Cyprus Today sol
  • 17 Ocak 2017, Salı 7:56
AkayCEMAL

Akay CEMAL

İş komiteye havale edildi mi, anla artık ne olacağını

Kıbrıs Türk Halkının Varoluş ve Özgürlük Mücadelesi Lideri Dr. Fazıl Küçük’ü anma töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, şu sıralar herkesin dilinde olan ‘Cenevre süreci’ hakkında da bilgi verdi.

Kıbrıs müzakerelerinin yapıldığı Cenevre sürecinin henüz bitmediğini belirten Akıncı, sürecin önümüzdeki günlerde (18 Ocak 2017) teknik seviyede, çalışma grupları seviyesinde devam edeceğini, ardından üst seviyede devam ederek sonuçlanacağını vurguladı.

Akıncı, üst seviyenin bu kez Dışişleri Bakanlığı’nın da ötesine geçme potansiyelini taşıdığını, belki başbakanların katılımıyla gerçekleşeceğini ifade etti.

Birtakım muğlak ifadeler var Akıncı’nın açıklamasında… Cenevre’de neler olup bittiği, akabinde yapılan beyanlarda durumun ne olduğu açıklığa kavuşmuş vaziyettedir. Müzakere süreci noktalanmış değildir. Ucu açık da olsa, kapalı da olsa şu veya bu şekilde devam edecek, ettirilecektir. Ancak komiteye havale etme, bir yerde ‘zamana oynama’ ile eş anlamdadır.

Cenevre sancılarında özellikle Türkiye’nin tavrı merak konusuydu. Yalnız Rumlar ve AB tarafından değil, aynı zamanda Kıbrıslı Türkler tarafından da! Ama görüldü ki; Ankara, Kıbrıs konusunda bir uzlaşmaya varılmasını istemekle birlikte, ‘olsun da nasıl olursa olsun’ biçiminde bir çözümden yana değildir. Bizim müzakere heyeti de öyle! Her ne kadar aralarında aşırı iyimser olanlar varsa da, bunca deneyimden sonra, onlar da Rum tarafının amaç ve isteminin ne olduğunu herhalde öğrenmiş bulunmaktadırlar.

Kıbrıs Türk halkının kafasındaki bazı soru işaretleri de Cenevre süreci münasebetiyle yanıtlandı diyebiliriz. Türkiye’nin Kıbrıs konusundaki dik duruşu, ilkeli tavrı bir kez daha dünya kamuoyunun bilgisine getirildi. Bu tavrın ne olduğunu daha önceden BM, AB, ABD, İngiltere, Yunanistan ve Rum tarafı daha önce bilmekteydi… Çünkü Genel Sekreterin Kıbrıs Özel Danışmanı Eide’nin, Atina’ya olduğu gibi, Ankara’ya da ziyaretleri olmaktaydı. O ziyaretlerde, görüşmelerde konuşulanlar kapalı kapılar arkasında kalmaktaydı, ancak bu kez Cenevre münasebetiyle gün ışığına çıktı.

Büyük ve aynı zamanda bölgede söz sahibi bir ülke olan Türkiye, başta terör olmak üzere; birçok sorunlarla boğuşurken, elbette ki Kıbrıs’ı unutacak değildi. Elden çıkarma gibi bir tavır sergilemeyeceği, böyle bir lüksü olmadığı da bilinmekteydi… Ancak her şeye rağmen, Türkiye’nin tutumunu merak edenler, Cenevre sürecindeki açıklamalarla Hanya’yı, Konya’yı bir kez daha anlamış bulunmaktadırlar.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açık veya kapalı Maraş’la ilgili görüşü, Erenköy’le Güzelyurt’un, Yeşilırmak üzerinden bağlanması önerisi ilk kez ortaya konuldu. Niye değerlendirilmesin?..

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun “Kıbrıs Türkü’nün güvenlik, garanti, toprak ve diğer konulardaki hassasiyeti bizim hassasiyetimizdir. Bu konudaki haklarımızı ve çıkarlarımızı sonuna kadar savunuruz. Hiç kimse endişe içinde olmasın” sözleri ise bir kararlılık ifadesidir. Doğruyu söylemek gerekirse, Kıbrıs konusunda bu tür açıklamalara çoktandır hasret kalmıştık…

Onun için değil miydi ki, Sn. Akıncı bir süre önce “Tek sığınacağımız liman Türkiye’dir” demişti…

Ne Atina’ya sığınabiliriz, ne de Pire limanına!

Cenevre’nin tozunu henüz üzerimizden atmış değiliz. Ancak gidişatı da görebiliyoruz. Bizde meşhur sözdür, ‘her iş olacağına varır’ diye… Hele herhangi bir konu komiteye, komisyona havale edildi mi, unut gitsin. Ne olacağı, ne zaman sonuç çıkacağı belli değildir. Unutulur gider, hatta ilgili dosya bazen kaybolur da!

Bu nedenle kararlı ve bilinçli bir şekilde yolumuza devam etmek tek seçeneğimizdir. Dün de vurguladığımız gibi, önümüzde yapılması gereken dünya kadar iş, çözümü gereken dünya kadar sorun vardır. Onlara odaklanalım. Yoksa Rum lider Anastasiadis’in, garantörlük ve müdahale hakkı ile ilgili ‘Çok uluslu polis gücü’ gibi saçmalıkları bizi ilgilendirmez ve ilgilendirmemelidir. Bu tür yaklaşımlar zamana oynama ve Türk tarafının kafasını karıştırma amacına yönelik taktiklerdir.

‘Uluslararası polis gücü’ bugüne kadar dünya üzerinde hangi çatışmayı önledi, hangi başarıyı sağladı? Böyle bir öneri veya düşünce KKTC ve Türkiye ile alay etmek, bir başka deyişle sorunu sürüncemede bırakmak demektir. Bu durumda Kıbrıs Türk halkı olarak, bize de yolumuzu, yönümüzü tayin etmek düşer.

Daha ne diyelim?..


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 28 18 7 3 34 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 28 16 5 7 18 53
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 28 16 5 7 15 53
4 BİNATLI YSK 28 14 7 7 19 49
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 28 11 11 6 8 44
6 BAF ÜLKÜ YURDU 28 11 8 9 14 41
7 LEFKE TSK 28 12 5 11 11 41
8 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 28 13 2 13 2 41
9 CİHANGİR GSK 28 11 6 11 2 39
10 TÜRK OCAĞI LİMASOL 28 12 2 14 2 38
11 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 28 10 7 11 3 37
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 28 10 2 16 -25 32
13 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 28 8 7 13 -15 31
14 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 28 5 8 15 -32 23
15 YALOVA SK 28 5 7 16 -21 22
16 OZANKÖY SK 28 4 7 17 -35 19
yukarı çık