olmayı salık veririz. Aksi halde

başlıkta da vurguladığımız gibi, iç barışı tüketirsek, dıştan dayatmalar da bizi tüketir!

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.